Günümüz de Hakikat Yol’u (Alevilik) başta olmak üzere, Dergâhlarımız ve Cemevlerimiz büyük oranda burjuva siyasetçisinin ve belediyelerin hükmü altındadır (Bu hüküm altında olma olgusu neden ve niçin diye sorgulanması gereken bir durumdur). Bu mekânları hüküm altına almakla yetinmeyenler siyasiler; son günlerde ortaya çıkan görüntülerden de anlaşıldığı üzere, buraları siyasi şovlarına alet ettiler. Elbette ki, burjuva siyasetçileri bütün bu olumsuzlukları (siyasi şovları) tek başına yapmadılar; bu alanı kendilerine siyasi rant devşirme alanı olarak kullanan kimi kişiliklerle birlikte yaptılar.
Açıkçası durumun bu noktaya getirilmesinde yani Alevi değerlerinin siyasete malzeme yapılmasında başta “Alevi kurum başkanlarının yöneticilerinin” büyük bir sorumluluğu var. Çünkü Son yıllar da (5-10 yıl) kimileri, Alevi kurumlarını, Dergâhları ve Cemevlerini; kendi siyasi ikballerinin başlıca aracı haline dönüştürerek siyasi kariyer hesaplarına malzeme yaptılar. Bütün bu gerçeklikten hareketle; inanç (öğreti) merkezleri (Dergâh ve Cemevi) ile siyaset ilişkisinin değerlendirilmesine acilen ihtiyaç var diye naçizane düşünüyorum.
Alevi kurumlarının eşit yurttaşlık ve hak taleplerinin Partilere iletileceği alanlar bellidir. Dergâhlarımız ve Cemevlerimiz; kimi siyasilerin miting alanı ve siyasi şovların ve de gösterinin yapılacağı alanlar değildir. Aynı zamanda hiç kimsenin siyasi ikbalinin, kişisel çıkarlarının ya da koltuk hesaplarının aracı ve “kiralık piyonların ve banka matikçilerin” birilerine “hain” diye slogan atacaklar alanlar hiç değildir! (Not: görsel Gaip Dede Dergâhında yaşananlara dairdir! Birçok (%85) Dergâh ve Cemevi de benzer durumdadır…) Çünkü hiçbir kimsenin Alevi kurumlarını siyasi rant devşirme alanı olarak kullanmaya, Dergâhın ve Cemevinin bahçesini miting alanına çevirip nutuk atmaya da hakkı yoktur.
Sonuç olarak: Zira Dergâhları ve Cemevlerini siyasete alet edenler ile Cami’leri, siyasete alet edenler arasında hiçbir fark yoktur! Alevi kurumları (Dergâh ve Cemevleri) bir an önce içine düştükleri bu durumdan ve değerlerimiz üzerinden siyaset yapılmasından ve de “bir partinin ve bir grubun arka bahçesi” algısından kurtulmalıdırlar. “Yol Cümleden Uludur, Gönül Kalsın, Yol Kalmasın”; sözümüz Yol’umuzu kendi menfaatleri için kullananlara, Dergâhlarımızı ve Cemevlerimizi siyasi çıkarlarına alet edenlere ve “3-5 paket erzak kolisi” için bütün bu olumsuzluklara sesini çıkarmayanlaradır!
Sevgiyle. Aşk ile



















































































