Alevi toplumu içinde yaşanan tartışmaları hepiniz gibi bende izliyor, yorumluyor, anlamlandırmaya çalışıyorum.
Atalarımız, pirlerimiz Alevilik Kalu Bela’ dan beri vardır derler. Alevi deyişlerinde, nefeslerinde Bezm-i Elest’ den söz edilir.
Pir Sultan Abdal bir şiirinde Aleviliğin tarihsel olarak ortaya çıkışını şöyle ifade eder, Bezmi eleste ikrar verdim
Hakk’a teslim oldum geldim
Ezelden bir yola girdim
Dönen dönsün ben dönmezem.
İnsan varlık alemine geldiği andan itibaren Alevilik vardı der Pirlerimiz.. Varlık aleminde görünüme çıkan insan ile tarih sahnesine çıkan Aleviliği bir başka inanç sistemi içinde aramak, yada bir yerlere yamamak Alevi hakikatini, tarihsel gelişimini kavramamaktır.
Ancak Alevilik gelişim süreçlerinde yaşadığı coğrafyada farklı inançlardan, kültürlerden etkilenmiştir, etkilemiştir, bazı ögeleri yaşamına katmış kendine has anlamlar yüklemiş, değerler üretmiştir.
Her insan kendi ideolojik bakış açısına, ait olduğu etnik kimlik çerçevesinde
Aleviliği tanımlamaya çalışıyor.
Biz Müslüman değiliz, biz Şia değiliz, Ali’ci, 12. İmam’cı değiliz vs.
Önemli olan bizim ne olmadığımız, nereye ait olmadığımız değil önemli olan bizim ne olduğumuzu bilmektir, kendimizi tanımaktır.
Yunus emre insanın kendisini bilmesini en açık haliyle şu kelamda ifade eder.
“İlim ilim bilmektir,
ilim kendini bilmektir
sen kendini bilmezsen
bu nice okumaktır”.
Ne olmadığımız üzerinde tartışmak yerine ne olduğumuz üzerine tartışmak daha anlamlı olacaktır.
Mesele bizim ne olmadığımız değildir, mesele bizim ne olduğumuz sorunudur.
Biz Alevi miyiz ?. Yaşamımızla davranışlarımızla, sözümüzle, ikrarımızla Aleviliğe, yolumuza, öğretimize uygun yaşıyor muyuz. Mesele budur.
Alevilik eline, diline, beline sahip ol, adaletli ol, hak yeme, rızasız lokma yeme, rızasız yol yürüme. halkın emeğine sahip çık, hırsızlık yapma. Yolsuzluk yapma, Mazlumları sahiplen, haksızlığa sesiz kalma, yalan konuşma, verdiğin ikrardan dönme der, kısacası ahlaklı ol der.
Bir insanda olması gereken bu yol kriterleri yoksa ben Müslüman değilim Aleviyim demesinin hiç bir kıymeti yoktur, Alevi de değildir.
Cem evlerinizde yol bilgileri anlatılmıyor, Muhabbet meydanları yok, cemal cemale sohbetler edilmiyor, yeni bilgi süreçleri ortaya çıkmıyor, cemlerde insanlar ruhsal olarak yol ile buluşmuyor, Alevilik ile ilgili düzenli bilgi aktarımı yok, kültürel yozlaşma, bozulma, insan ilişkilerinde samimiyetsizlik, hak yeme, hesap vermeme alabildiğince ayyuka çıkmış, Alevi kurumları çıkar ve geçim kapısına çevrilmiş bütün bu olumsuzluklara karşı derin bir sessizlik olacak, biz Müslüman değil Aleviyiz diyeceğiz.
kendimizi bir sorgudan geçirmemiz gerekmez mi, biz Alevi miyiz?
Biz kendimizin ne olduğunu anladığımızda, kendimizi tanıdığımızda o zaman ne olmadığımızı da bilmiş olacağız.
Aşk ile Kalınız
Nurten Yalnız.



















































































