İktidar sandıktan korkuyor, muhalefetin erken seçim çağrısı lafta kalıyor ama vatandaş erken seçim istiyor mu diye soran da yok.
Erken seçim kararı neden vatandaşa sorulmuyor?
Türkiye siyasetinde seçimler zamanında yapılsın diyenlerle erken yapılsın diyenler arasındaki laf dalaşı sürerken, vatandaş ise her geçen gün daha da büyüyen geçim derdinin telaşında.

Gerçek tablo sokakta
Türkiye ekonomisi son 10 yılın en kötü günlerini yaşıyor. İktidar partisi ve küçük ortağının ekonomi iyi, her şey yolunda mesajlarına artık sokaktaki vatandaşın zerre itibar ettiği yok. Çünkü vatandaş çarşı pazardaki tabloyu bire bir yaşıyor. Her gün her kalem ürüne ve özellikle de temel tüketim maddelerine gelen zamlar iktidarın tozpembe çizdiği tablonun yaşamın içinde bir karşılığının olmadığını gözler önüne seriyor.
Fiyatlar uçuşta
Vatandaşlar zincir marketlerin sıvı yağ kampanyalarını kolluyor. Marketler sıvı yağ alımına kota getiriyor. Sıvı yağ ambalajları 5 litreden 4 litreye düşürülüyor ama fiyatlar buna rağmen bir ay öncesinin 5 litrelik fiyatından çok çok yüksek. 5 litrelik sıvı yağın fiyatı 110 TL’yi gördü ve daha da yükselmeye devam ediyor. Şekere gelen yüzde 25’lik zam vatandaşın ağzının tadını iyice kaçırdı. Şeker ve sıvı yağ dışında zam yağmurunun değmediği ürün kalmadı. Tavuk etinin kilosu uçtu gitti. Tavuk tantuni ile et tantuni arasındaki fark 3 TL.
Karakışta her şey daha da zorlaşacak
Kuraklığa bağlı yaşanan yem kıtlığı ve yükselen yem fiyatları besiciliği de vurdu. Damızlık hayvanlarını besleyemeyen köylüler süt veren ineklerini kesime yolluyor. Yerli üreticiler besi çiftliklerindeki hayvan sayısını yüzde 70 azalttı. Köylerde hayvanlarını besleyemeyen çiftçiler kara kara düşünüyor. Çiftçilerin derdi sadece bu da değil. Fahiş gübre fiyatlarına yenik düşen çiftçiler ekinlerini gübresiz ekti. Elektriğe, doğalgaza, suya gelen zamlar vatandaşı çileden çıkarırken, kış mevsimiyle birlikte kabaran faturalar milletin korkulu rüyası oldu.
Kimlerin ekonomisi iyi?
Toplum bir bütün olarak giderek yoksullaşırken, bir avuç rantiyeciden ve yandaştan başka ekonominin iyi olduğunu söyleyen yok. Altın fiyatı, döviz kuru her gün yeni rekorlar kırarken, vatandaş giderek yoksullaşıyor. Altını, dövizi olan sermaye sahiplerinin paracıkları günden güne artarken, vatandaşın alım gücü yerlerde sürünüyor. Yönetenler ise ekonomi yönetiminin iyi olduğunu vaaz edip duruyor. Vatandaşın değil ama birilerinin ekonomisinin iyi olduğuna şüphe yok.
İktidar çıkmazda
İktidar işlerin yolunda gittiği algısını oluşturmaya çalışırken, muhalefet ise erken seçim çağrısı yapıyor. Erken seçim çağrısına kulak tıkayan iktidar, muhalefeti “kaos” çıkarmakla suçlarken, muhalefet ise iktidarın sandıktan korktuğuna işaret ediyor. Evet, AK Parti iktidarı ilk defa seçimden korkmaya başladı ve bu korkusu yersiz de değil. İktidar partisi seçmen desteğini günden güne kaybediyor ve artık Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden memnun olmayanların iktidar partisinde de çoğalmaya başladığı görülüyor. Böyle bir tabloda erken seçim seçeneğine başvurmak iktidarın isteyeceği en son şey olabilir. Ama gidişatı tersine çevirebilecek olanaklardan yoksun olduğunun da iktidar gayet iyi farkında. Böyle bir durumda zamana oynamaktan ve bir mucize beklemekten başka iktidar partisi için bir çare kalmıyor. (Tabii ki normal şartlar altında bu böyle.)
Sandıktan kimler çıkabilecek?
Seçimlerin zamanında yapılması durumunda da eğer olağanüstü bir durum yaşanmazsa AK Parti iktidara veda edecek. Gerek anketlerin gerekse de günden güne ekonomisi kötüleşen, geçim derdi büyüyen vatandaşın tepkisine göre, iktidar partisini sandığa gömülmemesi için hiçbir neden yok. Tabii ki, her şeye rağmen şu aşamada iktidar partisinin son ana kadar kuyruğu dik tutmaya çalışması da gayet anlaşılır bir tavır olacak. Ama ister erken ister zamanında yapılacak seçimde parlamentoda yeni bir aritmetik ve yeni ittifaklar oluşması muhtemel.

Kötü gidişat nasıl durdurulacak?
Aslında tam da asıl mesele bundan sonrasında başlayacak, çünkü iktidarın yönetimi devredeceği ülke tam bir enkaz olacak. Yıllardır yaşanan ekonomik kriz, sırf iktidar el değiştiriyor diye bir anda sona ermeyecek. 12 TL olan Euro birden 10 TL’ye düşmeyecek. Ya da dolar 2 TL düşse de bunun vatandaşın sofrasına yansıması hemen gerçekleşecek bir şey değil. Bugün de dolar yükseldiğinde yükselen fiyatlar dolar düştüğünde düşüyor mu, düşmüyor. Yükselen fiyatlar tırmandığı yere yapışıp kalıyor. Demek ki, seçimler bir iktidar değişikliğine yol açsa da vatandaş için her şey hemen çok güzel olmayacak. Yani, yeni iktidara öncelikle eski iktidarın icraatlarının yıkıntılarındaki molozları temizlemek düşecek. Vatandaş için iyi olan tek şey ya da teselli “zararın neresinden dönersek kardır” sözü olacak. Kötü gidişatın durması ve iyimser bir iklim oluşması elbette ki insanlarda bir umut ışığı yaratacak ama henüz iyi şeylerin oldukça uzağında olacağız.
Vatandaş ne istiyor?
“Seçim erken olsa ne olur, zamanında olsa ne olur” gibi pasif bir yaklaşım aslında varolan tablonun daha da ağırlaşmasına ve yaşanan tahribatın daha da artmasına seyirci kalmaktan başka bir sonuç üretmeyecektir. Bundan bir ay önce seçim olsaydı ülkedeki ekonomik kriz bu kadar büyümeyecek ya da vatandaşın alım gücü bu kadar azalmayacaktı. Yarın bu tablo daha da ağırlaşacak. 2023 yılına kadar ekonominin de vatandaşın geçim derdinin de ne olacağı konusunda iyimser bir beklenti içinde olacak bir babayiğit kalabilecek mi? Muhalefet erken seçim istiyor ama iktidar istemiyor falan filan bunlar bir çözüm değil. Vatandaş ne istiyor buna bakmak gerekiyor. Vatandaş erken seçim istiyor mu? Bu soru yanıtını bulmalı ve siyasetçilerin dışında vatandaşın tercihine saygı gösterilmelidir.



















































































