PİRYOL – Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Danışma Kuruluna yapılan 11 kişilik atamaya ilişkin değerlendirmede bulunan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, “Sarayın atadığı kişiler Alevi toplumunu değil, kendilerini atayan siyasi iktidarı temsil eder” dedi.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Danışma Kuruluna yapılan atamaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulundu.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker’in değerlendirmesi şöyle:
“Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Danışma Kuruluna 11 kişi atandı.
Kim atadı?
Recep Tayyip Erdoğan.
Alevi toplumuna soran oldu mu? Olmadı.
Alevi kurumlarının görüşü alındı mı? Alınmadı.
Cemevlerinde seçim mi yapıldı? Yapılmadı.
Erdoğan karar verdi, imzaladı ve Alevi toplumuna kimlerin danışmanlık yapacağını belirledi.
Atananlara baktığımızda şaşırmıyoruz.
Bunların Alevi toplumuna toplu iğnenin başı kadar faydası olmamıştır. Hiçbir toplumsal mücadelenin içinde yer almamışlardır. Alevi toplumunun sorunlarıyla ilgilenmek yerine, yıllarca bu toplumun inancını ve kimliğini kendi çıkarları için kullanmışlardır.
Şimdi de yıllardır devlete sundukları hizmetlerin karşılığı olarak göstermelik bir vitrine yerleştirildiler.
Yerlerinden kalkamayacak yaşa gelmelerine rağmen devletin emir kulu olmaktan uzak durmayanlardan bir danışma kurulu oluşturuldu.
Bu kurul Alevi toplumunun iradesini değil, Sarayın Alevilik siyasetini temsil ediyor.
Açıkça söyleyelim:
Alevilerin temsilcilerini Erdoğan belirleyemez.
Sarayın atadığı kişiler Alevi toplumunu değil, kendilerini atayan siyasi iktidarı temsil eder.
Alevi toplumu kendi temsilcilerini her zaman rızalıkla ve demokratik seçimlerle belirledi. Bizim yolumuzda yukarıdan atama yoktur. Rızalık vardır. Demokratik irade vardır.
Alevilikte temsil, Sarayın verdiği makamdan değil, toplumun verdiği rızalıktan doğar.
Siyasi iktidar şimdi bu temel ilkeyi ortadan kaldırmaya çalışıyor.
Önce Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını kurdular. Cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığına bağladılar. Aleviliği bir inanç olarak tanımak yerine kültürel bir gösteriye çevirdiler. Şimdi de bu yapının içine kendi seçtikleri kişileri yerleştiriyorlar.
Amaç Alevilerin sorunlarını çözmek değildir.
Amaç, iktidara bağlı yeni bir Alevilik yaratmaktır.
Devletin Alevisi, devletin dedesi, devletin cemevi ve devletin temsilcisi oluşturulmak isteniyor.
Türk-İslam sentezinden kırma bir Alevilik anlayışını hayata geçirmek isteyenlerin seçeceği kişiler elbette bu anlayışa teslim olanlar olacaktı.
Bu isimlerin yıllardır derin devlet siyasetinin Aleviler içindeki uzantıları gibi hareket ettiğini bilmeyen yoktur.
Yıllarca Alevilerin ibadethanesini tanımayanlar bugün cemevlerine yönetici tayin etmeye kalkıyor. Zorunlu din derslerini kaldırmayanlar bize inancımızı anlatıyor. Madımak’ın hesabını sormayanlar Hacı Bektaş Veli’nin adını kullanarak etkinlik düzenliyor.
Bunların oluşturduğu danışma kurulu bir temsil organı değildir.
Bu kurul, devletin Alevi toplumuna karşı yürüttüğü asimilasyon siyasetinin vitrin süsüdür.
Alevi toplumu hiç kimsenin arka bahçesi değildir.
Sarayın atadığı bir kurul Alevileri temsil edemez. Alevi toplumunun iradesini yok sayarak oluşturulan hiçbir yapı meşru değildir.
Sarayın verdiği makamla Alevi temsilcisi olunmaz.”


















































































