Kişisel çıkar, hesaplarından uzak gönülden yolumuza emek veren canları tenzih ediyorum.
Kabul etmeliyiz ki sosyal medya platformları yaşamımızın bir parçası, toplumsal ilişkiler, etkileşimler, büyük organizasyonlar, kitlesel eylemler, buluşmalar, ekonomik ve ticari faaliyetler bu platformlar üzerinde gerçekleşiyor.
Zaman buldukça sosyal medyada yazılan yazıları, gelişmeleri takip etmeye çalışıyorum, bunu çok eğlenceli buluyorum.
Sosyal Medyanın ilginç bir yanı da insanların gizli tutukları gerçek kimliklerinin zamanla dışa vurulmasına gerçek kimliklerinin, karakterlerinin ortaya çıkmasına ve bizim insanları daha yakından tanımasına da vesile oluyor.
Bu platformlarda her kes istediğini bulabilir, istediği kesimler ile etkileşime girebilir bu bir tercih, duygusal ve düşünsel bağ ile ilgili bir durum.
Doğal olarak benim ilgi alanımı meşgul eden, aydın, ilerici, demokrat kesimlerdir. Sosyal medya platformlarında bu kadar ilerici, aydın insanın varlığına tanık olunca umutlanıyorum, bugünden tüm kötülükleri ortadan kaldırabileceğimiz hissine kapılıyorum birden.
Gündelik hayatını sosyal medyaya yansıtan insanların toplumsal sorunları sosyal medyada tartışmayalım sözleri ise tam bir eğlence konusu oluyor. Özel yaşantılarını, siyasal düşüncelerini, el alemin sorunlarını bu platformlar üzerinden tartışmak, konuşmak, değerlendirmeler yapmak sorun olmuyor, fakat Alevi toplumunu ilgilendiren sorunlar hakkında toplumu bilgilendirmek, uyandırmak sorun oluyor, gerekçe birliğimiz ve dirliğimiz bozulur, toplumsal çürümenin, yozlaşmanın pek önemi yok.
Bu aralar her kes çok cömert davranıyor, hakkını vermek gerekiyor.
Ortalık Demokrasi dersi verenlerden, hak hukuk adalet dağıtanlardan, kayyuma karşı olanlardan geçilmiyor. Ne güzel, bir an insan hayallere kapılıp bir başka aleme gidiyor Benim insanım ne kadar hak sever, ne kadar adil, ne kadar özgürlükçü hissine kaptırıyor kendisini.
Dışarıya karşı cömert olanlar içe gelince çok cimri davranıyorlar, dışarıya karşı demokrat olanlar, hak, adalet dağıtanlar içe gelince bu sözleri unutuyorlar.
İnsan tutarsız olunca her yana döner, dönenler için zaten bir sorun yok dönmek onların karakteridir.
Dün el üstünde tutuklarını, yere göğe sığdıramadıklarını bir günde yerin dibine sokarlar, dün yerin dibine soktuklarını bir anda övgülere boğarlar, ulusalcı, Kemalist dedikleri ile kucaklaşırlar, dün sırtında taşıdıklarını alıp yere vururlar, yerden yere vurduklarını sırtına alıp taşırlar, Çıkarları, menfaatleri neredeyse oraya koşarlar.
Delegelere Para dağıtılmış, insanlar satın alınmış hiç kimse bunu konuşmaz ne var canım satın alınmışsa nasıl olsa bizde mevki makam dağıtarak delegeleri oluşturuyoruz.
Belediyelerde yolsuzluk olmuş canım, biz dede deprem için toplanan paralar buhar oldu, yolsuzlukları konuşmanın ne anlamı var.
Kayyum politikalarına karşılarmış hadi canım bunlar şaka yapıyor, seçilmiş kadın başkanı görevden alıp yerine bir başka kadını atamadılar mı?
Efendim polis binaların etrafını sarmış ablukaya almış, ablukayı dağıtacağız vallahi böyle bir tiyatroyu başka bir yerde bulamazsınız. AABF genel kurulunda bir kadın canımıza konuşma, kendisini savunma fırsatını vermediniz, kapıdan içeri almadınız, kadın canımızın içeri girmemesi için arkasına görevli bir zabıta memurunu takmadınız mı?.
Efendim ulusalcılara, Kemalistler e karşılarmış, aydınlık gazetesini eline alıp canlarımızı ulusalcılıkla suçlayanlar ulusalcılarla kurdele kesiyor, alkışlıyor, CHP ulusalcı bir parti degilmi? Biz Mustafa Kemalin Askerleriyiz Sloganını atmıyorlar mı? Hani siz ulusalcılara, Kemalistlere karşıydınız.
Bir düşünsenize bu kadar ilericinin, demokratın, hak bilir insanın çok olduğu bir yerde insan kanatlanıp uçmaz mı gökyüzüne, sonra bu kötü düzenin çürümüşlüklerinden arınarak, rızalık üzerine kurulmuş eşitlikçi bir düzen kurulacak, asimilasyon derdimiz olmayacak bütün düşlerimiz gerçekleşecek, kayyum bitecek, nehirlerimiz, ırmaklarımız özgür akacak, doğamıza kimse dokunamayacak, bireysel hırslar, çıkarlar yok olacak.
Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsiz lige karşı çıkmak çok değerli, anlamlı ancak kendi içinizde bu değerleri tutarlı olarak savunamıyorsanız, çıkarlarınıza göre davranıyorsanız bu dürüstlük değildir.
Önce kendi içinizdeki yanlışlara, adaletsiz davrananlara karşı koyun, nutuk atmaktan vaz geçin, bu bayat, hiç bir anlam ifade etmeyen boş sözlerinizin inandırıcılığı yok.
Klavyeler de demokrasi, hak hukuk adalet dersi veren ancak bu değerlere inanmayan inanır gibi görünen siyaset cambazlarını tanıdığımızda bu kadar ağır bedeller ödendiği halde bu zorba düzeni neden değiştiremediğimizi anlamış olacağız.
İnsan inanmadığı şeyleri gerçekleştiremez, inandığı şeyleri başarır bunun için önce inanmak gerek.
Duygularımızı, inancımızı, maddi manevi değerlerimizi kullanarak kendisine çıkar sağlayanları sırtımızdan indirdiğimiz gün tüm kötülüklerin üste sinden gelebiliriz.
Bizi dışarıdan saran, kuşatan hastalığı biliyoruz, en büyük tehlike içten vücudu saran hastalıktır, içimizdeki yanlışı gidermeden dıştan gelen saldırılardan kendimizi koruyamayız. Bu gün en büyük tehlike içten geliyor. Kurt ağacı içten kemiriyor.
Aşk İle Kalınız
Nurten Yalnız



















































































