Son zamanlarda toplumsal çürüme, yozlaşma ile ilgili birçok kesim tarafından yazılar yazılmaktadır. Bu yazıların yazılması toplumsal çürümeye, yozlaşmaya karşı bir duyarlılığın, itirazın yükseldiğini göstermektedir. Bu itiraz anlamlı ve değerlidir.
Ancak yazanların çoğu çürümeye sebep olan zemini, bu zeminin oluşmasına direk etki eden yönetici kadronun fiili rolünü açıklamakta ürkek ve çekingen davrandıklarına da tanık oluyoruz.
Çürümeye sebep olan anlayış ortaya konulmadan toplumsal çözülmenin önü alınamaz, bu zemine ve anlayışa karşı kararlı bir mücadele ortaya konmak zorundadır.
Örgütsel bir yapı içerisinde her alanda yozlaşma ve çürüme yaşanıyorsa, sorumluluk o kurumsal, örgütsel yapının çizgisine yön veren yöneticilerin kendisine aittir. Bu görülmeden, bu çürüme ve yozlaşmanın yanlış gidişatını durduramazsınız.
Aleviler tarihte birçok zorluk yaşadılar, kitlesel katliamlardan, kırımlardan geçtiler, Alevi pirlerinin derisi yüzüldü, bütün uzuvları lime lime kesildi, darağaçlarında serini verdiler, ağır bedeller ödemiş olsalar da yola ikrar veren, ikrarından dönmeyenlerin sayesinde yolculuğuna devam ettiler.
Ancak tarihinde hiç bu kadar büyük bir çürüme ve yozlaşma yaşamamışlardır. Bu yozlaşma ve çürüme bir anda ortaya çıkmışta değildir.
Bu çürümeye ve yozlaşmaya sebep olan zemin AABF yöneticilerinin yanlış, egoist, bireysel çıkarlarını önceleyen politikalarının eseri olarak ortaya çıkmıştır.
AABF yöneticileri mevki ve makam uğruna Alevi örgütü içerisinde grupçuluk anlayışını körüklemiş, eleştiri – özeleştiri mekanizmasını ortadan kaldırmış, sorunları farkına varan kadroları hain, işbirlikçi, İslamcı yaftaları ile susturmuş, bölücü, bozguncu ilan etmiştir.
Deprem sürecindeki bağışlar üzerinde oluşan şaibeli yolsuzluk AABF yöneticilerinin nasıl bir çürüme ve yozlaşmaya sebep olduklarını yeterince anlatmaktadır.
Çıkar ve bireysel menfaatleri için yöneticilerin etrafında birleşen birkaç menfaatçi insanın yaratığı algı operasyonlarının hiçbir hükmü yok.
Deprem süreci sonrasında ortaya çıkan yolsuzluğu sorgulayanları bölücü, bozguncu, hain ilan etmeleri bunların içine düştüğü çaresizliği anlatmaktadır.
Sorgulayanlardan yolsuzluk varsa ispatlayın diyorlar, yolsuzluk yapmadığınızı sizler bu topluma ispatlayacaksınız.
İKİ BUÇUK MİLYON EURO deprem bağış paralarını sizler dağıttınız, her kuruşun hesabını bu topluma resmi belgelerle ortaya koymak zorundasınız, telefon konuşmaları, resimler, video çekimleri bunların hiçbir hukuki geçerliliği yoktur.
90 adet konteynerin teslim tutanağı, irsaliyesi yok. 34. adet konteyner depremzedelere geri alınmak üzere teslim tutanağı düzenlenmiş.
Deprem için toplanan bağışlardan 54.000 euro ticari amaçlı kurulan bir kooperatife ( Fırın ) aktarılıyor. Bu işin koordinasyonunu üstlenen kişi AABF genel Başkanı ve Genel Sekreteri ile akrabadır.
AABF genel sekreteri NRW bölge toplantısında bazı yerlere konteyner neden vermediniz sorusuna biz kurumuz duygusal davranamayız şeklinde açıklıyor ancak aynı genel sekreter kendi köyüne 20 adet civarında konteyner veriyor.
Bu ilişkiler akraba ilişkileri değil midir?. akrabalarına tolerans geçmek yolsuzluk değil midir?.
AABF denetleme kuruluna ve yapılan bölge toplantılarında teslim tutanaklarını sunamadınız. Üretici firmasının kendisi için satın aldığı ürünün faturasını sunuyorsunuz.
AABF büyük ve önemli bir kurumdur, bu şaibeleri hak etmiyor, kurum yöneticileri bu duruma sesiz kalmamalıdır, üç beş kişinin keyfi tutumuna bu kurum kurban edilmemelidir.
Her kesi Halktan toplanan hak lokmalarını sahiplenmeye çağırıyoruz.
Yanlışlara sesiz kalınarak yol sahiplenilmez, Hak ve hakikatin yanında durmak Aleviliktir.
AABF yöneticileri hiçbir bahaneye sığınmamalıdır, yolsuzluğu sorgulayanlardan yolsuzluğu ispatlayın deme hakkınız yok, harcadığınız her kuruşun belgesini sunmak sizin görevinizdir, yolsuzluk yapmadığınızı siz ispatlayacaksınız.
Hukuk devletinde yaşıyoruz, alevi kurumu hukuksuzluğu kabul etmez, adaletsizliği kabul etmez.
Aşk İle Kalınız
Nurten Yalnız.

















































































