Sorgulama yetisinde ısrar eden insanlar, evren de ve doğa da tüm değişim ve gelişimin belirli kurallara tabi olduğunu, bu kuralların belirli bir sistem dâhilinde değişim ve gelişim gösterdiğini belirlemiş, bu belirlemeye de bilim adını vermiştir. Bilim insanlarının belirlemesiyle, büyük patlama (Bing Beng) sonucu oluşan evren milyarlarca galaksi den oluşmuştur. Her galaksinin bünyesinde Güneş ve Samanyolu da dahil milyarlarca yıldız bulunur. Evren’in milyarlarca yıllık değişim sürecinde; üzerinde yaşadığımız dünyada Ateş, Hava, Su, Toprak (Çar (4) Anasır, dört Ana unsur) sistemli işleyişi ile canlı mikro organizmaların denizlerden karaya taşınması ve milyarlarca yıllık değişim sürecinde canlı tür’lerin oluşumu gerçekleşmiştir.
Her şey evren’in ve doğanın bir parçasıdır ve insan da bu canlı türlerinden sadece birisidir. Özü itibariyle bir bütünün parçası olmak, doğanın değişmez kuralıdır ve evren, doğa ve insan da dahil tüm canlılar ayrılmaz bir bütündür. Varoluş felsefesinin temel kuralları: 1- Evren’de ve doğa da hiçbir şey yoktan var edilmedi, vardan yok edilemez. 2- Evren’de ve doğa da tüm canlılar birbirinden beslenir ve devr-i daim ederek birbirine dönüşür. 3- Bu dönüşümden kaynaklı olarak ta Evren’de ve doğa da her şey değişime tabidir. 4- Evren bir bütündür ve Hakk; var olan bu bütünlüğün kendisidir. Toz zerresi de dahil her şey Hakk’ın bir parçasıdır.
İşte bunun içindir ki; Hakikat Yol’u (Alevilik) inancı (öğretisi), kâinatta var olan bütün canlılar, Hakk’tan, Hakk’ın varlık Derya’sında (“Arştaki Kandil’den Nur’dan gelirim” –Nesimi-) geldiler, yine Hakk’a döneceklerdir diyor. Özü itibarıyla, evrendeki her şey bu ışık’tan var oldu ve yine bu ışığa geri dönecektir. Yol’ diliyle bu geliş ve dönüşe devriye, Can’ın bedeni terk etmesine de Hakk’a yürüme; Devir inancının gereği olarak, Hakk’a yürüyen Can’ın ardından da “devr-i daim olsun” diyoruz. Çünkü inancımızda (öğretimizde) ölüm yoktur, aslına dönüş vardır. Zamanı geldiğinde Can, geldiği yere yani Toprak Ana’nın koynuna (özüne) döner. Hakikatin sonsuzluğu içinde devir edip özüyle bütünleşerek don (gömlek) değiştirir ve yeni bedenler de harmanlanarak vücut bulur. Karamanlı Güfrani (Dursun Ali) devr-i daim’i (devriye’yi) şöyle anlatıyor;
“Katre idim Ummanlara karıştım
Kaç bulandım kaç duruldum kim bilir
Devre edip âlemleri dolaştım
Bir sanata kaç sarıldım kim bilir.”
Gerçeğe, gerçeğin demine Hü… Sevgiyle. Aşk ile.




















































































