Doğal olarak her ağaç kendi kökleri üzerin de yeşerir! Her dinin ve inancın (öğretinin) kendisine özgü (has) o dini ve o inancı (öğretiyi) diğerlerinden farklı kılan, kendine ait bir değeri, bir dili ve kültürü var. Bu değerler ve kültürler o dinin ve ya o inancın kimliğini ve yaşam biçimini oluşturur. Aynı zamanda her din ve inanç kendi içinde belli kavramlar oluşturup ortaya koyar. Kendi içinde oluşturduğu bu kavramlara dayanarak da bir bütünsellik içinde varlığını devam ettirip sürdürür. Sayı dörtte İslam Din’inin şart, kabul, kavram, değer, kural ve kaidelerini kısaca yazmaya çalıştım! Bu sayıda da Hakikat Yol’unun (Aleviliğin), kendine özgü değer ve kavramlarını kısaca yazmaya çalışacağım.
Kısaca Hakikat Yol’unun (Alevilik) değer ve kavramları; Hakk, Hızır, ikrar, rızalık ocak, ana, pir, mürşid, rayber, talip, cem, cıvat, hizmet, can, görgü, gülbank, müsahip, dar/didar/sorgu, dem/dolu, derya, damla, semah, jiyar, ziyaret, dergâh, nişangâh, vardan varoluş/varlığın birliği, fam, guman, çerağ (delil), çeralık, nur, ışık, çar (4) anasır, lokma-niyaz, saz (tembur), nefes-deyiş, niyaz gaxan, hewtemal, newruz, düşkün, müşkül ve devriye! İşte Hakikat Yol’u (Alevi) inancının (öğretisinin) aklı bu değer ve kavramlarda gizlidir.
“Beş vakte sığmaz bendeki iman
Fetva ne dinlemem, vız gelir ferman
Vahdet-i Mevcutta olmuşum mihman
Hem yerde hem gökte yüzüm var benim.” Hıdır ÇAM (Deruni)
Hakikat Yol’u (Alevi) inancındaki (öğretisindeki) değer ve kavramlar insanı (can’ı) insanı kâmile ulaştırmak için tasarımlanıp düzenlenmiştir. Bu değer ve kavramlar, hiç bir semavi dinin içine sığmaz. Nesimi’nin deyimi ile “bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam!” İslam’ın beş şartına ve iman’ın şartlarına ve de Hakikat Yol’u öğretisindeki değer ve kavramlara baktığımızda İslamiyet ile Hakikat Yol’unun temel kabullerinin tamamen birbirinden farklı olduğunu apaçık bir şekilde göreceğiz. Kısacası Ocak, talip, ana, pir, mürşit, rehber, ikrar, rızalık, cem, dar-didar, nefes/deyiş, semah, görgü, musahip, lokma vb. gibi Hakikat Yol’unda var olan kabuller İslamiyet’te, İslamiyet’te var olan kelime-i şahadet, namaz, hac, umre zekât, farz, sünnet, vacip, üç aylar, ramazan, fitre, mevlüt, halife, molla, imam, mümin, mürit, cennet ve cehennem vb. gibi kabuller de ikrar ve rıza hukuku esasına dayanan Hakikat Yol’unda (Alevilikte) yoktur.
Hakikat Yol’u (Alevilik) ve İslamiyet arasındaki en büyük belirginlik, Allah ve insan algılamasıdır. İslam’ın Allah kavramı ile Hakikat Yol’unun Hakk kavramı arasında çok büyük ve birbiriyle asla uyuşmayan yönler var. İslam’da Allah asla tarif edilemez, şekli ve görünüşü yoktur. Hakikat Yol’u ise “İnsan Hakk’ta Hakk’ta İnsanda” diyerek “Tanrı”yı bu âlemde görünür kılıp Hakk’ın en güzel sıfatı insanın cemalindedir demiştir. Yine Hakikat Yol’u, Hakk, cümle varlıkta vücut, insanda ise sıfat bulmuştur der. İslam’a göre insan Allah’ın yarattığı kuldur ve kulluk görevini yerine getirmek zorundadır. Hakikat Yol’unda kulluk anlayışı yoktur, 72 âleme tek nazardan bakıp Hakk’ı insanda görmek vardır. Hakikat Yol’unda bir “ruhban” sınıfı da yoktur da, “El ele, el Hakk’a” düsturuyla mürşid, pir, rehber, talip ikrarlarıyla bir bütün olarak her can Hakikat Yol’unun talibidir.
“Gerçeğe vardık bizde edeb erkân
Hakk sevdasında erkek, kadın bir can
Pir’in ocağına sevdası olan
Işıkla yoğrulduk Alevi’yiz biz.” Baba Mansur Ocağı Evladı Pir Ali KOÇAK
Gerçekleri görmek ve kabul etmek, bizlere yanlışları düzeltme ve eksikleri tamamlama gücünü verir. Bugüne kadar yapılan yanlışlarla yüzleşmeden o yanlışları değiştirme gücüne sahip olamayız. Çekinmeden yüzleşmeyi başarmalıyız, yüzleşmeyi başarmayıp değiştirme gücüne sahip olmaz isek içimizde daha çok Hınzır Paşalar yetiştiririz. Her şeyden önce içimizde Hınzır Paşalar yetiştirmek istemiyor isek Hakikat Yol’unun (Aleviliğin) yüzyıllarca karşı karşıya kaldığı asimilasyon kıskacıyla yüzleşmeliyiz ve tahkiye yapmaktan vazgeçmeliyiz.
Unutmayalım ki; Bir toplum kendi öznel yapısından yani değerlerinden uzaklaştırılıp kopartılırsa kendisini tanıyamaz ve tanımlayamaz duruma gelir. Özünden ve kökünken yani değerlerinden uzaklaştıkça kuruyan ağaca dönüşür. “Hü diyelim gerçeklerin demine / Gerçeklerin demi Nur’dan sayılır.”(…) Kuruyan ağaca dönüşmek istemiyor isek; her şeyden önce kendimize kendi gözlerimizle bakmalıyız ve kendi değerlerimize ve de kendi köklerimize sıkıca sarılmalıyız. Sevgiyle. Aşk ile.
DEVAM EDECEK!
Mehmet KABADAYI.
İletişim: Mehmet_k.34@hotmail.com
