Birlik, beraberlik, hep birlikte var etmek, paylaşmak, bölüşmek bu kavramlar çok anlamlı, değerli kavramlar.
Yolsuzluk, soygun, hırsızlık yapanların tümü bu kavramları kullanarak kendi suçlarını gizlemişler.
En büyük ihanetler, ahlaki çürüme, düşkünlük gibi yüz kızartıcı suçlar toplumun değer verdiği, kulağa hoş gelen anlamlı sözlerin gölgesinde gerçekleşir.
Önce bir algı yaratılır, sonra bu algı topluma yedirilir ve bir süre sonra ortaya atılan bu algı hakikatmiş gibi toplum tarafından sahiplenir, tamda bu aldatma ile toplumun bütün değerleri çalınır, yolsuzluklar, soygunlar, hırsızlıklar cinayetler sorgulanmaz, hatta normalleşir.
Gelin hep birlikte Türkiye siyasetinin sadece bir kesitini 1990 yıllarını değerlendirerek ahlaki, kültürel yozlaşmanın bir bütün olarak toplumsal bozulmanın nasıl derinleştiğini, bu bozulmanın topluma, kurumlara nasıl yansıdığına bir göz atalım.
Neden 1990 yılı?
1990 yılı Türkiye’de ilk kez bir kadın başbakan oldu, Tansu Çiler.
1990’lı yıllar Türkiye’de faili meçhul cinayetlerin, köy boşaltmaların yoğun çatışmaların olduğu bir dönem.
Çiler’ in temel sloganı vatan bölünmez, ezan susmaz. Gerçekte ne vatan bölünüyordu nede ülkede ezan susuyordu, yurdun her yerine yeni camiler yapılıyordu, ezan sesleri daha çok çıkıyordu, yolsuzluk, hırsızlık, uyuşturucu faili meçhul cinayetler bu iki kavramın gölgesinde gizlenerek gerçekleştiriliyordu.
Toplumun geri kitleleri bu sloganı kanıksamış kabullenmiş, bu bozuk düzene itiraz edenler bölücü, hain olarak itham edilmiş bu sayede gerçeklerin anlaşılması, hakikatin ortaya çıkması engellenmiştir.
Birlik beraberlik yalanları ile bankaların içini boşaltılar, her türlü yolsuzlukları gerçekleştirdiler, toplumu ve koca bir ülkenin tüm geleceğini karartılar. O günden bugüne ne vatan bölündü ne de ezan sustu.
Birlik beraberlik sloganı atanlar çalıp çırparak zenginliklerine zenginlik kattılar, oturdukları makamların, koltukların ömrünü uzattılar.
Birliğimiz, beraberliğimiz bozulur yalanlarıyla geleceği çalınanlar bugün aynı söylemleri kullanarak yolsuzluklarını, hukuksuzluklarını örtme gayreti içindedir.
Hukuksuzluklara, yolsuzluklara karşı şeffaflığı savunanlara bunlar bozguncudur, birliğimizi, beraberliğimizi bozmak istiyor diyenler, yaptıkları yolsuzlukları bu kavramlar üzerinden örtmek ve gizlemek istiyorlar.
Kurumlar ne kadar şeffaf olursa toplum o oranda güçlü bir şekilde bir birine sarılır, kurum yöneticileri hesap verdiği oranda toplumsal birlik ve bütünlük güçlenir.
Yolsuzluğun, hırsızlığın üstü örtülerek, işlenen suçlar gizlenerek toplumsal birlik sağlanmaz, sağlanmamıştır.
Birlik, bütünlük yalanı sadece yolsuzlukları örtmek için kurgulanmıştır.
Aşk ile Kalınız
Nurten Yalnız



















































































