Camilerde, kiliselerde, havralarda ya da herhangi bir inanç merkezinde siyasetçilerin sürekli olarak panel ve toplantılar düzenlediğine tanık oldunuz mu?
Peki, Alevi kültür merkezlerinin temel görevi siyasi partilerin çalışmalarını organize etmek midir?
Alevi kurumları, birkaç yöneticinin milletvekili seçilmesine hizmet etmek için mi kurulmuştur?
Hayır.
Bu kurumlar; inancımızın yaşanması, öğretimizin gelecek kuşaklara aktarılması ve yolumuzun yürütülmesi için kurulmadı mı?
Bugün Alevi kurumlarında pek çok konu konuşuluyor. Ancak çoğu zaman konuşulmayan tek şey, kendi inancımız, yolumuz ve öğretimizdir.
İşte asıl üzerinde düşünmemiz gereken mesele budur.
Alevi toplumunun bugün içinde bulunduğu durum hepimizi düşündürmelidir. Büyük emekler, fedakârlıklar ve özverilerle kurulan Alevi kurumlarının zaman içerisinde kuruluş amaçlarından uzaklaştığını görmek insanı derinden üzüyor.
İnkâr, imha, asimilasyon ve tarih boyunca yaşanan ağır baskılara rağmen varlığını sürdüren Alevi yolu; bugün birkaç yöneticinin kişisel hesaplarına, ihtiraslarına ya da çıkarlarına kurban edilmemelidir.
Öyleyse bu yanlışa dur diyecek yol talipleri yok mu?
Hani bu yola, yolun pirlerine ikrar vermiştiniz?
Gelin canlar; bir olalım, birlikte düşünelim, birlikte sorgulayalım ve bu gidişata hep birlikte dur diyelim.
Alevi Kurumlarının Asıl Görevi Nedir?
Bugün birçok Alevi kurumunda cenaze hizmetleri, kahvaltılar ve çeşitli sosyal etkinliklerin dışında; Alevi yolu, öğretisi ve inancı üzerine yeterli çalışmalar yapılmadığını görüyoruz.
Oysa kurumlarımızın temel amacı; inancımızı, kültürümüzü, öğretimizi ve değerlerimizi yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmaktır.
Alevi kurumları birkaç kişinin kişisel hedeflerine ulaşması için değil, Alevi toplumunun ortak değerlerini yaşatmak için kurulmuştur.
Çünkü bu kurumlar birkaç kişinin değil; yıllarca emek veren, fedakârlık yapan ve alın teri döken binlerce insanın ortak değerleridir.
Bu nedenle hiçbir kişi ya da yönetici, bu kurumların kuruluş amacının önüne geçmemelidir.
Elbette Alevi toplumu içerisinde siyasetle ilgilenen canlarımızın olması son derece doğal ve anlaşılırdır. Her bireyin farklı bir siyasi düşüncesi ve tercihi olabilir. Buna saygı duymak gerekir.
Siyaset elbette hayatın bir parçasıdır. Alevi bireyler de toplumun diğer bireyleri gibi siyasetin içerisinde yer alabilir.
Ancak Alevi bireylerin siyasi tercihleri ile Alevi kurumlarının kurumsal kimliği arasındaki sınırın ve hassas dengenin korunması da bir o kadar önemlidir.
Ne yazık ki bazı Alevi federasyon ve kurum yöneticilerinin, kurumlarımızı giderek siyasi faaliyetlerin yürütüldüğü yapılara dönüştürdüğüne tanık oluyoruz.
Her gün yeni bir siyasi gündemin peşinden panelden panele, televizyon programlarından siyasi parti binalarına koşulurken; Alevi kurumlarının asli görevleri ve sorumlulukları geri plana itilmektedir.
Oysa Alevi kurumlarının öncelikli görevi; Alevi yolunu, inancını, öğretisini ve kültürünü yaşatmak, gelecek kuşaklara aktarmak ve toplumumuzun ortak değerlerini güçlendirmektir.
Alevi kurumlarının varlık nedeni siyaset değil; Alevi toplumunun inancına, kültürüne, öğretisine ve değerlerine hizmet etmektir.
İtiraz Edenlerin Sesi Neden Duyulmuyor?
Daha da düşündürücü olan ise bu duruma itiraz eden, Alevi yolunu ve öğretisini savunan insanların zaman zaman dışlanması veya çeşitli baskılara maruz kalmasıdır.
Oysa yapılması gereken, birbirimizi susturmak ya da dışlamak değil; farklı düşünceleri dinlemek, tartışmak ve ortak bir akıl oluşturmaktır.
Artık birbirimizi suçlamak yerine, içinde bulunduğumuz durumu açık yüreklilikle sorgulamalıyız.
İnanç kurullarında hizmet veren Dedeler ve Analar, delegeler, kurum üyeleri, gençler, kadınlar ve bütün Alevi canlar yaşanan sorunlara karşı sözünü söylemeli ve sorumluluk almalıdır.
Çünkü Alevi kurumlarının geleceği yalnızca yöneticilerin değil, bütün Alevi toplumunun sorumluluğundadır.
Peki, Bu Handikaptan Nasıl Kurtulacağız?
Bu sorunun üzerinde hep birlikte düşünmemiz gerekiyor.
Gelecek yüzyılda Aleviliğin ne olması gerektiğini tartışmadan önce, bugün Alevi kurumlarımızın hangi noktaya geldiğini ve hangi sorunlarla karşı karşıya olduğunu konuşmamız gerekmez mi?
Alevi kurumlarının içine düştüğü durumu görmeyenler ve bugün yaşanan sorunlara çözüm üretemeyenler, yarının sorunlarına nasıl çözüm bulacaklar?
Önce kendi gerçekliğimizi görmek zorundayız.
Biz bu yola ikrar verdik. Pir’e ikrar verdik. Bu yola sahip çıkacağımızın, yolumuzdan dönmeyeceğimizin sözünü verdik.
Bu nedenle artık birbirimizi suçlamak yerine, hep birlikte düşünmeli, sorgulamalı ve çözüm aramalıyız.
Büyük laflara, süslü sloganlara ihtiyacımız yok.
Anadolu’da güzel bir söz vardır:
“Görünen köy kılavuz istemez.”
Hiçbir slogan, hiçbir süslü söz mevcut durumu ve yanlış gidişatı gizleyemez.
Öyleyse yapılması gereken bellidir:
Alevi kurumlarımızı yeniden Alevi yolunun, öğretisinin, inancının ve kültürünün hizmetine sunmak.
Bu kurumlarda Aleviliği yeniden merkeze almak; inancımızı, öğretimizi, kültürümüzü ve değerlerimizi gelecek kuşaklara aktarmak zorundayız.
Bunun için Dedeler, Analar, delegeler, gençler, kadınlar ve bütün Alevi canlar söz sahibi olmalıdır.
Çünkü bu yol hepimizin yoludur.
Bu kurumlar hepimizin ortak değeridir.
Ve bu değerleri geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğudur.
Gelin canlar; bir olalım, birlikte düşünelim, birlikte sorgulayalım ve Alevi kurumlarımızın kuruluş amacına yeniden dönmesi için hep birlikte sorumluluk alalım.
Bu kurumların gerçek sahibi olan Alevi toplumunun sözünü yeniden duyuralım.
Aşk ile kalınız.

















































































