PİRYOL Gazeteci ve yazar Mehmet Ali Demir, 17 yıllık düşünsel ve yazınsal birikimini üçüncü kitabında bir araya getirdi.
Yolun Hafızası: Asimilasyona Karşı Kızılbaş Yazılar adlı eserinde Demir, Kızılbaş-Alevi toplumunun tarihsel hafızasını, inanç felsefesini, kültürel kimliğini ve asimilasyona karşı varoluş mücadelesini ele alıyor.
Şiir ve öykü kitaplarının ardından bu kez makaleleriyle okurlarının karşısına çıkan Demir, yeni eserinde yalnızca geçmişi anlatmakla kalmıyor; kimlik, eşitlik, doğa, insan hakları ve kültürel hafızanın gelecek kuşaklara aktarılması üzerine de düşünsel bir tartışma yürütüyor.
17 YILLIK GAZETECİLİK VE YAZIN DENEYİMİ BİR KİTAPTA
Gazeteci ve yazar Mehmet Ali Demir’in üçüncü kitabı, son 17 yıl içerisinde farklı dönemlerde kaleme aldığı makalelerden oluşuyor.
Demir’in yıllar boyunca gözlemlediği, sorguladığı ve tanıklık ettiği toplumsal gelişmeler, kitapta Kızılbaş-Alevi inancının tarihsel ve felsefi boyutlarıyla buluşuyor.
Eser, tek bir dönemde hazırlanmış araştırmadan ziyade, uzun yıllara yayılan düşünsel birikimin ve yazarlık deneyiminin ürünü olarak öne çıkıyor.
Demir, Kızılbaşlığın yalnızca dinsel bir kimlik olarak değerlendirilmesine karşı çıkarak onun aynı zamanda insan sevgisini, eşitliği, özgür düşünceyi, toplumsal dayanışmayı ve doğayla uyumu temel alan bir yaşam felsefesi olduğunu savunuyor.
“BİZ HAKK’I İNSANIN GÖNLÜNDE, DOĞANIN NEFESİNDE BİLDİK”
Mehmet Ali Demir, kitabında Kızılbaş inanç felsefesini şu sözlerle anlatıyor:
“Bizim yolumuz, Hakk’ı uzaklarda, göklerin ötesinde, erişilmez tahtlarda arayanların yolu değildir. Biz Hakk’ı varlığın özünde, insanın gönlünde, doğanın nefesinde bildik.”
Yazarın düşünsel yaklaşımında ateş, hava, su ve toprak, yaşamın birbirinden ayrılmaz unsurları olarak yer alıyor.
İnsanın doğadan bağımsız bir varlık olmadığını vurgulayan Demir, bütün canlıların yaşam hakkına saygı duyulması gerektiğini savunuyor.
Bu yönüyle kitap, inanç ve kültür tartışmalarının yanında ekolojik duyarlılığı da merkeze alıyor.
ASİMİLASYONA KARŞI KİMLİK VE HAFIZA MÜCADELESİ
Yolun Hafızası – Asimilasyona Karşı Kızılbaş Yazılar, Kızılbaş-Alevi toplumunun tarih boyunca karşı karşıya kaldığı asimilasyon politikalarını ve inançsal dönüşümleri yazarın bakış açısıyla değerlendiriyor.
Demir, Kızılbaşlığın kendine özgü tarihsel ve felsefi değerlerinin korunması gerektiğini belirterek kültürel kimliğin farklı siyasal ve dinsel yorumlar içerisinde özgünlüğünü kaybetmesi tehlikesine dikkat çekiyor.
Kitapta geçmişin hatırlanması kadar, tarihsel hafızanın gelecek kuşaklara aktarılması da önemli bir yer tutuyor.
Yazar, unutulmaya ve unutturulmaya karşı kültürel belleğin korunmasını toplumsal bir sorumluluk olarak ele alıyor.
KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ VE İNSAN SEVGİSİ
Kitabın dikkat çeken bölümlerinden biri de Kızılbaş-Alevi felsefesinde insanın konumu ve kadın-erkek eşitliği üzerine yapılan değerlendirmeler.
Demir, bu anlayışı şu sözlerle ifade ediyor:
“Biz insanı kadın ve erkek diye ayırmadan can bildik. Çünkü Hakk’ın nuru cinsiyete, soya, makama ve servete sığmaz.”
Yazar, Kızılbaşlığı korku ve itaate değil; sevgiye, akla, vicdana ve rızalığa dayanan bir yaşam anlayışı olarak yorumluyor.
Demir’e göre bu felsefenin temelinde insanı insana kul etmemek, doğayı korumak, paylaşmak ve haksızlık karşısında sessiz kalmamak bulunuyor.
ŞİİRDEN ÖYKÜYE, ÖYKÜDEN TOPLUMSAL HAFIZAYA
Gazeteci ve yazar Mehmet Ali Demir’in edebiyat yolculuğu, ilk kitabı Xeyza’nın İpi ile başladı.
Şiirlerinden oluşan bu eserinde Demir, duygu dünyasını ve yaşama ilişkin düşüncelerini şiirsel bir anlatımla okurlarına taşıdı.
İkinci kitabı Fırat’ın Kıyısında Üç Çocuk ise kısa öykülerden oluşuyor. Bu eserle birlikte Demir, şiirden öyküye uzanan edebiyat yolculuğunu sürdürdü.
Üçüncü kitabı Yolun Hafızası – Asimilasyona Karşı Kızılbaş Yazılar ile deneme ve makale alanına yönelen yazar, gazetecilik ve yazarlık deneyimini Kızılbaş-Alevi toplumunun tarihsel ve kültürel meseleleriyle buluşturuyor.
Böylece Demir’in üç kitabı, şiirden öyküye, öyküden inanç felsefesine ve toplumsal hafızaya uzanan farklı anlatım biçimlerini bir araya getiriyor.
“BİZİM KIBLEMİZ İNSANIN GÖNLÜ, DERGÂHIMIZ YERYÜZÜDÜR”
Mehmet Ali Demir, yeni eserinde Kızılbaşlığın özünü şu ifadelerle anlatıyor:
“Bizim kıblemiz insanın gönlü, kitabımız yaşayan doğa, mihmanımız bütün canlar, dergâhımız yeryüzüdür.”
Demir’e göre Kızılbaşlık yalnızca geçmişten devralınmış bir inanç mirası değil; günümüz dünyasında da özgürlük, eşitlik, paylaşım ve doğanın korunması üzerine düşünsel bir yaklaşım sunuyor.
Yazar, eserinde Kızılbaşlığın özgür vicdanı ve insanın kendi özünde hakikati aramasını temel alan bir yol olduğunu vurguluyor.
GELECEK KUŞAKLARA BIRAKILAN BİR TANIKLIK
Gazeteci ve yazar Mehmet Ali Demir’in üçüncü kitabı, Kızılbaş-Alevi toplumunun tarihsel belleğini koruma ve gelecek kuşaklara aktarma amacıyla hazırlanmış bir çalışma olarak dikkat çekiyor.
17 yıllık makalelerini bir araya getiren Demir, eserinde inanç, kimlik, kültür, doğa ve toplumsal eşitlik konularını ortak bir düşünsel çerçevede değerlendiriyor.
Yazar, kitabın temel yaklaşımını şu sözlerle özetliyor:
“Bu yolun kapısı sevgiyle açılır, eşiği rızalıkla geçilir, sırrına ise ancak insan olan erer.”
Yolun Hafızası – Asimilasyona Karşı Kızılbaş Yazılar, okurlarını Kızılbaşlığın tarihsel, kültürel ve felsefi dünyası üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor. (Kaynak: WelgMedya)


















































































