PİRYOL – Garip Dede Dergahı Vakfı Başkanı Pir Celal Fırat, Hızır inancının manasına ilişkin; “Bir yerde bir zulüm varsa o zulme karşı gür bir şekilde sesini çıkartabilmek, mazlumdan yana olmaktır Hızır” dedi.
Pir Celal Fırat, Hızır inancının, Alevilikte çok derin anlamı olduğunu söyledi. Fırat, ‘Birbirini Hızır görme’ desturunun Alevilikte önemli bir inanç olduğunu belirtti.
Hızır Ayı’nın gelmesiyle birlikte oruçlar tutuldu, lokmalar paylaşıldı. Hızır Ayı aynı zamanda metropollerdeki cemevlerinde dayanışmanın da adresi oldu.
İstanbul’un en yoğun Alevi inanç merkezlerinden biri olan Garip Dede Dergahı’nda da binlerce yurttaş, Hızır’i birlikte karşılayıp, çerağlar yaktı, lokmalarını bölüştü.
PİRHA’dan Eren GÜVEN’in haberine göre, Garip Dede Dergahı Vakfı Başkanı Pir Celal Fırat, Hızır inancının manasını anlattı. Hızır’ın Alevilikte çok derin anlamı olduğunu belirten Fırat, “İnsan, her gördüğünü Hızır bilmeli” dedi. Hızır geleneğine dair Celal Fırat, şunları söyledi:
“Hızır’ın güzelliğini yüreklerde hissedebilmeli. Hızır’ın, bizimle beraber olduğunu görmek lazım. Büyüklerimiz hep şunu söylerlerdi: ‘Her gördüğün Hızır bil ki Ali’ye Selman olasın.’ Şubat’ın ikinci haftasındayız. Büyüklerimiz genellikle, Rumi takvime göre Ocak ayının 15’inden Şubat’ın ortalarına kadar Hızır’ın mihman olacağını, oruçların da bu aralıkta tutulacağını söylerdi. İçinde bizim köyümüzün de olduğu Pötürge ilçesinde dört tane Alevi köyü var. Dedeler sırayla birbirine gidip lokmalarını paylaşsınlar diye her hafta bir köyümüz oruçlarını tutardı.”
“MAZLUMDAN YANA OLMAKTIR HIZIR”
Yaklaşık 40 günü kapsayan Hızır günlerinde dayanışmanın öne çıktığını anlatan Celal Fırat, metropollerde bu geleneğin günden güne zayıfladığını da söyledi. “Hızır’ı gökte aramamak gerekir” diyen Fırat, darda olana uzatılan her elin Hızır olduğunu vurguladı.
“Maalesef Metropol kentlere gelmekle beraber gelenek göreneklerimizden, o itikatımızdan da biraz uzaklaştığımızı söylemek gerekiyor. İnancımız, güzelliklere vesile oluyorsa ziyaretgahlarımızda, ocaklarımızda, Hızır inancıyla, itikadıyla bu oluyor. Garip Dede Dergahı’na gelen canlarımızla muhabbet ediyoruz. Gelen her canımız, kömbeler, börekler, lokmalar getirip dağıttırıyor. Hızır, her canımızın niyetini kabul etsin. Ama asıl olan şu ki birbirini Hızır görmek, hakkaniyetine saygı göstermek, birbirinin elinden tutmak… Bir yerde bir zulüm varsa o zulme karşı gür bir şekilde sesini çıkartabilmek, mazlumdan yana olmaktır Hızır. Umut ediyoruz ki zora, dara düşen her canımızın elinden Hızır tutacaktır. Köyde yaşayan babaannem, 100 yaşına kadar Hızır günlerinde oruç tutardı. Özellikle perşembe akşamı lokmalar pay edilir, dedelerimiz dua verirlerdi. Babaannem, kömbe ya da kıllor böreğiyle birlikte çayını da hazırlayıp misafir odasına koyardı. Hızır’ın yatağını yapardı. Aynı şekilde atı için de ahırda bir yer yapar, yemini de hazırlardı. Böylesine güzel bir itikat… ‘Hızır gelecek, benim evime mihman olacak’ inancı vardı. Ama maalesef şu an tamamen sembolik söylemlerle Hızır’ı algılamaya gayret gösteriyoruz. Hızır inancı, Alevilikte gerçekten çok derin anlamı olan bir inanç. Birbirini Hızır görme desturu Alevilikte çok derindir.”
“ZULME SES ÇIKARTTIĞIMIZDA HIZIR OLABİLİRİZ”
İçinde bulunduğumuz süreçte Alevi toplumunun birçok sorunla mücadele ettiğini söyleyen Celal Fırat, “Tam da bu dönemde birbirimizin Hızır’ı olmalıyız” dedi. “Hızır’ı gidip bir deryanın başında aramaktansa bir yoksulun kapısını çalarak görebiliriz” diyen Fırat, artan yoksulluk ve süregiden katliamlara da dikkat çekti.
“Dara düşenin kapısını çalabilirsek birbirimizin Hızır’ı oluruz. Hızır’ı farklı mekanlarda, gökte, yerde aranmanın mantığı yok. Dara düştüğümde elimden tuttuğumuzda benim Hızır’ım sizsiniz. Bu desturu, bu güzelliği toplumumuza aktarmak lazım.
Şu an Türkiye’de de ciddi bir şekilde zulüm, sıkıntı var. İnsanların itikadından, inancından dolayı ötekileştiriliyor. Cezaevlerinde haksız yere onca insan mevcut. Hemen yanı başımızda Suriye’de büyük savaşlar var. Aleviler, Kürtler, Dürziler, Ezidiler, Süryaniler, seküler Sünniler katlediyor. Buna dair ses çıkarttığımızda gerçekten Hızır olabiliriz. Yoksa sadece getirip bir lokma dağıtmakla, güzel niyetle değil, günün koşullarında zulme ses çıkartmayı da Hızır’ın bizden taleplerinden birisi olarak görmek gerekiyor. İnanıyor ve umut ediyorum ki bu halk, gerçekten birbirinin elinden tutacaktır. İtikadına, inancına, gelenek geleneklerine sahip çıkacaktır. Toplumumuzda çok büyük problemler var.
Alevi geleneklerinin içerisinde de cemevlerimizde de şu an büyük problemler var. Yol’umuza dair olumsuz sözler söyleniyor. Yaşadığımız bu coğrafyada böylesi sıkıntılar var iken bu sıkıntılara yoğunlaşalım. Bunların üstüne gitmek gerekiyor. Yoksa süslü kelamlar dillendirerek, ‘toplumun zihnini farklı noktaya getireyim’ mantığını gütmek günün koşullarına uymasa gerek. Hızır, her canımızın mihmanı olsun diyorum.”




















































































