Cem ve semah, bu iki olgu bir bütünün ayrılmaz parçasıdır. Semah, cem’de Hakk ve hakikat aşkına erişmek için dönülür. Semah seyirlik bir oyun değildir. Bunun içindir ki, semah dönülürken “seyir için olmaya, Hakk için ola” diyerek gülbanklar okunur. Semah kelimesi; gökyüzü/evren, insanın, varlığın dönüşümünü simgeler. Ayrıca evrendeki her şeyin hareket ettiğini, bir dönüşümden geçtiğini sembolize eder. Aynı zamanda Semah; evreni/âlemi dolanıp, aradığını yine kendinde bulma ve bilme aşamasıdır.
Hakikat Yol’u (Alevi) inancının (öğretisinin), ana unsuru ve kalbi Cem’dir. Cem’de Semah dönmek bir aşk halidir… Bir araya gelip CEM olan canlar, muhabbet ile gıdalanıp, coşa gelirler. Bu coşku haline birde Cem âşıklarının nefesi, bağlamanın teli karışınca seyran olup yürümeye, Semah dönmeye başlarlar. Canlar, coşa gelip kendi iç duygularını beden hareketleri ile yansıtmaya başlarlar. Bu görsel ve duygusal, düşünsel halin adı aşk’tır, yani Semah’tır. Ayrısı, gayrısı yoktur, büyükte, küçükte kadın, erkek her can bu çarkta pervazdır. Semah’a duran canlarda unvan, rütbe, makam, senlik, benlik yoktur. Semah’ta aşk, birlik, eşitlik, ortaklık, kardeşlik ve paylaşım gibi birçok derin anlamlar vardır…
Semah dönen Can, bir elinin avuç içini toprak ana ya doğum kapısına, diğer bir elini de havaya yağmur baba ya, semaya çevirir, bu tavır ikiliği aradan kaldırarak doğayı ve canlıları bir kılar. Can, hava, ateş, su, toprak yer ile gök arasında can bulur çarkı pervaz eyler. Bir örnek daha verelim; insan Hakk’ta, Hakk insandadır. Bu söz, gönül aynasında kendisini yani Hakk’ın görünüş alanında bedenleşmiş halini görmeyi sembolize eder. “Başım açık yalın ayak yürürüm/ sen merhamet eyle dertli balım yâr!” Bu sözler bile, Semah’ın, gerçekliğin öz benliğe yansımasını çok güzel dile getirmektedir. Gerçekler sır değil, her daim üryan büryan, ayan beyan açıktır, aşikârdır. Ancak; gözü kör, kulağı sağır, dili lal olana gerçeği anlatmak zahmettir…
Bugün, gelişen teknolojinin ortaya koymuş olduğu bir hakikat var. Her şey, bir döngü içinde çark etmektedir. Hareket halindeki bu döngüye, Hakikat Yol’unda (Alevilikte) devr-i daim diyoruz. Aslında devr-i, daim bir anlamıyla da semah dönmektir! Dönmek yürümek hiçbir şeyin olduğu gibi yerinde durmadığını, her hali ile hareket edip değiştiğini gösterir. Semah’ımız bir yönüyle de bu hakikati sembolize eder. Semah, eşitliktir, çoklukta teklik, bütünün bedenleşerek bir olma halidir.
Kısaca özetler isek; Anadolu ve Mezopotamya’nın farklı yerlerinde aslına erme, coşa gelip Hakk ile Hakk olmak için, kimine göre yürümek, kimine dönmek, kimine göre de çark, devir eylemek gibi farklı çağrışımlar ile isimlendirilmiş, onlarca Semah çeşidi vardır. Her Semah’ta, farklı figürler vardır. Bu figürler Hakk, evren, insan ve doğayı, doğadaki tüm canlı türlerini, paylaşımı, acıyı, tatlıyı ve yaşamı devr-i daim’i var kılan dört unsuru ateş, hava, su ve toprağı simgeliyor. En büyüğünden en küçüğüne atomdan, güneş sistemine kadar bütün evren Semah dönüyor.
Unutulmamalıdır ki; Semah’ımız içsel ahenk ile coşa gelip dönülmez ve bir gösteri hâline getirilirse anlamını yitirir ve folklorik bir ögeye dönüşmekten ya da dönüştürülmekten kurtarılamaz. (Not: Yazdıklarım bir kurum eleştirisi değil, bir değerler kaybı tespitidir. Umarım kaybettiğimiz şeyi tekrardan kaybettiğimiz yerde buluruz!) Gerçeğin demine devranına Hü… Sevgiyle. Aşk ile.




















































































