Anlatılmak isteneni anlamak istemeyenler, söylenenlere farklı anlamlar yükleyerek yaşanan gerçekleri ve mevcut olumsuzlukları görmezden gelebileceklerini düşünüyorlarsa yanılıyorlar.
Biz ne söylüyoruz?
Cemevlerimizin politik derneklere dönüştürülmesinin doğru olmadığını; cemevlerinin asıl görevinin Alevi yolunun ve öğretisinin yaşandığı, uygulandığı ve gelecek kuşaklara aktarıldığı mekânlar olması gerektiğini söylüyoruz.
Buna karşılık bazıları hemen, “Ne yani, Aleviler siyaset yapmasın mı?” diye soruyor.
Kim diyor Aleviler siyaset yapmasın diye?
Aleviler elbette siyaset yapar, yapmalıdır da. Her Alevinin kendi düşüncesine, dünya görüşüne ve kendisine yakın bulduğu siyasi partiye üye olma ve siyasi faaliyetlerde bulunma hakkı vardır.
Bizim itirazımız Alevilerin siyaset yapmasına değil, Alevi inanç kurumlarının siyasi faaliyetlerin merkezine dönüştürülmesine yöneliktir.
Yıllardır devletin ve siyasetçilerin Alevi inancını kendi politikalarına alet etmemesi gerektiğini savunmuyor muyuz?
İnanç ile siyaset ve devlet arasındaki ilişkiyi tartışırken, inancın siyasete ve devlet politikalarına alet edilmemesi gerektiğini söylüyorsak, aynı hassasiyeti kendi kurumlarımız için de göstermek zorunda değil miyiz?
Bizim söylediğimiz son derece açık:
Aleviler siyaset yapmasın demiyoruz; Alevi kurumları siyasi partilerin ve siyasi faaliyetlerin merkezine dönüşmesin diyoruz.
Çünkü cemevlerinin temel görevi; inancımızı, felsefemizi, yolumuzu, öğretimizi, erkânımızı ve değerlerimizi yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmaktır.
Mesele tam da budur.
Bugün Alevi toplumunun önemli bir bölümünde çocuklarımızın kendi yol değerleri ve öğretisiyle yeterince buluşamadığına dair ciddi bir endişe vardır. Gençlerimizin farklı dinsel grupların etkisine girmesi ve Alevi kimliğinden uzaklaşması konusunda yaşanan kaygılar temelsiz değildir.
Çocuklarımızın farklı inanç grupları karşısında kendilerini yeterince ifade edemediklerini görüyoruz.
Elbette çocuklarımız bilimle uğraşmalı, bilime yönelmeli ve biz de onları buna teşvik etmeliyiz. Ancak insanın yalnızca aklı ve zihni yoktur; aynı zamanda bir manevi dünyası da vardır.
Bu alanı boş bırakırsanız, başkaları doldurur.
Yaşam boşluk kabul etmez.
Manevi ve kültürel açıdan yeterince desteklenmeyen gençler, kendilerine anlam ve aidiyet sunan başka arayışlara yönelebilirler. Suriye’de cihatçı gruplara katılan insanlar arasında Alevi ailelerden gelen gençlerin de bulunduğuna ilişkin örnekler yaşanmıştır. Bu durum, sorunun ciddiyetini görmemiz açısından önemlidir.
Radikal dinci gruplara katılan insanların tamamını cahil veya eğitimsiz olarak görmek de doğru değildir. Bu gruplar arasında eğitimli, hatta üniversite mezunu insanların da bulunduğu bilinmektedir.
Demek ki mesele yalnızca eğitim düzeyi değildir.
İnsanın bilgi kadar anlam, aidiyet ve manevi değerler arayışı da vardır.
Bu nedenle çocuklarımızı yalnızca bilimle buluşturmak yeterli değildir. Onları kendi inançları, kültürleri ve değerleriyle de buluşturmalıyız.
“İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyen pirlerimiz, aynı zamanda semahını, deyişini, yolunu ve ikrarını sürdürmüştür.
Bilim ile inanç, kültür ve manevi değerler birbirinin karşıtı değildir.
Alevi Kurumlarının Sorumluluğu Alevi kurumları, dergâhlarda olduğu gibi muhabbet meydanları kurarak çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitim aldığı, soru sorduğu, kendisini ifade ettiği alanlara dönüşmelidir.
Edebiyatımız, sanatımız, felsefemiz, deyişlerimiz ve semahlarımız bu mekânlarda yaşatılmalı ve yeni kuşaklara aktarılmalıdır.
Bu mekanlarda Alevi öğretisi gelecek kuşaklara aktarılmadan asimilasyon politikalarına Devlet ve siyasettin dizayn etmek istediği alevi toplumunu bu asimilasyon politikalarından nasıl kurtarabiliriz?
Çocuklarımızın ve gençlerimizin kendi yollarını tanıyabilecekleri, Alevi öğretisini öğrenebilecekleri ve kendilerini bu yolun içinde hissedebilecekleri kurumlara ihtiyacımız var. Bugün Alevilik hakkında yapılan tartışmalara yalnızca siyasi pencereden bakmak, çocuklarımızın ve gençlerimizin içinde bulunduğu belirsizliği görmemize engel olmamalıdır.
Bazı gençlerin zamanla kendi ailelerine karşı “Cehennemde yanacaksınız” diyecek kadar farklı bir inanç dünyasına sürüklenmesi, üzerinde ciddi biçimde düşünmemiz gereken bir durumdur.
Bu tabloyu görmezden gelemeyiz.
“Kapitalizm kötülük üretiyor” diyen canlara da şunu sormak gerekir: Çocuklarımızın geleceğini korumak ve onların iyi, vicdanlı, özgür düşünen insanlar olarak yetişmesini sağlamak için kapitalizmin yıkılmasını mı bekleyeceğiz?
Elbette kapitalizmi, ekonomik adaletsizlikleri ve toplumsal sorunları tartışacağız. Ancak bunları tartışırken kendi kurumlarımızın bugün yerine getirmesi gereken sorumlulukları da ertelememeliyiz.
Çocuklarımız bugün bizimle birlikte yaşıyor.
Gençlerimiz bugün bizim kurumlarımızdan, sözlerimizden ve davranışlarımızdan etkileniyor.
Bu nedenle geleceği bekleyemeyiz.
Mesele Alevilerin siyaset yapıp yapmaması değildir.
Mesele, Alevi inanç kurumlarımızın kendi asli görevlerini yerine getirip getirmediğidir.
Cemevleri; Alevi yolunun, inancının, öğretisinin, erkânının, kültürünün ve değerlerinin yaşatıldığı ve gelecek kuşaklara aktarıldığı mekânlar olmalıdır.
Aleviler bireysel olarak siyasetin her alanında yer alabilir. Ancak inanç kurumlarımızın önceliği kendi asli görevleri olmalıdır.
…………….Son………. .
Aşk ile Kalınız
Nurten Yalnız.
















































































