Bir toplumu düşürmek, hafızasını, tarihsel belleğini yok etmek istiyorsan, o toplumun kültürel, inançsal değer yargıları ile oynamanız yeterlidir, fazlasını yapmaya gerek yok.
Munzur gözelerinde mescit yapılmış, her zamanki gibi aynı feryadı duyuyoruz, kutsalıma dokunmayınız sesleri arasında kutsal olarak tanımladıklarımızın elimizden birer birer nasıl kayıp gittiğini buna sebep olan durumu konuşmaktan imtina ediyoruz.
Dersim coğrafyasında kutsallarımıza, doğamıza, yeşilimize, sularımıza ilk kez dokunulmuyor.
Bu kadim topraklarda devletin baraj politikaları ile bir çok ziyaretimiz, inançsal mekanımız, doğamız sular altında bırakıldı.
Dersimde son yıllarda gelişen çevre bilinci ile doğamızın korunmasına ilişkin ortaya konulan mücadeleyi saymazsak daha öncesinde devletin baraj politikalarına karşı etkin bir mücadele ortaya konulmadığı gibi Dersimliler topraklarını devlete satmış, iş alanları açılacak, istihdam sağlanacak düşüncesiyle devletin Dersimi, Dersimliyi tarihinden, inançsal mekânlardan koparmasını sessizce izlemiştir bu duruma razı olmuşlardır.
Bugün Munzur gözelerinde bir mescit yapılmış bunun üzerine yükselen kutsalıma dokunma seslerinin yükselmesi tirajı komiktir. Munzur gözelerine öncelikle Alevi inancına sahip olan Dersimliler tarafından sahiplenilmemiştir, daha önceleri buralar bir kaç inançlı canlarımızı saymazsak ziyaretçilerin piknik, soğuk sularında içki yudumladıkları alan olarak kullanılıyordu, daha sonraları bu alanlar Turizm mekanı olarak ranta açıldı.
Kendi inanç mekanlarından otantik yapısını korumaz, inançsal, kültürel varlıklarınıza saygı göstermez o alanları para ve çıkarlar kapısına çevirirseniz o alanlarda her türlü yapılanmanın önünü açmış olacaksınız. Mescit giden yolu aleviler kendi eliyle açmıştır.
Yalan hakikatin yerini aldığında orada gerçekler konuşulmaz.
Alevi toplumu hakikatini görmek zorundadır. Bu zorunluluk fark edilmedikçe yozlaşma, asimilasyon, bölünme ve dağılmanın önüne geçilemez.
Alevi toplumu her alanda, bütün kurumları ile özüne dönmek zorundadır. Her bir alanda daralma var, her bir alanda sıkışma var, devlet ve siyasi erk alevilerin içinde bulunduğu durumu biz Alevilerden daha iyi biliyor ve izliyor.
29. Ekimde AKP-MHP iktidarı bir alevi çalıştayı yapmak istiyor, bu çalışmaya yönelik alevi kurum yöneticileri bir açıklama ile bu çalıştaya katılmayacaklarını bildirdiler. Bu çağrı olumlu ancak yetersizdir, alevi kurumları buna karşı kendi çalıştaylarını ortaya koymalıdır ancak bugün görünen aleviler bu duruma hazır değiller.
Alevi toplumu ranta teslim olmamalı, siyasi partilerin tahakkümü altına sokulmamalı, cem evlerimiz ekonomik katkı sunuluyor gerekçesi ile yerel yönetimlerinin cirit attığı alanlara dönüşmesine izin verilmemelidir.
Günü kurtarmak yerine geleceğimizi, yolumuzu inancımızı kurtarmalıyız.
AKP – MHP ortaklığında Alevileri dağıtmak teslim alma tehlikesini görüp, diğer siyasi partilerin, belediyelerin Alevileri, alevi kurumlarını dizayn etme tehlikesini, ileride yaratacağı olumsuzlukları da bilmemiz gerekiyor.
Ekonomik olarak zorluklarımız elbette var, aleviler bu ekonomik zorlukları hep yaşadı ancak para, çıkar karşılığında yolunu, inancını kimselere peşkeş çekmedi, o dar olmayan olanakları içinde yolunu ikrarını kendi hak lokmaları ile bugünlere getirdi.
Ranta, çıkara teslim edilen Aleviliğin sonu yok olmaktır, bitmek ve başkalaşmaktır. Munzur paraya, ranta teslim edildi bundandır mescidin o alana dikilmesi.
Rantın ve çıkarın girdiği her yerde yolsuzluk, hırsızlık, uyumsuzluk ortaya çıkar.
Aleviler kendilerini bu illetten kurtarmalıdır, hamaset, keskin sözlere değil hakikati görün ve hakikat ile yolu savunun.
Aşk ile Kalınız
Nurten Yalnız

















































































