Garip Dede Dergahı Cemevi’ne giren bir şahıs, burada abdest alıp namaz kılmak istiyor. İzin verilmeyince de Atatürk büstüne zarar veriyor. Provokasyon yapan saldırgan gözaltına alındıktan sonra da Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak saldırıyı kınıyor.

“Cemevlerinde yalnızca cem yapılır” vurgusunun yapıldığı açıklamada, Garip Dede Dergahı Cemevinin Alevi toplumunun inanç merkezi olduğu belirtiliyor. Ne deniyor o açıklamada: “O kapıdan giren hiç kimseye, inancı, milliyeti sorulmaz. Alevi misin Sünni misin diye sorulmaz. Garip Dede, garipleri, fakiri fukarayı, hoşgörü, barış ve sevgi ile tüm toplumu eşitlikçi dengede tutarak her canı mihman kabul eder… Alevi toplumunun düşünce, kanaat ve adaletin taşıyıcısı olan cemevlerimizde sadece Aleviler Cem yapar, yeryüzündeki farklı farklı inançtaki insanların kendi ritüel ve ibadet şekillerini kendi inandıkları mekanlarda yapması samimiyettir diyoruz. Hiç kimse bir başkasına nasıl ibadet yapabileceğini dayatamaz. Kendisi gidip benim gibi ibadet edeceksiniz diye tehdit edemez. Kimsenin kendi inancını bize dayatmasına asla izin vermeyiz. Bu saldırı bir provokasyondur.”
Her inancın ibadetini yapacağı mekan bellidir. Her isteyen kafasına estiği gibi davranamaz. Bugüne kadar bir tek Alevi camiye gidip cem tutmaya ya da bir Hristiyan gidip camide ayin yapmaya kalkmadı, kalkmaz da. Peki, kim ne hakla bir Cemevine gidip namaz kılmaya yelteniyor? Bu apaçık bir provokasyondur. Bunun ne inançla ne de ibadetle açıklanacak bir tarafı yoktur. Peki bu tür provokasyonlar neden hep cemevlerine yönelik olarak sergileniyor? Birilerinin Alevi inancını kendine göre tanımlama, Alevilerin ibadetine dil uzatma hakkı olabilir mi? Alevilerinin inancı da ibadeti de kendilerinedir. Kimsenin onlara dışarıdan laf etmeye hakkı da haddi de yoktur.
Ama tabii Cemevlerini Alevilerin ibadethanesi olarak tanımlamaktan imtina edenler kendilerinde Aleviliğe çerçeve çizme cüreti görebiliyorlar. İşte bu tür provokasyonları yapanlar tam da buradan güç alıyor. Cemevleri Alevilerin ibadethanesi olarak tanınmadıkça, Alevilerin eşit yurttaşlık talebi karşılanmadıkça, Alevilerin inancına, ibadetine saygı duyulmadıkça da bu tür provokatif davranışlar yaşanmaya devam edecektir. Bunları münferit görmeye, geçiştirmeye dönük yaklaşımlar ise sorunu çözmek yerine daha da derinleştirecektir.
Laiklik ilkesi gereği devlet ülkedeki tüm inançlara eşit mesafede durmak zorundadır. Ülkedeki farklı inançtan insanların eşit yurttaşlık hissiyatı için bu olmazsa olmazdır.
Cemevlerine yönelik provokasyonlar yeni değil ve bu eşitlik sağlanmadan da son bulmayacaktır.




















































































