Ocak (Şıh Çoban Ocağı) Pir’imiz, bilge insan Pir İbrahim KETE; “İnsan kendini bilmeden, hakikati bilemez” der. Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey tam olarak “kendini bilmeye” dairdir! Kendimizi bilme bilinciyle, Yol’a verdiğimiz ikrar gereği “Yol cümleden uludur” ve “Yol kalmasın, gönül kalsın” deriz. Bu ilkeden hareketle, gerçekler demine Hü diyerek; günümüzde kimi dernek ve vakıf bünyesinde bulunan “Cemevlerinde” kendisine “ocakzade” ve “dede” diyerek “hizmet yürüttüğünü” iddia eden kişilerle ilgili bir genelleme yapmadan alan çalışmasında edindiğim gözlemimi (izlenimimi) siz değerli dostlarla, yarenlerle ve canlarla kısaca paylaşacağım.
Yol’u ayakta tutan ve bu güne taşıyan mürşid, pir, rayber ve talip bütünlüğü içindeki ocak yapılanması yasak, inkâr, baskı ve birden çok nedenden dolayı kesintiye uğratılarak zayıflatıldı ve içi boşaltıldı. Son yıllarda kimileri bu zayıflama durumunu açıklarken, “çağdaşlaşma” ve “şehirleşme” ya da başka, başka gerekçeler ileri sürdüler. Elbette şehirlere göç’ün de, kapitalist sistemin toplum üzerine yüklediği ağır yüklerin de “kesintiye” uğrama da etkileri olabilir. Ancak asıl mesele bu değildir, asıl mesele bir inancın (öğretinin) yasaklanarak, baskılanarak ve asimilasyon politikalarıyla özünden koparılarak kesintiye uğratılma meselesidir. Aynı zamanda mahalle baskısını da meselelerin dışında tutamayız. Çünkü mahalle baskısı da önemli etkenlerden birisidir.
Bu devasa meselelerin varlığıyla birlikte Şehirlerde son 15-20 yıl içinde “çeşitli dernek ve vakıf” bünyelerinde, bireysel gayretlerle ve belediyelerin katkılarıyla “Cemevleri” yapıldı. Bu “Cemevleri”nin büyük bir çoğunluğunda kendine “ocakzade” ya da “dede” diyen ve “Cemevinde hizmet yürüttüğünü” iddia eden yani “hizmetli dede” olarak görev yapan kimi kişiler, pir’lik makamını “dede”liğe indirgeyerek (“Cemevi Dede”liği başlı başın bir sıkıntıdır) Yol eğitimini almadan, ikrar ve rıza esasına uymadan, görgüden geçmeden Pir’lik makamına (posta) oturmaktadırlar. Yapılan bu yanlışlar neticesinde de ikrar, rıza ve erkân bilinci özünden saptırılmakta ve büyük ölçüde “yozlaşmaya ve çürümeye” sebep olmaktadır. Bununla birlikte kimi kişilerin popülist veya yüzeysel yaklaşımları da Yol değerlerinin (ikrar, rızalık, pir, semah, lokma vb.) içini boşaltmasına sebep olmaktadır. Açıkçası bu olumsuz iki eğilimin birlikteliğiyle Yol’un erozyona uğraması kaçınılmaz bir hal almaktadır.
Yol’un erozyona uğratılmaması ve değerlerinin içinin boşaltılmaması için öze dönüş yani Ocağa dönüş şarttır. Ocaklar, Rehber Ocakları, Pir Ocakları ve Mürşid Ocakları olarak; örgütsel ve inançsal denetimin sağlanması için çok önemli bir değere sahiptirler. Rehber Ocaklarının yaptıkları hizmetler; toplumun, Alevilik esaslarına göre bilgi ile donatılması ve Pir’lerin toplumla buluşturulmasından sorumludurlar. Pir Ocaklarının yaptıkları hizmetler; toplumu denetlemek, yol ve erkâna uygun uygulamaları icra etmek, toplumsal sorunlara çözüm bularak barışı sağlamakla sorumludurlar. Mürşid Ocaklarının yaptıkları hizmetler; Kendisine bağlı Ocak Pirlerini irşad (eğitim) ve denetlemeden sorumludur.
Ocak ve Dergâh, öyle birilerinin dediği gibi bir isim ve bir soy meselesi değildir; bu kadim Yol’u pir ve talip bütünlüğü içinde yüzyıllarca omuzlayıp bu güne taşıyan mükemmel bir örgütlenmedir. Ocak, talibin Yol ile kurduğu ikrarın, adaletin ve hakikatin merkezidir ve aynı zamanda bir hesap verebilirlik ve denetim mekanizmasıdır. Dergâh ise bir bina değildir; öğretinin, dayanışmanın somutlaştığı ve yaşam biçiminin şekillendiği mekândır. Geçmişi yüzyıllara dayanan bu muhteşem örgütlenme modeli gibi bir kurumsallığa sahipken, başka yerlerde başka şeyler aramayalım ve mevcut derneklerin de içinde olduğu başka yapay kurumsallıklar oluşturmak için boşuna zaman harcamayalım. Günü kurtarmacı yaklaşımlardan uzak durarak ve ocak sisteminin nasıl çalıştığını doğru analiz ederek, yönümüzü Yol’a çevirerek; öze dönüş için hep birlikte çaba harcayalım.
Sonuç olarak: bu Yol’un temeli ve taşıyıcı kolonları; ocak’tır, dergâh’tır, ikrar’dır, rıza’lıktır ve erkân’dır bilinciyle, Yol’da yürümek için mevcut “Cemevleri”nde Yol bilincini içselleştiren, yani Pir, mürşid, rehber ve talip bütünlüğünü bilen; Ocak Pir’lerinin ikrar ve rızalık esası çerçevesi içinde kendi talipleriyle buluştuğu meydanlar kurmak için hep birlikte gayret gösterilim. Aynı zamanda Yol’u kendi kişisel çıkarlarına alet eden, Yol’un öğretisinden ve değerlerinden bi haber olan hınzır paşalara ve asimilatörlere karşı da hep birlikte mücadele edelim. Zaman olup bitenleri görmemenin ve yok saymanın zamanı değildir. Zaman Yol’a ikrar veren taliplerin Yol’a sahip çıkma zamanıdır… Gerçeğe Hü… Sevgiyle. Aşk ile.


















































































