PİRYOL – Bölge illerinde yaşanan hak ihlallerine dair 6 aylık raporunu açıklayan İHD Diyarbakır Şubesi, en az bin 804 ihlal yaşandığını aktardı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, 2026’nın ilk altı ayında Bölge illerinde yaşanan insan hakları ihlallerini içeren raporunu dernek binalarında düzenledikleri basın toplantısı ile açıkladı.
Şube Eşbaşkanı Ercan Yılmaz, raporlarını şubelere yapılan başvurular, sahada yürütülen izleme ve gözlem çalışmaları ile basına ve açık kaynaklara yansıyan bilgiler doğrultusunda hazırladıklarını aktardı. Yılmaz, yaşam hakkından işkence ve kötü muamele yasağına, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından düşünce ve ifade özgürlüğüne, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkından cezaevlerinde yaşanan ihlallere, kadın ve çocuk haklarından ekonomik ve sosyal haklara kadar geniş bir alanda ihlallerin devam ettiğini kaydetti.
Açığa çıkan verilere göre önceki yıllarda tespit ettikleri ihlallerin önemli ölçüde devam ettiği, bazı hak ve özgürlükler bakımından ise ihlallerde belirgin bir artış yaşandığını dile getiren Yılmaz, yılın ilk 6 ayında en az bin 804 insan hakkı ihlalinin tespit edildiğini aktardı. Yılmaz, bununla birlikte insan hakları ihlallerinin gerçek boyutunun kayıt altına alabildikleri vakalarla sınırlı olmadığını dile getirdi.
59 ‘ŞÜPHELİ’ ÖLÜM
Yılmaz, “Bilançomuza göre ilk altı ay içerisinde 38’i kadın, 11’i erkek ve 10’u çocuk olmak üzere en az 59 kişi kuşkulu biçimde yaşamını yitirmiştir. Özellikle kadınların, çocukların ve gençlerin kuşkulu biçimde yaşamlarını yitirdikleri vakaların çokluğu dikkat çekicidir. Kuşkulu ölümlerin tüm yönleriyle açığa çıkarılması, etkili soruşturmalar yürütülmesi ve yaşam hakkının korunması konusunda devletin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi gerekmektedir” dedi.
KADIN CİNAYETLERİ VE ÇOCUKLARA DÖNÜK İHLALLER
Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin 2026 yılının ilk 6 ayında da ağır bir insan hakları sorunu olarak varlığını sürdürdüğünü belirten Yılmaz, “Kadınların aile içinde ve toplumsal alanda şiddete maruz kaldıkları, yaşamlarını yitirdikleri ve çok sayıda kadın ölümünün kuşkulu ölüm olarak kayıtlara geçtiği görülmektedir. Bilançomuza yansıyan verilere göre aile içi şiddet sonucu en az 17 kadın yaşamını yitirmiş, toplumsal alanda gerçekleşen saldırılar sonucunda ise en az 9 kadın hayatını kaybetmiştir. Kadınlara yönelik şiddetin engellenmesi için koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkili biçimde uygulanması, kuşkulu kadın ölümlerinin bütün yönleriyle soruşturulması ve kadın cinayetlerinde cezasızlığı besleyen uygulamalara son verilmesi gerekmektedir” diye konuştu.
Çocukların yaşam hakkına, bedensel ve ruhsal bütünlüklerine yönelik ihlallerin de yine raporlama döneminde devam ettiğini sözlerine ekleyen Yılmaz, “Çocukların aile içinde ve toplumsal alanda şiddete ve istismara maruz kalmaları, iş cinayetlerinde yaşamlarını yitirmeleri, mayın ve sahipsiz patlayıcılar nedeniyle yaralanmaları, toplumsal gösteriler ve gözaltı süreçlerinde kolluk şiddetine maruz kaldıklarına ilişkin iddialar çocuk haklarının korunması konusunda ciddi eksikliklerin sürdüğünü göstermektedir” diye kaydetti.
GÖZALTI VE TUTUKLAMALAR
2025 yılının tamamında Kürdistan kentlerinde en az 588 yurttaşın gözaltına alındığı ve bunların en az 81’inin tutuklandığının tespit edildiğini hatırlatan Yılmaz, 2026 yılının henüz ilk 6 ayında gözaltı sayısının 652’ye, tutuklama sayısının ise 123’e ulaştığını aktardı. Yılmaz, “Gözaltı ve tutuklama sayısındaki bu artışın yanında çok sayıda ev ve iş yeri baskını gerçekleştirilmiş, barışçıl toplantı ve gösterilere müdahale edilmiş, yurttaşların demokratik haklarını kullanmaları soruşturma ve tutuklama tedbirlerinin konusu haline getirilmiştir. Bu artışta, 2026 yılı Ocak ayında Suriye’de Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelere yönelik saldırıların ardından Türkiye’de gerçekleştirilen protestolara karşı kolluk ve yargı makamlarının tutumu önemli bir yer tutmaktadır. Halep’e bağlı Kürt mahalleleri olan Şêxmeksûd ve Eşrefiyê’de başlayan saldırılara karşı Türkiye’nin birçok kentinde gerçekleştirilen protestolara müdahale edilmiş; bazı kentlerde günler süren eylem ve etkinlik yasakları ilan edilmiş; aralarında çocukların, gazetecilerin ve siyasetçilerin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır” şeklinde konuştu.
İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE YASAĞI
İşkence ve kötü muamele yasağına ilişkin tespitlerinin de kaygı verici olduğunu söyleyen Yılmaz, “Gözaltı merkezlerinde, gözaltı yerleri dışında, toplumsal gösteriler sırasında ve hapishanelerde işkence ve kötü muamele iddiaları raporumuza yansımıştır. Kişilerin kaçırılarak veya durdurularak tehdit edildiği ve ajanlık dayatmasına maruz bırakıldığı yönündeki iddialar da devam etmektedir. Özellikle toplumsal gösterilere yönelik müdahaleler sırasında çocukların da aralarında bulunduğu kişilere yönelik fiziksel şiddet iddiaları, işkence ve kötü muamele yasağının korunması bakımından üzerinde önemle durulması gereken bir durumdur. Raporlama sürecinde bunun en belirgin örneği olarak Ocak ayında gerçekleştirilen Rojava protestoları sırasında gözaltına alınan kişilerin işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarına ilişkin vakalar da raporumuza yansımıştır” diye konuştu.
‘CEZASIZLIK POLİTİKASINA SON VERİLMELİ’
“Kamu düzeninin korunması, güvenlik veya herhangi başka bir gerekçe işkence ve kötü muameleyi meşru kılamaz” diyen Yılmaz, “İşkence ve kötü muamele iddialarının etkili biçimde soruşturulmaması ve sorumluların cezasız kalması bu ihlallerin devamına zemin hazırlamaktadır. Nitekim bugün açıklamakta olduğumuz raporumuza yansıyan ihlaller, bugüne kadarki cezasızlık uygulamalarının ısrarla sürdürülmesinden bağımsız düşünülemez. Bu sebeple işkence ve kötü muamele iddiaları derhal ve etkili bir biçimde soruşturulmalı, cezasızlık politikasına son verilmelidir” diye belirtti.
BASINA YÖNELİK BASKILAR
Düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik ihlallerinde ciddi biçimde devam ettiğini belirten Yılmaz, gazetecilere yönelik ihlalleri sıralayarak, “Basın kuruluşlarına ve derneklere yönelik baskınlar ile yayın ve içeriklere yönelik engellemeler, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün kullanılmasını zorlaştırmaktadır” dedi.
Kürtçenin kullanımına yönelik müdahale ve engellemelerin de mevcut olduğunu dile getiren Yılmaz, 6 ay boyunca dil kurumlarına ve Kürtçe konuşan, şarkı söyleyen yurttaşlara yönelik engellemeleri ve yargı baskısını hatırlattı.
CEZAEVİNDE YAŞANAN İHLALLER
Cezaevlerinde yaşanan ihlallere de dikkati çeken Yılmaz, “Mahpusların sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan güçlükler, kelepçeli muayene uygulamaları, irade dışı sevkler, haberleşme ve sosyal faaliyet haklarına getirilen kısıtlamalar, çıplak arama iddiaları, tecrit ve izolasyon uygulamaları ile İdare ve Gözlem Kurullarının kararları sonucunda tahliyelerin ertelenmesi rapor döneminde tespit edilen başlıca ihlallerdir. Hasta mahpusların sağlık hizmetlerine zamanında ve etkili biçimde erişiminin sağlanması, ağır hasta mahpusların durumlarının insan hakları ve insan onuru esas alınarak değerlendirilmesi ve infazda eşitliğe aykırı uygulamalara son verilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM SÜRECİ
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkat çeken Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti: “Ekim 2024’te başlayan ve çatışmalı dönemin sona ermesine yönelik atılan adımları, Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülmesi ve kalıcı toplumsal barışın sağlanması bakımından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Silahların susması, çatışmalardan kaynaklanan yaşam hakkı ihlallerinin sona ermesi ve meselenin siyasal zeminde ele alınması, uzun yıllardır barış talebini dile getiren insan hakları savunucuları açısından son derece kıymetlidir. Bununla birlikte, devam eden sürecin toplumsal barışa dönüşebilmesi için toplumun sürecin sonuçlarını olumlu manada kendi yaşamlarında da görmesi gerekmektedir. İnsanların düşüncelerini ifade etmeleri nedeniyle soruşturulduğu, barışçıl gösterilerin yasaklandığı, yurttaşların demokratik tepkileri nedeniyle gözaltına alındığı ve tutuklandığı, demokratik siyaset alanının sınırlandırıldığı ve hapishanelerde ağır insan hakları ihlallerinin devam ettiği bir ortamda barışa ilişkin toplumsal güvenin güçlenmesi mümkün değildir.
İHLALLER VE SÜRECİN AMACI ARASINDAKİ ÇELİŞKİ
Bu nedenle 2026 yılının ilk altı ayında tespit ettiğimiz ihlaller ile devam eden sürecin amacı arasındaki çelişkiye dikkat çekmek istiyoruz. Kürt meselesinin demokratik çözümünün tartışıldığı bir dönemde Kürtlerin kendilerini doğrudan ilgilendiren gelişmeler karşısında düşüncelerini açıklamalarının ve barışçıl biçimde protesto hakkını kullanmalarının güvenlikçi politikalarla bastırılması kabul edilemezdir. Ocak ayında Rojava’ya yönelik saldırılara karşı gerçekleştirilen barışçıl protestolara yapılan müdahaleler bunun açık örneklerinden biri olmuştur. Barış ve müzakere ortamının güçlenmesi; ifade özgürlüğünün, örgütlenme özgürlüğünün ve barışçıl toplantı ve gösteri hakkının güvence altında olmasını gerektirir.”
‘MGK KARARI BİR AN ÖNCE ALINMALI’
Kürt sorununun çözümü bağlamında Meclis’ten geçen çerçeve yasanın önemli bir ilk adım olduğunu sözlerine ekleyen Yılmaz, “Ancak sürecin başarıya ulaşmasının evrensel insan hakları standartlarını esas alan kapsamlı bir demokratikleşme programının hayata geçirilmesiyle mümkün olacağını bir kez daha vurguluyoruz. Çerçeve yasaya ilişkin yakın zamanda kamuoyuyla paylaştığımız görüşlerde de belirttiğimiz üzere, düzenlemenin Kürt meselesinden kaynaklanan yargılama ve mahkûmiyetleri mümkün olan en kısa sürede ortadan kaldırılması gerektiğini düşünmekteyiz. Bu nedenle yasanın hukuk dünyasından sonuç üretebilmesi için şart koşulan MGK kararının bir an önce alınması gerekmektedir. Suç tarihi ve suç tipine göre yapılan kategorik ayrımların yasanın amaçladığı toplumsal barışa hizmet etmeyeceği kanaatindeyiz. Silahların devreden çıkarılarak demokratik siyasetin güçlendirilmesinin amaçlandığı bir süreçte yasadan yararlanacak kişilere yönelik siyaset yasaklarının öngörülmesini de sürecin amacıyla bağdaşır bulmuyoruz. Bu açıdan kamuoyuyla paylaştığımız görüşler doğrultusunda demokratik siyasete katılımın önündeki engeller kaldırılmalı ve siyasal alan herkes bakımından özgür hale getirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Sürecin toplumun geniş kesimleri tarafından sahiplenilebilmesi için Meclis bünyesinde yürütülecek çalışmalara, çerçeve yasa ile oluşturulan komisyonlara sivil toplumun, insan hakları örgütlerinin, baroların, kadın örgütlerinin, meslek örgütlerinin ve çatışma çözümü konusunda deneyim sahibi kişilerin katılımının sağlanmasının önemli olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Sürecin katılımcı biçimde yürütülmesi, kamuoyunun düzenli olarak bilgilendirilmesi toplumsal güvenin oluşmasına katkı sunacaktır” dedi.
‘UMUT HAKKI’
Yılmaz, barış akademisyenleri, “irtibat ve iltisak” gerekçeleriyle kamudan ihraç edilen kamu çalışanlarının düzenlemelerin dışında tutulmasının giderilmesi gereken önemli eksikliklerden biri olduğunu sözlerine ekleyen Yılmaz, tutsakların durumuna dair şu ifadeleri kullandı: “Mahpusların durumu da devam eden süreç kapsamında ele alınmalıdır. Kürt meselesinin bir sonucu olarak ortaya çıkan yargılama ve mahkûmiyetlerin yarattığı sonuçların giderilmesi, hasta mahpusların sağlık ve tahliye sorunlarının çözülmesi, infaz hukukundaki ayrımcı uygulamalara son verilmesi ve İdare ve Gözlem Kurullarının mahpusların tahliyelerini keyfi biçimde erteleyen uygulamalarının ortadan kaldırılması gerekmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihadıyla ortaya konulan umut hakkının uygulanmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması da hukuk devleti ilkesinin ve uluslararası yükümlülüklerin bir gereğidir.”
Yılmaz, yine Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen ihlal kararlarının uygulanması, kayyım uygulamalarına son verilmesi, 40 yılı aşkın çatışmalı süreç boyunca yaşanan ağır ihlallerin araştırılması, sorumluların tespit edilmesi, mağdurların ve yakınlarının adalet taleplerinin karşılanması ve uğranılan zararların giderilmesi için gerekli hukuki ve idari adımların atılması gerektiğini vurguladı.
‘İHLALLER ADIMLARIN ACİLİYETİNİ ORTAYA KOYUYOR’
“2026 yılının ilk altı ayında tespit ettiğimiz en az bin 804 insan hakları ihlali demokratikleşme yönünde atılması gereken adımların aciliyetini bir kez daha ortaya koymaktadır” diyen Yılmaz, konuşmasını şöyle tamamladı: “Barışçıl toplantı ve gösterilere yönelik müdahalelere, keyfi gözaltı ve tutuklamalara, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sınırlandıran uygulamalara, işkence ve kötü muameleye ve cezasızlık politikasına son verilmelidir. Hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri giderilmeli, demokratik siyaset üzerindeki baskılar kaldırılmalı ve temel insan haklarının gerektirdiği yükümlülükler yerine getirilmelidir. Kürt meselesinin demokratik çözümü konusunda ortaya çıkan bu önemli fırsatın kalıcı bir toplumsal barışla sonuçlanması için silahsızlanma sürecinin kapsamlı bir demokratikleşme programıyla tamamlanması gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz. Hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması ve toplumun sürece etkin biçimde katılımının sağlanması barışa olan inancı ve güveni güçlendirecektir.”
RAPORDA TESPİT EDİLEN İHLALLER
Yılmaz’ın ardından İHD Bölge Temsilcisi Tahir Saçaklı, rapordaki bilançoları açıkladı. Raporda yer alan kimi ihlal bilançoları şu şekilde:
Raporda yer alan kimi ihlal bilançoları şu şekilde:
“*Yaşam hakkı ihlali: 24
*Saldırıya uğrayanlar: 18
*Şüpheli ölümler ve intihar girişimleri: 59
*Çatışmalı ortam nedeniyle yaşanan ihlaller: 5
*Kadınlara yönelik hak ihlalleri: 34
*Çocukların yaşam haklarına yönelik ihlaller: 54
*İşkence yasağı: 77
*Kişi özgürlüğü ve güvenliğine yönelik ihlaller: gözaltına alınanlar 652, tutuklananlar, 123, ev hapsi 2, ev baskınları 161
*Hapishanelerde yaşanan ihlaller: 30”

















































































