PİRYOL – Yedi yıl tutukluluğunun ardından tahliye olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, Diyarbakır Havaalanı’nda büyük bir coşkuyla karşılandı. Mızraklı’yı Sakızcı Memo özlemle kucakladı.

Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nden tahliye olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, Diyarbakır Havaalanı’nda Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, milletvekilleri, ilçe belediye eşbaşkanları ile yurttaşlar tarafından karşılandı.
Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nden tahliye olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, Diyarbakır’a geldi. Mızraklı için Diyarbakır Havaalanı’nda karşılama gerçekleştirildi. Karşılamaya Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, DBB Meclis Eşsözcüleri Demet Ceylan ve Ayhan Karatekin, ilçe belediye eşbaşkanları, milletvekilleri, meclis üyeleri, DBB Genel Sekreter Yardımcıları Zerin Türk, Muhabbet Erdoğmuş ve Özlem Tekin, daire başkanları, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile yurttaşlar katıldı.

‘BARIŞIN TOPLUMSAL HAFIZAYA İŞLEMESİ GEREKİYOR’
Karşılama programında Mızraklı, “Merhaba hafıza ve sevginin kenti” diyerek konuşmaya başladı. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mızraklı, barışçıl, demokratik ve onurlu bir çözüm yolunda ısrar edilmesi gerektiğini belirtti. Barışın ancak toplumun bütün katmanlarına ve toplumsal hafızaya işlemesi, aynı zamanda geleceği kuracak bir nitelik taşıması hâlinde gerçek anlamını bulacağını ifade eden Mızraklı, bu sürecin güvenilir ve sahici bir zeminde ilerlemesinin önemine dikkat çekti. Mızraklı, kardeşlik ve barış hukukunun gereği olarak cezaevlerinde bulunan siyasetçilerin ve tutukluların özgürlüklerine kavuşmasının da sürecin önemli unsurlarından biri olduğunu dile getirdi.
Mızraklı, “7 yıl oldu. Günleri saymayı, saatleri, matematiği çok iyi bilirim. Beni tanıyanlar çok iyi bilirler bunu. İnanın, hiçbir şey bu işin ne matematiğine ne fiziğine değil; ruhuna bakıyor, yüreğine bakıyor, devraldığımız mirasa bakıyor. Benim dedelerim de, sizlerin dedeleri de, babaları da, amcaları da, dayıları da, halaları da, teyzeleri de, ablalarımız da, abilerimiz de bir yoldan geçtiler. ‘Özgürlük, demokrasi, adalet, hukuk’ dediler. E vallahi biz de onu öğrenmiştik. Analarımızdan cesaret, asalet, hakikat sütü emmiştik. O sütün gereğini yaptık” şeklinde konuştu.

‘GİDİLMEYEN YOL’
Robert Frost’un “Gidilmeyen Yol” şiirinden bir kesit okuyan Mızraklı, “Bizler o gidilmeyen yola sapanlar ama aynı zamanda da 40 yılı aşkın süredir ısrarla buradaki herkesin inandığı ve ısrarla savunduğu barış, barış, barış… Gidilmeyen yol. O gidilen yol bizim yolumuzdur; o gidilmesi gereken yoldur, barışın tesisidir. Ama bu barış, toplumun bütün katmanlarına, belleğinin her zerresine işleyecek ama geleceği de kuracak bir barış olduğu zaman değer kazanacak. Bunun yolu, o yolu güvenilir ve sahici yapmaktan geçiyor” diye belirtti.
Mızraklı konuşmasına şöyle devam etti: “Eğer kardeşlik hukuku, barış hukuku, geçiş dönemi adaleti, vicdana dayalı adalet devrede ise… Geleceği en güçlü şekilde kurabileceğimiz, zindandaki arkadaşlarımızın tamamı serbest kalmayıncaya kadar bizim boynumuz bükük kalacak. Şuna inanın; zindanlardaki bütün arkadaşlarımız, o zindana düşmüş olanlarda zerre kadar yalnızlık hissi yok. Çünkü yalnızlık insanın tükenişidir, bitişidir. Yalnızlığa düşen toplum da, yalnızlığa düşen kişi de ciddi zorluk çeker. Onun için bizler ne arkadaşlarımızı yalnız bırakacağız ne de bu toplumu ittifaksız, dostsuz, kardeşsiz bırakacağız. Beraber ekmek yedik. Bu topraklara beraberce kan döktük, gözyaşı döktük. Bu kan ve gözyaşına toprak doydu. Artık bu toprağa barışı ekelim, onun rahmetini sevgiyle besleyelim ve bu topraklardan artık bereket fışkırsın. Şimdi ufkumuz budur.”
‘BÜYÜK BARIŞ YÜRÜYÜŞÜ BAŞLAMIŞTIR’
Mızraklı, “Doğru bir adres gösterdiniz. Ben ve arkadaşlarımızın birçoğu dedik ki; eğer samimi olarak barışı istiyorsanız öncelikle tecridi kaldırın, İmralı’nın kapılarını açın. O zaman barış çok daha kolay, çok daha mümkün olacaktır. Karşımızdakiler, muhataplarımız, başkaları ne yaparlarsa yapsınlar bir büyük barış yürüyüşü başlamıştır” dedi.
‘BİZLER BİN KİLOMETRE YOL YAPARIZ’
“Barış onarır; çatışma hırpalar, yıkar, sakat bırakır” diyen Mızraklı, “O barışı tesis etmek bizler gibi bu işin en fazla mağduru olmuşların da aynı zamanda borcudur. Bizim bu konuda hiçbir çekincemiz, tereddüdümüz yok. Bu yolda yürümeye, bu yolda güç yetirmeye, bu yolu güçlendirmeye hepimiz zaten ant içmiş kişileriz. Bütün bunlarla beraber, demin kapıda karşılandığım zaman söylenen bir şey vardı: ‘Gözümüz aydın.’ Arkadaşlar, gözümüzün ferinin biraz daha aydınlanması gerekiyor. Bu aydınlanma nasıl olacak? Şimdiye kadar kayyım atanan belediyelere niye o kayyımlar geri çekilmez? Alın size bunu daha sahici kılacak, daha gerçekçi kılacak bir durum. Hukukun vermiş olduğu kararlar niye rötarlı yapacak veya niye uygulanmayacak? Bugün infaz hakimi benim için bir karar verdi ve o karar çerçevesinde benim akıbetim belli oldu. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin verdiği kararlar orada dururken bunlar uygulanmıyorsa, bu bir kişinin meselesi değildir; bütün bir toplumun, bütün bir siyasetin kefaleti vardır bu işte. Bu zindanlardaki haksız, hukuksuz tutulan binlerce yoldaşımız, sürgünlerle tanışmış binlerce, on binlerce arkadaşımız… Beraberinde bu demokratik çözüm, demokratik toplum ve barış ekseninde Türkiye’ye akacak olan her türden bu halkın evladının huzur, güven içinde gelebilmesi için de hukukun güçlendirilmesi, hukukun güvenilir olması gerekiyor, öngörülebilir olması gerekiyor. Bunun mücadelesini vereceğiz. Hiç kimse bu iş için bir adım atmazsa bile bizler bunun için bin adım da atarız, bin kilometre de yol yaparız” şeklinde konuştu.

















































































