Geldiğimiz noktada Hakikat Yol’unu (Aleviliği) içselleştirmeyenlerin ve anlamak istemeyenlerin düştüğü en büyük yanılgılardan bir tanesi bu Yol’un ikrarsız ve rızasız yürünebileceği algısıdır. Bu algı tamamen yanlış bir algıdır. Zira bu Yol’da ikrarsız ve rızasız yürünmez. Aynı zamanda ikrarsız ve rızasız Yol’da yürütülüp sürdürülemez! Çünkü Yol’umuzun ana merkezinde iki ilke durur; bu ilkeler ikrar ve rızalıktır. İkrar; Can’ın topluma ve kendisine verdiği sözdür, “söz vermek, kabul etmek” anlamına gelmektedir. Özü itibariyle ikrar vermek, “Yol”a girişi sembolize eder. Bu söz, yalnızca dil ile söylenen bir beyan değildir, bir yaşam ve düşünüş biçimidir ve de insanın (can’ın) kendi özünü tanıma kararıdır.
Aynı zamanda ikrar, insanın doğaya, topluma ve kendine verdiği bilinç sözüdür. Bu bilinçle Yol’a giren kişi (can), artık “ben” değil “biz” olur ve biz bilinciyle yaşar. Biz bilinciyle yaşayan Can, her ortamda, her koşulda ve mekânda rızalık ilkesine uyar. Çünkü rızalık, toplum içinde hak, hukuk, barış ve adaletin sağlanmasına katkı sunan önemli bir kavramdır. Güce yaslanan, gücün diliyle konuşan, haklıdan yana değil de, haksızdan yana olan kişi, Yol’un dışına düşer. Alevilikte “düşkünlük” kavramı tam da burada anlam kazanır. Düşkünlük bir ceza değil, bir ahlaki kopuştur. Bu Yol, ikrarını bozanı kendi vicdanıyla baş başa bırakır. Çünkü düşkünün ve eğrinin bu Yol’da burada yeri yoktur. Zira Yol’a kendi rızasıyla, ikrar vererek giren her Can bunu çok iyi bilir…
İkinci en büyük yanılgılardan bir tanesi de bu Yol’un inancının (öğretisinin) bir değeri olan ve Cem erkânı içinde, hakikat meydanında coşa (aşka) gelip dönülmesi gereken Semah’ımızın folklorik bir ögeye indirgenmesidir. Yıllardır ısrarla söylüyoruz; Semah’ımız bir folklorik öge değildir, Hakikat meydanındaki Can’ın coş ve aşk hâlidir! Can; cem erkânı içinde, hakikat meydanında, coşa (aşka) gelip Semah dönerek benlikte sıyrılır; kibri, üstünlüğü, ayrımı geride bırakır, bir (yek) olur. Bu hal içinde gösteriye yoktur, çünkü Semah seyredilmez, yaşanır. Bu nedenledir ki, son yıllarda Semah ekibi diye üretilen kavram Yol’umuzun özüne uymayan bir durumdur. Ne yazık ki, son yıllarda Yol’umuzun inancının en temel erkânlarından biri olan Semah, bilinçli ya da bilinçsiz biçim de folklorik bir gösteriye dönüştürülerek özünden koparıldı.
Sergilenen bu tavır, sadece bir kavram yanılgısı değil; aynı zamanda Hakikat Yol’unun (Alevi) inancının (öğretisinin) özüne yönelik ciddi bir yabancılaştırmadır. Unutmayalım ki, özünden koparılan Semah, içi boşaltılmış bir gösteriye dönüşür. Bu gidişattan yani son yıllarda Yol’umuzun özüne uymayan Semah ekibi diye üretilen kavram’dan bir an önce vaz geçilmelidir. Bütün bunları dile getirmemizdeki ana meselemiz inancın (öğretinin) özünün korunup korunmadığı meselesidir. Yol’umuza verdiğimiz ikrara sahip çıkma meselesidir, başkada bir meselemiz yoktur. Sevgiyle. Aşk ile.



















































































