Düşmanlarımızın sorunlarımızı duymasından korkmamalıyız, bu bize zarar vermez, düşmanı bahane ederek çürüme ve yozlaşmayı olağan karşılamaktan, derinleştirmekten korkmalıyız.
En büyük düşman içten başlayan ve gelişen çürümedir, ahlaki değerlerin yozlaşmasıdır, iç cephede gelişen bir çürümenin sonucunda ortaya çıkacak olan yıkımın sarsıntısı çok güçlü olur, kimse o yıkımın önüne geçemez.
Biz düşmanımızı tanıyoruz, yeni tanımıyoruz, içimizdeki olumsuzlukların duyulmasından dolayı sevinmesi bizi ürkütmemeli, düşmanımız her pisliğini gizleyerek çirkinleşmiş, her yanıyla dökülmüş paçavraya dönüşmüştür. Düşmana benzer tutumlar ve davranışlarla düşmanın ahlaki konumuna düşersek, onlara benzeşirsek işte düşman asıl o zaman sevinir.
Yozlaşan, çürüyen bütün kurumları örgütleri, dini yapılanmaları, sivil kitle örgütlerini inceleyiniz, çürümeye ve yozlaşmaya sebep olan etkenlerin birinci nedeni kendi içinde yaşadıkları sorunları gizlemelerinden, açık, şeffaf olmayışlarından kaynaklanmıştır. Açık ve şeffaf olmayan, sorunlarımızı kimse duymasın mantığıyla hareket eden tüm yapılar er ya da geç tarikatlaşır, o kurumlara üye olanlarda tarikat liderinin birer sadık müridi olup çıkar.
Sorunlarımızın çözüm yeri neresidir?. Sorunlarımızın çözüm yeri beliyken neden o alanlarda sorunlarımızı çözüme kavuşturamıyoruz?.
Sorunlarımızın çözüm adresi, yeri Hak meydanlarıdır, Dar meydanlarıdır.
Aleviler kendi içindeki sorunları kendi içlerinde, kendi hukuklarına uygun yöntemlerle çözerlerdi. Bu hukuk hakikat kapısında, Dar meydanında, Pir huzurunda gerçekleşirdi.
Bugün inancımızda, öğretimizde dar meydanı sembolik olarak varlığını koruyor, işlevsel olarak ortadan kalkmıştır. Ne dara kalkacak bir Talip nede Talibi dara kaldıracak Pir kalmış.
Dara kalkmak için yola ikrar bend olmak gerek. Yolun çıkarları kişinin çıkar ve menfaatlerine heba edilmiştir.
Hakikati konuşacağız, konuşmak zorundayız, bunu yapmazsak yola, öğretiye, inanca zarar vermiş olacağız.
Son yıllarda gördüklerimiz, tanık olduğumuz birçok sorun yaşandı, bu yaşanan sorunlara sadece bizler tanık olmadık inanç kuruluda tanık oldu bugüne kadar bu sorunların çözüme kavuşturulması için meydan açılmamış, dar didar görülmemiş, tarafları dara kaldırılmamış, dar meydanı açılmamıştır. Yola taraf olmaları gerekenler kişiye taraf, güçlüye taraf yöneticiye taraf olmuşlardır.
İnsanlarımıza hain denilmiş, insanlarımıza İslamcı yaftası takılmış, Canlarımıza Ebbusuudun torunları denilmiş, ahlaksız denilmiş vb. Nice sözler sarf edilmiş, tüm bunlara edep erken denilmemiş, dar didar kurulup sorulmamış gözler kapanmış, kulaklar duymamış.
Alevi Pirleri her daim hakikati savunmakla yükümlüdür. Bu Pirlik makamına oturanların olmazsa olmazlarındandır. Hakikat meydanında hak savunulmazsa ne dar nede yol kalır.
Depremden sonra ortaya çıkan durum belidir, yapılması gerekende belidir hak lokmalarını savunmak başta pirlerin görevidir. Harcanan her kuruşu belgelemekle sorumlu olanların sorumluluktan kaçmalarına sorunların üstünü örtmelerine asla müsamaha göstermemelidirler.
Kimse duymasın, kimse bilmesin, gizli kalsın anlayışı ileride daha büyük sorunların doğum kapısını açacaktır. Bu durumun bu hale gelmesinin nedeni bugüne kadar var olan sorunların açıktan tartışılmamasından kaynaklandığını bildiğimiz halde halen bu yanlışta ısrar etmemizin kimseye faydası olmayacaktır.
Aşk İle Kalınız
Nurten Yalnız.


















































































