Hakikat Yol’una hizmet eden bir can olarak bu konuyu ve Dergâhlar konusunu birçok kez yazdım, yine yazıyorum; çünkü bu konuyu (meseleyi) kendime dert edindim. Kendime dert edindiğim konunun gerçekliği kısaca şöyledir; Önceki yıllarda “Hace Bektaş Veli anma etkinlikleri” Kültür Bakanlığı ve İlçe Belediyesi bünyesinde yani bu iki devlet kurumunun “sponsorluğunda” organize edilip yapılıyordu. Son birkaç yıldır bu “anma etkinliklerine” bu dönemde yeni kurulan yine bir devlet kurumu olan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da dahil oldu. Şöyle ki; bu yıl (2026) 14,15 Ağustos ve 16,17 Ağustos tarihlerinde Hacı Bektaş İlçesinde düzenlenen her iki “anma etkinliği de” önceki yıllarda olduğu gibi devlet kurumlarının içinde olduğu, organize edip gerçekleştirdiği (Kültür Bakanlığı, İlçe Belediyesi, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı) anma etkinliklerdir.
Bu yıl kimi Alevi kurumları (Federasyon ve Dernekleri), Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının organize ettiği 14-15 Ağustos tarihlerinde yapılan “anma etkinliğine” katıldılar. Kimi Alevi kurumları da (Federasyonlar ve Dernekler), kendilerine göre gerekçeler ileri sürerek, İlçe Belediyesinin içinde olduğu, İBB’nin sponsorluğunda 16-17 Ağustos tarihlerinde yapılan “anma etkinliğine” katıldılar. Bu yıl İlçe Belediyesinin içinde olduğu ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin sponsorluğunda yapılan “anma etkinliğine” katılan kurumların büyük bir çoğunluğu zaten yıllardır Kültür Bakanlığı ve İlçe Belediyesi tarafından organize edilip yapılan anma etkinliklerine katılıyorlardı. Gerçekler böyledir, aksini söylemek ve iddia etmek toplumu manipüle etmektir…
Devletin kurumlarının (Kültür Bakanlığı ve Belediye) içinde olduğu organize ettiği “anma etkinliğine” katılan kimi Alevi kurum (Federasyon ve Dernek) Başkan ve Yöneticileri, geçen yıl olduğu gibi bu yılda Dergâhlarımızı geri istiyoruz şiarıyla (söylemiyle) topluma çağırıda bulundular ve bu yönde de açıklamalar yaptılar. Naçizane, buradan bu değerli kurum (Federasyon ve Dernek) başkan ve yöneticilerimize soruyorum: Dergâh’ın, müze olarak ziyarete açıldığı 16 Ağustos tarihi, (1964) Dergâhlarımızı geri istiyoruz talebi için uygun ve inandırıcı bir tarih midir? Gerçekten Dergâhlarımızı geri isteyeceksek Dergâhlarımıza yasak getirip, kapısına kilit vurup kapatan (30 Kasım 1925), 677 Sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 30 Kasım tarihi daha uygun ve inandırıcı bir tarih değil midir?
Hakikat Yol’una hizmet eden bir can olarak buradan tüm Alevi Kurum (Federasyon ve Dernek) başkanlarına, yöneticilerine ve tüm ilgili kesimlere naçizane çağrımdır. Eğer gelecekte kendi değerlerimizle var olacak isek; ikrarla, rızalıkla, kendi gücümüzle ve kendi emeğinizle var olalım: bir “etkinlik ve anma” yapacak isek birlik, beraberlik içinde kendi yağımızla kavrulalım ve kendi değerlerimizle yani kendi hakikatinizle var olalım. Evet, Pir Hace Bektaş Veli, Anadolu’nun Işığıdır ve Barış Güvercin’idir. Anadolu’nun Işığı ve Barış Güvercin’i için bir anma etkinliği yapılacak ise yapılacak olan bu anma etkinliği Anadolu Işığının ortaya koyduğu değerlere uygun şekilde, üstte isimi geçen kurumlardan bağımsız olarak, sadece kendi kurumlarımızın iş birliği ile Dünya Barış Günü olan 01 Eylül tarihinde ya da Eylül’ün ilk haftasında yapılamaz mı?
Sonuç olarak: yukarıda ismi geçen devlet kurumlarının organizasyonu ve katkılarıyla yapılan Hace Bektaş Veli “Anma Etkinliklerinde”, Alevi Kurumlarının (Federasyon ve Derneklerin), yetkileri ve rolleri nedir? ve ne kadardır? bilinciyle sorguladım, yorumladım ve kendi değerlerimize sahip çıkalım ve kendi hakikatimizle var olalım diyerek önerimi yaptım. Sorguladım, yorumladım ve önerimi yaptım; çünkü naçizane ben susmayı değil, doğru bildiğimi söylemeyi ve yazmayı tercih ediyorum. Zira çıkar için susanlardan, menfaat için eğilenlerden ve manipülasyona göz yumanlardan değilim!
Sevgiyle. Aşk ile.



















































































