Çarşamba, Ekim 7, 2026
Sonuç bulunamadı
Tüm Sonuçlar
  • Alevi Haberleri
    cemevleri aleviler

    Alevilik: Rıza toplumunun hafızasını geleceğe taşımak

    PSAKD Başkanı Erçe: Suriye’de yaşananlar Alevi soykırımıdır

    PSAKD Başkanı Erçe: Suriye’de yaşananlar Alevi soykırımıdır

    Alevi kurumlarından MEB’in modüllerine tepki

    Alevi kurumlarından MEB’in modüllerine tepki

    Erzurum’da Alevi köyüne maden projesi!

    Erzurum’da Alevi köyüne maden projesi!

    PSAKD, Danışma Kurulu toplantısı: Birlikte yaşam için mücadeleyi büyüteceğiz

    PSAKD, Danışma Kurulu toplantısı: Birlikte yaşam için mücadeleyi büyüteceğiz

    Pir Hasan Kılavuz: Herkes barış için taşın altına gövdesini koymalı

    Pir Hasan Kılavuz: Herkes barış için taşın altına gövdesini koymalı

    Doç. Dr. Çakmak: Alevilik tarih boyunca tanınmak yerine tanımlandı

    “Aleviler ve Kürtler bir birinden koparılmaya çalışılıyor”

    Doç. Dr. Çakmak: Alevilik tarih boyunca tanınmak yerine tanımlandı

    Doç. Dr. Çakmak: Alevilik tarih boyunca tanınmak yerine tanımlandı

    Koyunbaba Dergâhı’ndaki cem erkanının engellenmesi Meclis gündeminde

    Koyunbaba Dergâhı’ndaki cem erkanının engellenmesi Meclis gündeminde

  • Gündem
    Bianet ve gazetecilerin X hesaplarına erişim engeli

    Bianet ve gazetecilerin X hesaplarına erişim engeli

    Hakan Tosun davasında karar: 2 faile müebbet hapis

    Hakan Tosun davasında karar: 2 faile müebbet hapis

    Diyarbakır Şehir Hastanesi işçilerinin eylemi sürüyor

    Diyarbakır Şehir Hastanesi işçilerinin eylemi sürüyor

    İSİG: Eylül ayında 226 işçi yaşamını yitirdi

    İSİG: Eylül ayında 226 işçi yaşamını yitirdi

    Kürt siyasetçi Mahmut Alınak’ın savunmasına dava

    Kürt siyasetçi Mahmut Alınak’ın savunmasına dava

    Fon soruşturmasında tutuklu sayısı 65’e yükseldi

    Fon soruşturmasında tutuklu sayısı 65’e yükseldi

    Mersin Büyükşehir’e operasyon:  Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltında

    Mersin Büyükşehir’e operasyon:  Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltında

    Diyarbakır Şehir Hastanesi inşaatında 90 işçi çıkarıldı

    Diyarbakır Şehir Hastanesi inşaatında 90 işçi çıkarıldı

    Özgür Özel’den yeni fon iddiası: Maliyeti 90 milyar dolar

    Özgür Özel’den yeni fon iddiası: Maliyeti 90 milyar dolar

  • Ekonomi
    Altında yön arayışı: Gözler fed tutanaklarında

    Altında yön arayışı: Gözler fed tutanaklarında

    ABD istihdam verileri Ons altına değer kaybettirdi

    ABD istihdam verileri Ons altına değer kaybettirdi

    Altında kritik saat: Piyasalar 15.30’a kilitlendi

    Altında kritik saat: Piyasalar 15.30’a kilitlendi

    ABD enflasyon verilerinin altına etkisi sönük kaldı

    ABD enflasyon verilerinin altına etkisi sönük kaldı

    Akaryakıta ÖTV zammı: Motorin 100 liraya dayandı

    Akaryakıta ÖTV zammı: Motorin 100 liraya dayandı

    Geniş tanımlı işsizlikte artış

    Geniş tanımlı işsizlikte artış

    DEM Parti’den Meclise ekonomik kriz çağrısı

    DEM Parti’den Meclise ekonomik kriz çağrısı

    Motorinin litre fiyatı 100 TL’ye dayandı

    Motorinin litre fiyatı 100 TL’ye dayandı

    Altın yönünü bulamadı: Bir ileri iki geri

    Altın yönünü bulamadı: Bir ileri iki geri

  • Politika
    Pervin Buldan’dan “İzleme Kurulu” çağrısı

    Pervin Buldan’dan “İzleme Kurulu” çağrısı

    Meclisin ilk gündemi süreç komisyonunun oluşturulması

    Meclisin ilk gündemi süreç komisyonunun oluşturulması

    Diyarbakır’da siyasetin en etkili ilk 10’u sıralandı

    Diyarbakır’da siyasetin en etkili ilk 10’u sıralandı

    DEM Parti: Barış dili baskı pratiğiyle yan yana duramaz

    DEM Parti: Barış dili baskı pratiğiyle yan yana duramaz

    Kılıçdaroğlu: İmamoğlu siyasi tutuklu değil

    Kılıçdaroğlu: İmamoğlu siyasi tutuklu değil

    DEM Parti Kongresi’nde yeniden Hatimoğulları ve Bakırhan seçildi

    DEM Parti Kongresi’nde yeniden Hatimoğulları ve Bakırhan seçildi

    DEM Parti: Alevilerin hassasiyetlerinin araçsallaştırılmasını kabul etmiyoruz

    DEM Parti: Alevilerin hassasiyetlerinin araçsallaştırılmasını kabul etmiyoruz

    Hatimoğulları: Toplumsal barışa yönelmiş ağır bir soykırım tehdittir

    Hatimoğulları: Toplumsal barışa yönelmiş ağır bir soykırım tehdittir

    YENİ Parti Meclis’te ikinci parti oldu

    YENİ Parti Meclis’te ikinci parti oldu

  • Dünya
    Fransa’da lise eylemlerinde bin 949 gözaltı

    Fransa’da lise eylemlerinde bin 949 gözaltı

    İran’da 9 ayda 28 kadına idam

    İran’da 9 ayda 28 kadına idam

    Sosyalist Enternasyonal’den CHP’ye veto

    Sosyalist Enternasyonal’den CHP’ye veto

    ABD’nin yeni askeri sevkiyatı petrol fiyatlarını ateşledi

    ABD’nin yeni askeri sevkiyatı petrol fiyatlarını ateşledi

    Fransa’da liselilerin eyleminde 202 yaralı

    Fransa’da liselilerin eyleminde 202 yaralı

    Zelenskiy: Çok şey değişebilir

    Zelenskiy: Çok şey değişebilir

    Rusya’da seçimler: Putin’in partisi birinci

    Rusya’da seçimler: Putin’in partisi birinci

    Rusya: Avrupa savaşa hazırlanıyor

    Rusya: Avrupa savaşa hazırlanıyor

    Diyarbakır’da ucuz et kuyruğu: 1 kilo et için saatlerce kuyrukta boşa beklemek de var hesapta

    Diyarbakır’da ucuz et kuyruğu: 1 kilo et için saatlerce kuyrukta boşa beklemek de var hesapta

  • Eğitim
    Okulda saldırı: 7 öğrenci yaralı

    Okulda saldırı: 7 öğrenci yaralı

    Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Danyeli: Eğitim siyasi çıkarlarla şekilleniyor

    Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Danyeli: Eğitim siyasi çıkarlarla şekilleniyor

    Tanrıkulu: En düşük kırtasiye maliyeti, 3 bin ila 8 bin lira arasında

    Tanrıkulu: En düşük kırtasiye maliyeti, 3 bin ila 8 bin lira arasında

    Eğitim-Sen Antalya Şubesi Başkanı: Tek din ayrıştırıyor

    Eğitim-Sen Antalya Şubesi Başkanı: Tek din ayrıştırıyor

    8 üniversiteye rektör ataması

    8 üniversiteye rektör ataması

    Mersin Cemevi’nde seramik kursu

    Mersin Cemevi’nde seramik kursu

    Milli Eğitim’den Kürtçe Zazaca kontenjan açıklaması

    Milli Eğitim’den Kürtçe Zazaca kontenjan açıklaması

    Samsun’da lise öğrencisi inşaattan düşerek can verdi

    Samsun’da lise öğrencisi inşaattan düşerek can verdi

    Eğitime kış engeli: 36 ilde kar tatili

    Eğitime kış engeli: 36 ilde kar tatili

  • Kültür & Sanat
    Müzisyen Kemal Yıldırım: Mitolojik hikayeleri müziğe taşıyor

    Müzisyen Kemal Yıldırım: Mitolojik hikayeleri müziğe taşıyor

    PSAKD’den Yılmaz Güney anması

    PSAKD’den Yılmaz Güney anması

    Ahtamar Adasında 14’üncü ayin

    Ahtamar Adasında 14’üncü ayin

    Diyarbakır Ergani’de 9 bin yıllık madencilik gün yüzüne çıktı

    Diyarbakır Ergani’de 9 bin yıllık madencilik gün yüzüne çıktı

    Ayşe Şan Diyarbakır’da anılacak

    Ayşe Şan Diyarbakır’da anılacak

    Ferhat Tunçt’tan Seyid Riza ve arkadaşları için klip: Cigêram

    Ferhat Tunçt’tan Seyid Riza ve arkadaşları için klip: Cigêram

    Diyarbakır’da kültür ve sanat günleri

    Diyarbakır’da kültür ve sanat günleri

    Diyarbakır’da 10. Amed Tiyatro Festivali

    Diyarbakır’da 10. Amed Tiyatro Festivali

    DEM Parti’den Akitu Bayramı kutlaması

    DEM Parti’den Akitu Bayramı kutlaması

  • Sağlık
    Ağrı ve Kars’taki şap hastalığı yayılıyor

    Ağrı ve Kars’taki şap hastalığı yayılıyor

    Diyarbakır Kulp Devlet Hastanesi: Hizmetin adı var kendi yok

    Diyarbakır Kulp Devlet Hastanesi: Hizmetin adı var kendi yok

    BM: 2,69 milyar insan besin ihtiyacını karşılayamıyor

    BM: 2,69 milyar insan besin ihtiyacını karşılayamıyor

    Sakarya’da zehirlenen tutuklu sayısı 171’e yükseldi

    Sakarya’da zehirlenen tutuklu sayısı 171’e yükseldi

    OECD raporunda Türkiye: Yüzde 4,7 ile sonuncu

    OECD raporunda Türkiye: Yüzde 4,7 ile sonuncu

    Hüseyin Aykol’un tedavisi devam ediyor

    Hüseyin Aykol’un tedavisi devam ediyor

    Dünya Çocuk Hakları Günü: 8 ayda 516 çocuğun yaşam hakkı ihlal edildi

    Bir yılda 3 milyondan fazla çocuk yaşamını yitirdi: Afrika ve Asya ilk sırada

    Dicle Nehri’nde toplu balık ölümleri

    Dicle Nehri’nde toplu balık ölümleri

    Diyarbakır’da kanser hastaları için Sosyal Taksi

    Diyarbakır’da kanser hastaları için Sosyal Taksi

  • Kadın
    Diyarbakır Eş Başkanı Bucak: Demokrasi ve kadın mücadelesinde örnek bir kent

    Diyarbakır Eş Başkanı Bucak: Demokrasi ve kadın mücadelesinde örnek bir kent

    Diyarbakır’da 8 Mart mitinginde barış vurgusu

    Diyarbakır’da 8 Mart mitinginde barış vurgusu

    DİKASUM Diyarbakır’da 8 yıl sonra yeniden açıldı

    DİKASUM Diyarbakır’da 8 yıl sonra yeniden açıldı

    Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Kadın Merkezi Kuruldu

    Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Kadın Merkezi Kuruldu

    Zedikanlı kadınlar kahvaltıda buluştu

    Zedikanlı kadınlar kahvaltıda buluştu

    Bianet 2024’e dair erkek şiddeti yıllık çetelesini açıkladı

    Bianet 2024’e dair erkek şiddeti yıllık çetelesini açıkladı

    Diyarbakır Eş Başkanı Bucak: Kadın özgürlük bilincini daha da geliştireceğiz

    Diyarbakır Eş Başkanı Bucak: Kadın özgürlük bilincini daha da geliştireceğiz

    Kadınlar Rojin için Dağkapı’dan seslendi

    Kadınlar Rojin için Dağkapı’dan seslendi

    2024 panoramasında kadınlar

    2024 panoramasında kadınlar

  • Alevi Haberleri
    cemevleri aleviler

    Alevilik: Rıza toplumunun hafızasını geleceğe taşımak

    PSAKD Başkanı Erçe: Suriye’de yaşananlar Alevi soykırımıdır

    PSAKD Başkanı Erçe: Suriye’de yaşananlar Alevi soykırımıdır

    Alevi kurumlarından MEB’in modüllerine tepki

    Alevi kurumlarından MEB’in modüllerine tepki

    Erzurum’da Alevi köyüne maden projesi!

    Erzurum’da Alevi köyüne maden projesi!

    PSAKD, Danışma Kurulu toplantısı: Birlikte yaşam için mücadeleyi büyüteceğiz

    PSAKD, Danışma Kurulu toplantısı: Birlikte yaşam için mücadeleyi büyüteceğiz

    Pir Hasan Kılavuz: Herkes barış için taşın altına gövdesini koymalı

    Pir Hasan Kılavuz: Herkes barış için taşın altına gövdesini koymalı

    Doç. Dr. Çakmak: Alevilik tarih boyunca tanınmak yerine tanımlandı

    “Aleviler ve Kürtler bir birinden koparılmaya çalışılıyor”

    Doç. Dr. Çakmak: Alevilik tarih boyunca tanınmak yerine tanımlandı

    Doç. Dr. Çakmak: Alevilik tarih boyunca tanınmak yerine tanımlandı

    Koyunbaba Dergâhı’ndaki cem erkanının engellenmesi Meclis gündeminde

    Koyunbaba Dergâhı’ndaki cem erkanının engellenmesi Meclis gündeminde

  • Gündem
    Bianet ve gazetecilerin X hesaplarına erişim engeli

    Bianet ve gazetecilerin X hesaplarına erişim engeli

    Hakan Tosun davasında karar: 2 faile müebbet hapis

    Hakan Tosun davasında karar: 2 faile müebbet hapis

    Diyarbakır Şehir Hastanesi işçilerinin eylemi sürüyor

    Diyarbakır Şehir Hastanesi işçilerinin eylemi sürüyor

    İSİG: Eylül ayında 226 işçi yaşamını yitirdi

    İSİG: Eylül ayında 226 işçi yaşamını yitirdi

    Kürt siyasetçi Mahmut Alınak’ın savunmasına dava

    Kürt siyasetçi Mahmut Alınak’ın savunmasına dava

    Fon soruşturmasında tutuklu sayısı 65’e yükseldi

    Fon soruşturmasında tutuklu sayısı 65’e yükseldi

    Mersin Büyükşehir’e operasyon:  Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltında

    Mersin Büyükşehir’e operasyon:  Vahap Seçer dahil 59 kişi gözaltında

    Diyarbakır Şehir Hastanesi inşaatında 90 işçi çıkarıldı

    Diyarbakır Şehir Hastanesi inşaatında 90 işçi çıkarıldı

    Özgür Özel’den yeni fon iddiası: Maliyeti 90 milyar dolar

    Özgür Özel’den yeni fon iddiası: Maliyeti 90 milyar dolar

  • Ekonomi
    Altında yön arayışı: Gözler fed tutanaklarında

    Altında yön arayışı: Gözler fed tutanaklarında

    ABD istihdam verileri Ons altına değer kaybettirdi

    ABD istihdam verileri Ons altına değer kaybettirdi

    Altında kritik saat: Piyasalar 15.30’a kilitlendi

    Altında kritik saat: Piyasalar 15.30’a kilitlendi

    ABD enflasyon verilerinin altına etkisi sönük kaldı

    ABD enflasyon verilerinin altına etkisi sönük kaldı

    Akaryakıta ÖTV zammı: Motorin 100 liraya dayandı

    Akaryakıta ÖTV zammı: Motorin 100 liraya dayandı

    Geniş tanımlı işsizlikte artış

    Geniş tanımlı işsizlikte artış

    DEM Parti’den Meclise ekonomik kriz çağrısı

    DEM Parti’den Meclise ekonomik kriz çağrısı

    Motorinin litre fiyatı 100 TL’ye dayandı

    Motorinin litre fiyatı 100 TL’ye dayandı

    Altın yönünü bulamadı: Bir ileri iki geri

    Altın yönünü bulamadı: Bir ileri iki geri

  • Politika
    Pervin Buldan’dan “İzleme Kurulu” çağrısı

    Pervin Buldan’dan “İzleme Kurulu” çağrısı

    Meclisin ilk gündemi süreç komisyonunun oluşturulması

    Meclisin ilk gündemi süreç komisyonunun oluşturulması

    Diyarbakır’da siyasetin en etkili ilk 10’u sıralandı

    Diyarbakır’da siyasetin en etkili ilk 10’u sıralandı

    DEM Parti: Barış dili baskı pratiğiyle yan yana duramaz

    DEM Parti: Barış dili baskı pratiğiyle yan yana duramaz

    Kılıçdaroğlu: İmamoğlu siyasi tutuklu değil

    Kılıçdaroğlu: İmamoğlu siyasi tutuklu değil

    DEM Parti Kongresi’nde yeniden Hatimoğulları ve Bakırhan seçildi

    DEM Parti Kongresi’nde yeniden Hatimoğulları ve Bakırhan seçildi

    DEM Parti: Alevilerin hassasiyetlerinin araçsallaştırılmasını kabul etmiyoruz

    DEM Parti: Alevilerin hassasiyetlerinin araçsallaştırılmasını kabul etmiyoruz

    Hatimoğulları: Toplumsal barışa yönelmiş ağır bir soykırım tehdittir

    Hatimoğulları: Toplumsal barışa yönelmiş ağır bir soykırım tehdittir

    YENİ Parti Meclis’te ikinci parti oldu

    YENİ Parti Meclis’te ikinci parti oldu

  • Dünya
    Fransa’da lise eylemlerinde bin 949 gözaltı

    Fransa’da lise eylemlerinde bin 949 gözaltı

    İran’da 9 ayda 28 kadına idam

    İran’da 9 ayda 28 kadına idam

    Sosyalist Enternasyonal’den CHP’ye veto

    Sosyalist Enternasyonal’den CHP’ye veto

    ABD’nin yeni askeri sevkiyatı petrol fiyatlarını ateşledi

    ABD’nin yeni askeri sevkiyatı petrol fiyatlarını ateşledi

    Fransa’da liselilerin eyleminde 202 yaralı

    Fransa’da liselilerin eyleminde 202 yaralı

    Zelenskiy: Çok şey değişebilir

    Zelenskiy: Çok şey değişebilir

    Rusya’da seçimler: Putin’in partisi birinci

    Rusya’da seçimler: Putin’in partisi birinci

    Rusya: Avrupa savaşa hazırlanıyor

    Rusya: Avrupa savaşa hazırlanıyor

    Diyarbakır’da ucuz et kuyruğu: 1 kilo et için saatlerce kuyrukta boşa beklemek de var hesapta

    Diyarbakır’da ucuz et kuyruğu: 1 kilo et için saatlerce kuyrukta boşa beklemek de var hesapta

  • Eğitim
    Okulda saldırı: 7 öğrenci yaralı

    Okulda saldırı: 7 öğrenci yaralı

    Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Danyeli: Eğitim siyasi çıkarlarla şekilleniyor

    Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Danyeli: Eğitim siyasi çıkarlarla şekilleniyor

    Tanrıkulu: En düşük kırtasiye maliyeti, 3 bin ila 8 bin lira arasında

    Tanrıkulu: En düşük kırtasiye maliyeti, 3 bin ila 8 bin lira arasında

    Eğitim-Sen Antalya Şubesi Başkanı: Tek din ayrıştırıyor

    Eğitim-Sen Antalya Şubesi Başkanı: Tek din ayrıştırıyor

    8 üniversiteye rektör ataması

    8 üniversiteye rektör ataması

    Mersin Cemevi’nde seramik kursu

    Mersin Cemevi’nde seramik kursu

    Milli Eğitim’den Kürtçe Zazaca kontenjan açıklaması

    Milli Eğitim’den Kürtçe Zazaca kontenjan açıklaması

    Samsun’da lise öğrencisi inşaattan düşerek can verdi

    Samsun’da lise öğrencisi inşaattan düşerek can verdi

    Eğitime kış engeli: 36 ilde kar tatili

    Eğitime kış engeli: 36 ilde kar tatili

  • Kültür & Sanat
    Müzisyen Kemal Yıldırım: Mitolojik hikayeleri müziğe taşıyor

    Müzisyen Kemal Yıldırım: Mitolojik hikayeleri müziğe taşıyor

    PSAKD’den Yılmaz Güney anması

    PSAKD’den Yılmaz Güney anması

    Ahtamar Adasında 14’üncü ayin

    Ahtamar Adasında 14’üncü ayin

    Diyarbakır Ergani’de 9 bin yıllık madencilik gün yüzüne çıktı

    Diyarbakır Ergani’de 9 bin yıllık madencilik gün yüzüne çıktı

    Ayşe Şan Diyarbakır’da anılacak

    Ayşe Şan Diyarbakır’da anılacak

    Ferhat Tunçt’tan Seyid Riza ve arkadaşları için klip: Cigêram

    Ferhat Tunçt’tan Seyid Riza ve arkadaşları için klip: Cigêram

    Diyarbakır’da kültür ve sanat günleri

    Diyarbakır’da kültür ve sanat günleri

    Diyarbakır’da 10. Amed Tiyatro Festivali

    Diyarbakır’da 10. Amed Tiyatro Festivali

    DEM Parti’den Akitu Bayramı kutlaması

    DEM Parti’den Akitu Bayramı kutlaması

  • Sağlık
    Ağrı ve Kars’taki şap hastalığı yayılıyor

    Ağrı ve Kars’taki şap hastalığı yayılıyor

    Diyarbakır Kulp Devlet Hastanesi: Hizmetin adı var kendi yok

    Diyarbakır Kulp Devlet Hastanesi: Hizmetin adı var kendi yok

    BM: 2,69 milyar insan besin ihtiyacını karşılayamıyor

    BM: 2,69 milyar insan besin ihtiyacını karşılayamıyor

    Sakarya’da zehirlenen tutuklu sayısı 171’e yükseldi

    Sakarya’da zehirlenen tutuklu sayısı 171’e yükseldi

    OECD raporunda Türkiye: Yüzde 4,7 ile sonuncu

    OECD raporunda Türkiye: Yüzde 4,7 ile sonuncu

    Hüseyin Aykol’un tedavisi devam ediyor

    Hüseyin Aykol’un tedavisi devam ediyor

    Dünya Çocuk Hakları Günü: 8 ayda 516 çocuğun yaşam hakkı ihlal edildi

    Bir yılda 3 milyondan fazla çocuk yaşamını yitirdi: Afrika ve Asya ilk sırada

    Dicle Nehri’nde toplu balık ölümleri

    Dicle Nehri’nde toplu balık ölümleri

    Diyarbakır’da kanser hastaları için Sosyal Taksi

    Diyarbakır’da kanser hastaları için Sosyal Taksi

  • Kadın
    Diyarbakır Eş Başkanı Bucak: Demokrasi ve kadın mücadelesinde örnek bir kent

    Diyarbakır Eş Başkanı Bucak: Demokrasi ve kadın mücadelesinde örnek bir kent

    Diyarbakır’da 8 Mart mitinginde barış vurgusu

    Diyarbakır’da 8 Mart mitinginde barış vurgusu

    DİKASUM Diyarbakır’da 8 yıl sonra yeniden açıldı

    DİKASUM Diyarbakır’da 8 yıl sonra yeniden açıldı

    Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Kadın Merkezi Kuruldu

    Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Kadın Merkezi Kuruldu

    Zedikanlı kadınlar kahvaltıda buluştu

    Zedikanlı kadınlar kahvaltıda buluştu

    Bianet 2024’e dair erkek şiddeti yıllık çetelesini açıkladı

    Bianet 2024’e dair erkek şiddeti yıllık çetelesini açıkladı

    Diyarbakır Eş Başkanı Bucak: Kadın özgürlük bilincini daha da geliştireceğiz

    Diyarbakır Eş Başkanı Bucak: Kadın özgürlük bilincini daha da geliştireceğiz

    Kadınlar Rojin için Dağkapı’dan seslendi

    Kadınlar Rojin için Dağkapı’dan seslendi

    2024 panoramasında kadınlar

    2024 panoramasında kadınlar

Sonuç bulunamadı
Tüm Sonuçlar
Piryol.com
Sonuç bulunamadı
Tüm Sonuçlar

Alevilik: Rıza toplumunun hafızasını geleceğe taşımak

23 saniye önce
Alevi Haberleri, Özel Haber
0
cemevleri aleviler
Facebook'ta paylaşTwitter'da paylaş

PİRYOL – Aleviliğin tarihi bir mezhep tarihi değildir. Bu tarih; göçlerin, devlet politikalarının, baskıların, katliamların, toplumsal dönüşümlerin, dayanışmanın, kimlik arayışlarının ve asimilasyona karşı mücadelenin tarihidir.

Alevilikte inanç bireyin Tanrı ile ilişkisinden öte, rızalık,müsahiplik, dayanışma ve toplumsal sorumluluk üzerine kurulur.

Bir kimliğin hafızasını sürmek…

Dede Garkın’dan/Kargın-Karkın Şah İsmail’e, Kızılbaşlıktan Dersim’e; ocaklardan cemevlerine, köylerden kentlere ve sözlü hafızadan dijital arşive uzanan tarihsel yolculuk…

Alevilik, tek bir tarihte ortaya çıkmış, bütün topluluklarda aynı biçimde yaşanmış ve değişmeden bugüne ulaşmış tek parça bir inanç sistemi değildir.

Bugünkü Alevi kimliğinin gerisinde farklı dönemlerin, coğrafyaların, ocakların, toplulukların, siyasi kırılmaların ve hafıza biçimlerinin oluşturduğu uzun bir tarih bulunur.

Bu nedenle Aleviliğin tarihini yalnızca bir mezhep tarihi olarak okumak eksik kalır. Bu tarih aynı zamanda göçlerin, devlet politikalarının, toplumsal dönüşümlerin, baskıların, dayanışmanın ve kimlik arayışlarının tarihidir.

Alevilik araştırmalarındaki en önemli sorunlardan biri, bugünkü kavramların geçmişe doğrudan taşınmasıdır. Tarihsel belgelerde Kızılbaş, Türkmen, Kalenderî, Vefâî, Haydarî, Râfızî veya Bektaşi gibi farklı adlandırmalarla karşılaşıldığında bunların tamamını otomatik olarak bugünkü anlamıyla “Alevi” kabul etmek doğru değildir.

Bu dosya, tarihsel belge ile toplumsal hafızayı birbirinden ayırarak ama birbirini tamamlayan iki alan olarak ele alıyor.

Sorunun özü ise şu:

Alevilik nasıl hayatta kaldı, nasıl değişti ve geleceğe hangi hafızayla taşınacak?

piryol alevi haberleri

ALEVİLİK NEDİR?

Aleviliği tek bir cümleyle tanımlamak kolay değildir. Alevi toplulukları arasında inanç, ibadet, ocak yapısı, cem erkânı, dil, kültür ve tarih anlatıları bakımından farklılıklar bulunmaktadır. Bununla birlikte Hak, Hz. Muhammed, Hz. Ali, Ehl-i Beyt, On İki İmam, Kerbela, cem, deyiş, nefes ve saz gibi ortak referanslar geniş bir tarihsel ve kültürel alan oluşturur.

Alevilikte inanç yalnızca bireyin Tanrı ile ilişkisi üzerinden kurulmaz. Topluluk, ahlak, rızalık, dayanışma ve toplumsal sorumluluk da önemli bir yer tutar.

Bu nedenle Aleviliği yalnızca ibadet biçimleri üzerinden tanımlamak eksik kalır.

Alevilik aynı zamanda bir hafıza sistemidir.

Dede-talip ilişkisi, ocaklar, cemler, deyişler, şecereler, icazetnameler ve sözlü anlatılar bu hafızanın taşıyıcıları olmuştur.

Ancak bütün Alevilerin aynı şeyi aynı biçimde yaşadığı söylenemez. Ocaklar ve yöresel gelenekler arasında önemli farklılıklar vardır.

Bu nedenle Aleviliği anlamanın en sağlıklı yolu onu tek bir kalıba sokmak değil, tarih içinde değişerek varlığını sürdüren çoğul bir gelenek olarak incelemektir.

alevilerin kimlik talebi

KÖKLER: TEK BİR BAŞLANGIÇ ARAMAK DOĞRU MU?

Aleviliğin kökeni konusunda farklı açıklamalar bulunmaktadır.

Bazı yaklaşımlar Aleviliğin İslam’ın erken dönemindeki Ehl-i Beyt merkezli çizgiyle ilişkisine dikkat çeker. Bazı araştırmalar Orta Asya ve İran coğrafyasındaki tasavvufi, Türkmen ve heterodoks geleneklerin etkisini öne çıkarır. Başka çalışmalar ise Anadolu’daki Vefâî, Kalenderî, Haydarî ve benzeri çevrelerin tarihsel dönüşümünü izler.

Bu yaklaşımların her biri Aleviliğin oluşumundaki farklı katmanları açıklamaya çalışır.

Dolayısıyla Aleviliği tek bir kaynaktan türetmek yerine, farklı tarihsel ve kültürel unsurların yüzyıllar içerisinde birleşmesi üzerinden okumak daha açıklayıcıdır.

Özellikle ocaklar üzerine yapılan araştırmalar, yazılı belgeler ile sözlü geleneklerin birlikte değerlendirilmesinin önemini gösterir.

DEDE GARKIN/KARGIN-KARKIN

Dede Garkın/Kargın-Karkın, Aleviliğin erken tarihsel katmanlarını araştırırken üzerinde özellikle durulan isimlerden biridir.

Ancak önemli bir ayrım yapmak gerekir:

Dede Garkın’ı Aleviliğin kurucusu olarak tanımlamak tarihsel açıdan doğru değildir.

Dede Garkın’a ilişkin bilgiler menakıbnameler, ocak anlatıları, şecereler ve araştırmalar üzerinden takip edilmektedir. Elvan Çelebi’nin Menâkıbü’l-Kudsiyye adlı eseri bu açıdan önemli kaynaklardan biridir.

Ancak menakıbname ile arşiv belgesi aynı türden kaynak değildir.

Menakıbnameler yalnızca geçmişte ne olduğuna ilişkin veri taşımaz; topluluğun geçmişini nasıl anlamlandırdığını da gösterir.

Dede Garkın’ın Vefâî ve Türkmen çevreleriyle ilişkilendirilmesi, Anadolu’daki erken tasavvufi ve toplumsal yapılanmaların anlaşılması bakımından önemlidir.

Bu nedenle Dede Garkın, Aleviliğin “başlangıç tarihi” değil, sonraki ocak yapılanmalarına uzanan tarihsel zincirin önemli halkalarından biri olarak değerlendirilmelidir.

HACI BEKTAŞ VELİ’DEN ŞAH İSMAİL’E

Hacı Bektaş Veli, Anadolu’nun tasavvuf ve kültür tarihinin en önemli isimlerinden biridir.

Ancak bugünkü Alevilik ile Hacı Bektaş Veli arasındaki ilişkiyi doğrudan ve kesintisiz bir kurumsal devamlılık olarak açıklamak tartışmalıdır.

Hacı Bektaş Veli çevresinde oluşan gelenek ile sonraki Bektaşilik ve Alevilik biçimleri arasında tarihsel dönüşümler yaşanmıştır.

Benzer şekilde Safevî hareketi de başlangıçta doğrudan siyasi bir devlet projesi değildi. Bir tarikat çevresinden siyasi iktidara dönüşen Safevî hareketi, Cüneyd ve Haydar dönemlerinden Şah İsmail’e uzanan süreçte önemli bir değişim geçirdi.

Bu dönüşüm Anadolu’daki Türkmen topluluklarıyla Safevîler arasındaki ilişkileri de etkiledi.

ŞAH İSMAİL VE KIZILBAŞLAR

Şah İsmail, Alevi hafızasının en güçlü tarihsel figürlerinden biridir.

Hatayi mahlasıyla söylediği şiirler Alevi-Bektaşi geleneğinde yüzyıllar boyunca aktarılmıştır.

Fakat Şah İsmail’i yalnızca şair olarak değerlendirmek de yalnızca Alevilerin siyasi lideri olarak görmek de eksik kalır.

Şah İsmail aynı zamanda Safevî devletinin kurucusudur.

Anadolu’daki bazı Türkmen gruplarının Safevî hareketine bağlanması, Osmanlı-Safevî rekabetinin toplumsal boyutunu güçlendirdi.

Bu süreçte “Kızılbaş” kavramı öne çıktı.

Kızılbaşlık, özellikle Safevî hareketiyle ilişkili Türkmen topluluklarının tarihsel ve siyasi kimlik alanlarından biriydi.

Ancak Kızılbaş ile bugünkü Alevi kavramı birebir eş anlamlı değildir.

Sonraki yüzyıllarda Kızılbaş topluluklarının önemli bölümü bugünkü Alevi kimliğinin tarihsel oluşumunda yer aldı.

ÇALDIRAN VE YAVUZ

1514 Çaldıran Savaşı, Osmanlı-Safevî rekabetinin en önemli dönüm noktalarından biridir.

Savaşı yalnızca Sünni-Şii çatışması olarak açıklamak eksik kalır. İki devlet arasındaki siyasi egemenlik mücadelesi, sınır güvenliği, Anadolu’daki Türkmen gruplarının bağlılıkları ve mezhepsel farklılıklar aynı süreçte etkili oldu.

Çaldıran’ın ardından Osmanlı yönetiminin Safevîlerle bağlantılı görülen Kızılbaş topluluklarına yönelik politikaları sertleşti.

Yavuz Sultan Selim döneminde takip, tutuklama, sürgün ve idam gibi uygulamaların yaşandığı bilinmektedir.

Ancak tarih yazımında sık kullanılan “40 bin Kızılbaş öldürüldü” ifadesi kesin ve bağımsız biçimde doğrulanmış bir bilanço olarak kullanılmamalıdır.

Bir kronikte yer alan sayı ile doğrulanmış ölüm bilançosu aynı şey değildir.

Çaldıran’ın Alevi hafızasındaki yeri ise yalnızca savaşla sınırlı kalmadı. Sonraki yüzyıllarda devlet-topluluk ilişkilerinin ve dışlanma deneyiminin önemli tarihsel referanslarından biri haline geldi.

OSMANLI’DA KIZILBAŞ POLİTİKALARI

Çaldıran’dan sonra Kızılbaşlara yönelik devlet politikası bütün dönemlerde aynı biçimde uygulanmadı.

Kanuni döneminde Kızılbaşlıkla ilişkilendirilen toplumsal hareketlilikler ve Safevî etkisiyle bağlantılı görülen gelişmeler yaşandı.

Bozoklu Şeyh Celal, Baba Zünnun ve Kalender Çelebi gibi isimlerin etrafındaki hareketler yalnızca “Alevi isyanları” şeklinde açıklanamaz.

Vergi sorunları, timar düzenindeki değişiklikler, merkezileşme, yerel güç mücadeleleri, Türkmen gruplarının konumu ve Safevî etkisi gibi farklı faktörler birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle Osmanlı tarihindeki her Kızılbaş vakasını bugünkü Alevi kimliğiyle eşitlemek tarihsel bağlamı daraltır.

Bununla birlikte Kızılbaşlığın devlet açısından güvenlik ve siyasi sadakat sorunu olarak görülmesi, Alevi tarihinin sonraki yüzyıllarını anlamak bakımından önemlidir.

OCAKLAR, BUYRUKLAR VE ŞECERELER

Aleviliğin yüzyıllar boyunca ayakta kalmasını sağlayan en önemli yapılardan biri ocak sistemidir.

Ocak yalnızca soy bağı değildir.

Dede-talip ilişkisini, inanç aktarımını, cem hizmetlerini, toplumsal otoriteyi ve hafızayı taşıyan bir yapıdır.

Dede ailelerinde bulunan şecereler ve icazetnameler bu yapının önemli belgelerindendir.

Diyarbakır koluyla ilişkilendirilen Ağuiçen Ocağı şeceresinin Hicri 544/Mart 1150 tarihli olduğu yönündeki araştırma, Alevi ocakları konusunda çok erken tarihli bir yazılı belge örneğine işaret etmektedir.

Ancak bu belge Aleviliğin 1150 yılında başladığını kanıtlamaz.

Belge, belirli bir ocak ve dede silsilesinin tarihine ilişkin önemli bir veri olarak değerlendirilmelidir.

Şecere bir yandan soy ve silsile anlatırken diğer yandan otorite ve meşruiyet hafızasını da taşır.

CEM, ERKÂN, MUSAHİPLİK VE DÜŞKÜNLÜK

Cem, Alevi toplumsal hayatının merkezindeki ritüellerden biridir.

Ancak cemi yalnızca ibadet olarak tanımlamak yeterli değildir.

Cem; topluluk, ahlak, rızalık, dayanışma, eğitim ve hafızanın yeniden üretildiği bir alandır.

Musahiplik bazı Alevi geleneklerinde seçilmiş akrabalık ve dayanışma ilişkisi oluşturur. Ancak bütün ocaklarda aynı biçimde uygulanmaz.

Düşkünlük ise topluluğun kendi ahlaki ve sosyal düzeni içerisindeki yaptırım mekanizmalarından biridir.

Bütün bunlar Aleviliğin yalnızca bir inanç sistemi değil, aynı zamanda toplumsal örgütlenme biçimi olduğunu gösterir.

ALEVİLİK, SÜNNİLİK VE ŞİİLİK

“Alevilik İslam’ın içinde midir?” sorusu yalnızca teolojik bir tartışma değildir.

Aynı zamanda kimlik, tarih, siyaset ve yurttaşlık meselesidir.

Alevilikte İslam’ın temel figürleri ve Ehl-i Beyt merkezli güçlü bir inanç dünyası bulunmaktadır.

Bununla birlikte Alevilik, Sünni İslam’ın bütün ibadet ve hukuk anlayışıyla aynı değildir.

Şiilikle ortak tarihsel ve inançsal unsurları bulunmasına rağmen Alevilik doğrudan Şiiliğin Anadolu’daki başka bir adı olarak da açıklanamaz.

Aleviliğin kendine özgü ocak sistemi, cem erkânı, dedelik kurumu, deyiş geleneği ve toplumsal yapısı vardır.

Bu nedenle Aleviliği başka bir geleneğin basit bir alt başlığına indirgemeden, tarihsel ilişkileri içerisinde değerlendirmek gerekir.

Diyarbakır cemevi aşure lokması

DİYARBAKIR ALEVİLİĞİNİN TARİHSEL İZLERİ

Diyarbakır, Alevilik araştırmaları açısından önemli bir coğrafyadır.

Bölgedeki Alevi ocakları yalnızca bugünkü Diyarbakır sınırları içinde kalmamış; göçler yoluyla Anadolu’nun farklı bölgelerine yayılmıştır.

Bülent Akın ve Mehmet Ekici’nin çalışması, Diyarbakır yöresi Alevi ocaklarının tarihsel seyri, dede-talip ilişkileri, göçler ve günümüzdeki dağılımları yazılı ve sözlü kaynaklarla birlikte ele almaktadır. Araştırma, bölgedeki dede ve talip topluluklarının göçlerle geniş bir coğrafyaya yayıldığını ortaya koymaktadır.

Bu nedenle Diyarbakır Aleviliğini anlamak için yalnızca bugünkü yerleşimlere bakmak yeterli değildir.

Köyler, ocaklar, dede aileleri, talip toplulukları, göç güzergâhları ve aile arşivleri birlikte okunmalıdır.

DİYARBAKIR ALEVİ OCAKLARI

Diyarbakır yöresindeki Alevi yapısının anahtarlarından biri ocak sistemidir.

Bölgede farklı ocaklara bağlı dede ve talip topluluklarının bulunduğu, bu toplulukların göçlerle Diyarbakır dışına yayıldığı akademik araştırmalarla ortaya konmuştur.

Dolayısıyla “Diyarbakır Aleviliği” tek bir ocak üzerinden açıklanamaz.

Ağuiçen ve Dede Garkın gibi ocakların bölgedeki tarihsel varlığı; şecereler, icazetnameler, tapu kayıtları, aile arşivleri ve saha görüşmeleri üzerinden araştırılmaktadır.

Bu belgelerin her biri farklı bir bilgi taşır.

Bir şecere soy ve meşruiyet ilişkisini, bir tapu kaydı yerleşim ve mülkiyet ilişkisini, sözlü tarih ise topluluğun geçmişini nasıl hatırladığını gösterebilir.

Gerçeğin daha geniş görünümü, bu kaynakların karşılaştırılmasıyla ortaya çıkar.

aleviler diyarbakır cemevi

DİYARBAKIR’IN GÖÇ HARİTASI

Göç, Diyarbakır Aleviliğinin dönüşümündeki en önemli süreçlerden biridir.

Köylerden kentlere, Diyarbakır’dan batı illerine ve Avrupa’ya uzanan göçler geleneksel dede-talip ilişkilerinin niteliğini değiştirdi.

Köyde aynı coğrafyada yaşayan talip toplulukları kentte dağıldı. Cemlerin düzenlenmesi, dedelerin ulaşımı ve dayanışma biçimleri yeni koşullara uyarlandı.

Ancak göç yalnızca kayıp yaratmadı.

Yeni kentler derneklerin, vakıfların, cemevlerinin ve kültürel ağların oluşmasına da zemin hazırladı.

Böylece Alevilik köyden kente taşınırken yeni bir kurumsal ve kimliksel biçim kazandı.

DİL, KİMLİK VE ETNİSİTE

Diyarbakır Aleviliğini anlamanın en hassas başlıklarından biri dil ve etnisitedir.

Bölgedeki Alevi topluluklarını yalnızca etnik kimlik üzerinden açıklamak mümkün değildir.

Dil, aile tarihi, aşiret veya kabile ilişkileri, ocak bağlılığı, yerleşim tarihi ve göç deneyimi farklı topluluklarda farklı biçimlerde birleşebilir.

Bu nedenle Diyarbakır Aleviliği tek bir etnik kategori değildir.

Alevi kimliği ile Kürt, Türkmen, Zaza veya başka kimliklerin ilişkisi her toplulukta aynı değildir.

Bu çeşitlilik, Aleviliğin çoğul karakterinin önemli göstergelerinden biridir.

ALEVİ KADINLARININ HAFIZASI

Alevi kadınlarının tarihsel rolü çoğu zaman erkek merkezli anlatıların gerisinde kalmıştır.

Oysa cemlerde hizmet alan, deyişleri aktaran, çocukların kültürel aktarımında rol oynayan ve aile hafızasını taşıyan kadınlar Aleviliğin sürekliliğinde önemli bir yere sahiptir.

Bununla birlikte ritüel alandaki kadın katılımı ile kurumsal karar alma süreçlerindeki eşitlik aynı şey değildir.

Dedelik tarihsel olarak büyük ölçüde erkekler üzerinden aktarılmıştır.

Bu nedenle Alevilikte kadınların konumunu yalnızca idealize ederek değil, geleneksel pratikler ile günümüz kurumları arasındaki farkları dikkate alarak incelemek gerekir.

CUMHURİYET VE YENİ DİN DÜZENİ

Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte Alevi topluluklarının karşılaştığı devlet düzeni değişti.

Diyanet İşleri Reisliği’nin kurulması, Tevhid-i Tedrisat düzenlemesi ve 1925 tarihli tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin düzenleme, dini hayatın devlet tarafından yeniden yapılandırılmasının önemli adımlarıydı.

Bu süreci doğrudan “Aleviliğin yasaklanması” şeklinde tek cümleyle açıklamak ise eksik kalır.

Asıl önemli değişimlerden biri, Alevi ocaklarının ve dedelik kurumunun geleneksel toplumsal işlevlerinin yeni hukuk ve idare düzeni içerisinde karşılıksız kalmasıydı.

Cemler ve ocaklar kamusal görünürlük açısından geri çekilirken Alevilik aile, köy ve sözlü aktarım kanallarıyla varlığını sürdürdü.

DERSİM’E GİDEN YOL

Dersim meselesini yalnızca 1937-38 yıllarından başlatmak tarihsel arka planı eksik bırakır.

Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’e uzanan süreçte bölgenin idari yapısı, merkezileşme politikaları ve güvenlik anlayışı değişti.

1935 tarihli Tunceli Kanunu ile bölgeye özel bir idari düzen oluşturuldu.

Bunu izleyen yıllarda devlet ile bölgedeki topluluklar arasındaki gerilim arttı.

Olayları tanımlarken “isyan”, “harekât”, “operasyon”, “katliam” gibi kavramların hangi tarihsel veya hukuki anlamda kullanıldığı belirtilmelidir.

DERSİM 1937-38

1937-38 Dersim olayları Alevi tarihinin en önemli travmatik hafıza alanlarından biridir.

Devletin askeri operasyonları sonucunda çok sayıda insan hayatını kaybetti; çok sayıda insan yerinden edildi ve aileler parçalandı.

Ölü sayısı konusunda farklı kaynaklarda farklı rakamlar bulunmaktadır. Bu nedenle tek bir rakamı tartışmasız gerçek olarak sunmak yerine kaynağın niteliğini belirtmek gerekir.

Dersim hafızası yalnızca ölüm ve yıkımdan ibaret değildir.

Sürgün, ailelerin parçalanması, çocukların başka ailelere verilmesi ve travmanın kuşaklar boyunca aktarılması da bu hafızanın parçalarıdır.

Dersim, tarih ile sözlü hafızanın en yoğun biçimde kesiştiği alanlardan biridir.

DERSİM’DEN KENTE

Dersim’den başlayan göçler Alevi kimliğinin kentleşme sürecini hızlandırdı.

İstanbul, Ankara, İzmir ve Avrupa kentleri Dersimlilerin ve başka Alevi topluluklarının yeni yaşam alanlarına dönüştü.

Köy merkezli ocak ilişkileri kentte dernekler, vakıflar, cemevleri ve kültür merkezleri üzerinden yeniden kuruldu.

Böylece Alevilikte önemli bir dönüşüm yaşandı:

Köy topluluğundan kent toplumuna geçiş.

Bu değişim yalnızca mekânsal değildi.

Dede-talip ilişkileri, gençlerin kimlik algısı, kadınların kurumsal rolü ve Aleviliğin siyasi dili de dönüşmeye başladı.

MARAŞ, ÇORUM, SİVAS VE GAZİ

1978 Maraş olayları, 1980 Çorum olayları, 1993 Sivas Madımak Katliamı ve 1995 Gazi olayları Alevi toplumsal hafızasında derin izler bıraktı.

Ancak bu olayların her birinin kendi tarihsel bağlamı vardır.

Bunları tek bir nedensellik zincirinde değerlendirmek yerine ayrı ayrı araştırmak gerekir.

Ortak sonuçlardan biri, Alevi toplumunda güvenlik ve eşit yurttaşlık meselesinin daha görünür hale gelmesidir.

Özellikle Sivas, Alevi hafızasında kültürel ve dini farklılığın ölümcül bir çatışmaya dönüşebileceğinin sembollerinden biri haline geldi.

1960-1980

1960’larla birlikte Türkiye’deki toplumsal ve siyasal dönüşüm Alevi gençlerini de etkiledi.

Köylerden kentlere göç hızlandı.

Eğitim alan gençlerin sayısı arttı.

Alevi toplulukları sendikal, siyasal ve kültürel hareketlere katıldı.

Bu dönemde Alevilik kimi zaman inanç, kimi zaman kültürel kimlik, kimi zaman da siyasal eşitlik talebi üzerinden ifade edildi.

Modern Alevi hareketinin kökleri bu nedenle yalnızca 1980 sonrasına değil, 1960’ların toplumsal dönüşümüne de uzanır.

1980-1990

12 Eylül 1980 darbesi sonrasında bütün toplumsal örgütlenmeler gibi Alevi örgütlenmeleri de baskı ve sınırlamalarla karşılaştı.

1980’lerin sonuna doğru Alevi kimliği yeniden kamusal alanda görünür olmaya başladı.

Cem kültürü, deyişler, semah ve Alevi tarihi üzerine yayınlar arttı.

Bu dönem, Aleviliğin geleneksel hafızadan modern kimlik siyasetine geçişinde önemli bir eşik oluşturdu.

1990’LAR

1990’lar Alevi hareketinin kurumsallaştığı yıllardı.

Dernekler ve vakıflar çoğaldı.

Cemevleri daha görünür hale geldi.

Alevilik üzerine kitaplar, dergiler ve akademik çalışmalar arttı.

Aynı dönemde Maraş, Sivas ve Gazi gibi olayların hafızadaki ağırlığı da arttı.

Alevi hareketi bir yandan kültürel kimliğini güçlendirirken diğer yandan eşit yurttaşlık talebini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.

2000-2010

2000’li yıllar Alevilik açısından devletle doğrudan müzakere döneminin başlangıcı oldu.

“Alevi Açılımı” olarak adlandırılan süreçte çalıştaylar düzenlendi.

Cemevlerinin statüsü, zorunlu din dersleri, Diyanet’in yapısı ve Alevilerin kamusal hizmetlere erişimi tartışıldı.

Ancak açılım süreci Alevi toplumunun bütün beklentilerini karşılayacak kapsamlı bir hukuki ve kurumsal dönüşüme dönüşmedi.

Bu dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da önemli bir hukuki çerçeve oluşturdu.

2010-2016

2010’lu yıllar Alevi hareketi açısından yeni bir siyasal döneme işaret etti.

Gezi Parkı protestoları, Suriye savaşı, Ortadoğu’daki mezhep çatışmaları ve Türkiye’deki siyasal kutuplaşma Alevi kimliğinin kamusal görünürlüğünü etkiledi.

2014 tarihli Mansur Yalçın ve Diğerleri/Türkiye kararında AİHM, zorunlu din dersleri sisteminin ebeveynlerin inançlarına saygı bakımından yeterli güvenceleri sağlamadığı sonucuna vardı. Mahkeme, müfredatta Aleviliğe yer verilmesinin tek başına yapısal sorunu ortadan kaldırmadığını değerlendirdi.

Bu karar, Alevilik meselesinin yalnızca kültürel değil, aynı zamanda eğitim ve din özgürlüğü meselesi olduğunu ortaya koydu.

2016-2022

2016 sonrasında siyasi ve toplumsal koşullar Alevi kurumlarını da etkiledi.

Bir yandan güvenlik politikaları ve siyasi kutuplaşma toplumsal alanı daraltırken diğer yandan Alevi kurumları kültürel faaliyetlerini sürdürdü.

Cemevleri yalnızca ibadet mekânı değil; kültür, eğitim, dayanışma ve sosyal faaliyet alanları olarak da işlev görmeye başladı.

Aynı dönemde Alevilik dijital dünyada daha görünür hale geldi.

Deyişler, cem görüntüleri, tarih anlatıları ve Alevilik üzerine tartışmalar sosyal medya aracılığıyla geniş kitlelere ulaştı.

Ancak dijital görünürlük yeni bir sorun da yarattı:

Bilginin çoğalması, doğru bilginin de çoğalması anlamına gelmiyordu.

2022-2026: YENİ KURUMSAL DÖNEM

9 Kasım 2022’de Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu.

Bu gelişme Alevilik açısından yeni bir kurumsal dönem başlattı.

Devletin Alevi-Bektaşi alanında özel bir kurumsal yapı oluşturması, cemevlerinin ihtiyaçları ve Alevi-Bektaşi kültürünün desteklenmesi açısından yeni bir model ortaya çıkardı.

Ancak burada temel soru yalnızca “Devlet destek verecek mi?” değildir.

Asıl soru şudur:

Devlet Alevi toplumunun hizmet ihtiyaçlarını karşılayan bir aktör mü olacak, yoksa Aleviliğin inanç içeriğini tanımlayan bir aktöre mi dönüşecek?

Bu iki yaklaşım birbirinden farklıdır.

2026’da Başkanlığın faaliyetleri arasında Alevi inanç önderleriyle toplantılar, kültürel etkinlikler ve sözlü tarih çalışmaları bulunuyor.

ALEVİLİK İSLAM’IN İÇİNDE Mİ, DIŞINDA MI?

Bu soru Alevilik tartışmasının en hassas başlıklarından biridir.

Alevi toplumunun önemli bir bölümü kendisini açık biçimde İslam’ın içinde tanımlar.

Bazı Aleviler Aleviliği İslam’ın tarihsel-kültürel çevresi içerisinde, ancak Sünni ve Şii yorumlardan farklı özgün bir inanç olarak değerlendirir.

Bazı Aleviler ise Aleviliği ayrı veya özgün bir inanç yolu olarak tanımlar.

Alevilikte İslami referansların güçlü olması tarihsel bir olgudur.

Aleviliğin Sünnilikle aynı olmadığı da açıktır.

Şiilikle ilişkisi ise ortaklıklar ve farklılıklar üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla Aleviliğin tek cümleyle tanımlanması, toplumun kendi içindeki çeşitliliği açıklamakta yetersiz kalır.

ALEVİLİK TEK BİR KİMLİK Mİ?

Alevilik bugün aynı anda farklı anlamlar taşıyabilir.

Bir kişi için inançtır.

Bir başkası için kültürel mirastır.

Bir başkası için aile ve ocak hafızasıdır.

Bir başka Alevi için etnik kimlikle iç içe geçmiş toplumsal bir kimliktir.

Kentlerde yetişen gençler için ise daha bireysel bir kimlik biçimi ortaya çıkabilir.

Diasporada yaşayan Aleviler için insan hakları, laiklik, eşit yurttaşlık ve kültürel özgürlük kavramları daha görünür hale gelebilir.

Bu nedenle Alevilik tek bir kimlik değildir.

Daha doğru ifade şudur:

Alevilik, ortak tarihsel referansları bulunan fakat farklı topluluklarda farklı biçimlerde yaşanan çoğul bir kimlik alanıdır.

ALEVİ ÇOCUKLARI VE DİN EĞİTİMİ

Aleviliğin geleceği büyük ölçüde çocuklara nasıl aktarıldığıyla ilgilidir.

Geleneksel dönemde aktarım aile, ocak, dede, cem, deyiş ve sözlü anlatı yoluyla gerçekleşiyordu.

Kentleşmeyle birlikte okul, dernek, cemevi, kitap, internet ve sosyal medya da aktarımın parçası haline geldi.

Bu dönüşüm bilgiye erişimi artırırken yeni bir sorun da yarattı: Aynı konuda birbirinden farklı anlatılar ortaya çıktı.

Bu nedenle Alevi çocuklarına yalnızca “Alevilik budur” demek yeterli değildir.

Aleviliğin tarihsel çeşitliliği de anlatılmalıdır.

Ocakların farklılıkları, Aleviliğin İslam’la ilişkisi, Sünnilik ve Şiilikle ayrışan noktalar, tarihsel travmalar ve Alevi kültürünün gelişimi bilimsel ve çoğulcu biçimde aktarılmalıdır.

AİHM’nin din eğitimi kararları bu tartışmanın insan hakları boyutunu da ortaya koymaktadır.

Burada önemli bir başka ilke de çocuğun kendi inanç özgürlüğüdür.

Aile çocuğa kültürünü aktarabilir; ancak çocuk büyüdükçe kendi inanç ve kimlik tercihlerini geliştirebilmelidir.

ALEVİLİĞİN GELECEĞİ

Aleviliğin geleceğini belirleyecek en önemli güç genç kuşaklardır.

Fakat gençleri tek bir grup olarak görmek doğru değildir.

Bazı gençler cemlere ve ocaklara bağlılığını sürdürüyor.

Bazıları Aleviliği daha çok kültürel kimlik olarak görüyor.

Bazıları siyasal ve toplumsal eşitlik taleplerini öne çıkarıyor.

Bazıları ise daha bireysel ve seküler bir yaşam biçimi üzerinden kimlik kuruyor.

Bu çeşitlilik Aleviliğin sona erdiğini göstermez.

Aksine, Aleviliğin yeni koşullara uyum sağlama kapasitesini gösterir.

Geleceğin temel meseleleri arasında ocakların devamlılığı, cemevlerinin kurumsallaşması, gençlerin kimlik aktarımı, kadınların kurumsal rolü ve dijital hafızanın güvenilirliği bulunuyor.

Bunlara bir başlık daha eklenmeli:

Devlet ile Alevi kurumları arasındaki ilişkinin niteliği.

Devletin hizmet sunması başka, inanç içeriğini belirlemesi başkadır.

Aleviliğin geleceği açısından önemli olan, kurumsallaşmanın çoğulluğu ortadan kaldırmamasıdır.

YENİ HAFIZA DÖNEMİ

Alevilik tarihinde yeni bir dönem başlıyor:

Hafızanın kayıt altına alınması dönemi.

Yüzyıllar boyunca Alevi toplulukları tarihlerini büyük ölçüde sözlü kültür aracılığıyla taşıdı.

Dede anlatıları, deyişler, menkıbeler, cemler, şecereler ve aile hafızaları kuşaktan kuşağa aktarıldı.

Bugün ise bu hafıza yazılı ve dijital arşivlere taşınıyor.

Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın 2026’da yürüttüğü Alevilik-Bektaşilik Sözlü Tarih Projesi, kolektif belleğin ve yakın tarihin kayıt altına alınmasını amaçlıyor. Projenin ilk aşamasında 20 inanç ve kanaat önderiyle derinlemesine görüşme yapılması, görüşmelerin ilerleyen süreçte Dokümantasyon Merkezi üzerinden araştırmacıların kullanımına açılması ve farklı yayınlara dönüştürülmesi planlanıyor.

Fakat burada kritik soru şudur:

Kim konuşacak?

Sadece tanınmış dedeler mi?

Kadınlar da mı?

Gençler?

Göç etmiş aileler?

Farklı ocaklar?

Diyarbakır ve Güneydoğu’daki topluluklar?

Avrupa’daki Aleviler?

Cemevlerine düzenli gitmeyen ama kendisini Alevi olarak tanımlayan insanlar?

Gerçek bir Alevi hafıza arşivi ancak bu çeşitliliği kapsayabilirse geleceğe sağlıklı bir miras bırakabilir.

SONUÇ

Geçmişten geleceğe Alevilik yüzyıllar boyunca değişti. Dede Garkın döneminin dünyasından Osmanlı’nın Kızılbaş politikalarına, Safevîlerle yaşanan çatışmalardan Çaldıran’a, Cumhuriyet’in yeni din düzeninden Dersim’e, Maraş’tan Sivas’a, köylerden kentlere ve cemevlerine kadar uzun bir dönüşüm yaşandı.

Fakat bu tarih yalnızca baskıların tarihi değildir.

Aynı zamanda hayatta kalmanın tarihidir.

Alevi toplulukları ocaklarını korudu.

Deyişlerini söyledi.

Cemlerini sürdürdü.

Şecerelerini sakladı.

Çocuklarına hafızalarını aktardı.

Göç ettiklerinde yeni kurumlar oluşturdu.

Kentlerde cemevlerini kurdu.

Bugün ise dijital dünyada yeni bir hafıza alanı yaratıyor.

Bu nedenle Aleviliğin geleceği için sorulması gereken soru “Alevilik yok olacak mı?” değildir.

Daha önemli soru şudur:

Alevilik nasıl bir Alevilik olarak geleceğe taşınacak?

Tek tipleşmiş bir Alevilik mi?

Sadece folklorik bir kültür mü?

Devlet tarafından tanımlanmış bir inanç mı?

Yalnızca siyasi bir kimlik mi?

Yoksa ocakların, cemlerin, deyişlerin, ailelerin, kadınların, gençlerin, farklı dillerin, farklı bölgelerin ve farklı tarih anlatılarının bir arada yaşayabildiği çoğul bir hafıza mı?

Bu sorunun cevabı henüz verilmiş değil.

Belki de Aleviliğin en önemli özelliği tam burada ortaya çıkıyor:

Alevilik yalnızca geçmişten kalan bir miras değil; geçmişin her kuşakta yeniden yorumlandığı yaşayan bir hafızadır.

Ve bu hafızanın gelecekte nasıl anlatılacağı, yalnızca Alevilerin değil, Türkiye’nin çoğul toplumsal hafızasının nasıl şekilleneceğini de belirleyecektir.

DİYARBAKIR ALEVİLİĞİNİN KAYIP HAFIZASI: SANDIKTAKİ ŞECEREDEN DİJİTAL ARŞİVE

Diyarbakır Aleviliğinin yüzlerce yıllık hikâyesi tek bir kitapta ya da arşivde değil; ocaklarda, dede ailelerinin hafızasında, şecerelerde, icazetnamelerde, türbelerde, mezarlıklarda, deyişlerde ve göç yollarında parçalar halinde yaşıyor.

Akademik araştırmalar, bölgedeki Alevi ocaklarının tarihini yazılı ve sözlü kaynakları birlikte kullanarak ortaya koymaya çalışırken, bugün bu hafızanın dijital çağda nasıl korunacağı yeni bir tartışmanın kapısını aralıyor. Asıl mesele artık yalnızca geçmişi araştırmak değil; geçmişin kimin hafızasıyla ve hangi kaynaklarla geleceğe aktarılacağını belirlemek.

Diyarbakır’ın bir köyünde yıllardır açılmayan eski bir sandık düşünün.

İçinde sararmış bir kâğıt, birkaç isim, bir soy zinciri, belki bir mühür…

Başka bir yerde, yaşlı bir dedenin hafızasında kalan ve artık genç kuşakların bilmediği bir cem erkânı…

Bir mezarlıkta okunması güç birkaç satır…

Bir türbede kuşaktan kuşağa aktarılan bir hikâye…

Ya da yıllardır söylenmeyen bir deyiş.

Bunların her biri, Diyarbakır Aleviliğinin geçmişine açılan bir kapı olabilir.

Çünkü bölgenin Alevi tarihi, yalnızca devlet arşivlerinde tutulmuş bir tarih değildir.

Bu tarih aynı zamanda ailelerin hafızasında, ocakların silsilesinde, dede-talip ilişkilerinde, cemlerde, sözlü anlatılarda ve gündelik hayatın görünmeyen izlerinde yaşamaktadır.

Diyarbakır yöresi Alevi ocakları üzerine yapılan kapsamlı araştırmalar, bölgedeki ocakların tarihsel gelişimini, dede-talip ilişkilerini, göçlerle yaşanan yapısal değişimleri ve Diyarbakır dışına yayılan toplulukları yazılı ve sözlü kaynakları birlikte kullanarak incelemektedir. Araştırmalar, Diyarbakır’daki dede ve talip topluluklarının göçler sonucunda Anadolu’nun farklı bölgelerine yayıldığını ve bu süreçte geleneksel bağların farklı ölçülerde değiştiğini ortaya koymaktadır.

Tam da burada önemli bir soru ortaya çıkıyor:

Diyarbakır Aleviliğinin hafızası bugün nerede?

Cevap, tek bir yerde değil.

Bir bölümü arşivlerde.

Bir bölümü ailelerin ellerindeki belgelerde.

Bir bölümü ocakların hafızasında.

Bir bölümü ise artık yalnızca yaşlı kuşakların anlatılarında.

Üstelik bu kaynakların hiçbiri aynı şeyi anlatmıyor.

Bir şecere, soy ve manevi silsile hakkında bilgi verebilir.

Bir icazetname, belirli bir kişinin veya ailenin ocak içindeki yetki ve konumuna ilişkin ipuçları sağlayabilir.

Bir Osmanlı kaydı, belirli bir dönemdeki idari ve toplumsal yapıya ışık tutabilir.

Bir menkıbe, tarihsel bir olayın kesin belgesi olmayabilir ama o olayın topluluk hafızasında nasıl anlamlandırıldığını gösterebilir.

Bir deyiş, yaşanmış bir olayın tutanağı değildir; fakat inanç, değerler, toplumsal eleştiri ve hafıza açısından önemli bir kültürel kaynak olabilir.

Bir sözlü tarih anlatısı ise arşivlerde bulunmayan ayrıntıları gün yüzüne çıkarabilir.

Dolayısıyla Diyarbakır Aleviliğinin tarihini araştırırken yalnızca:

“Ne oldu?” sorusunu sormak yetmiyor.

Bir başka soruyu da sormak gerekiyor:

“İnsanlar yaşananları nasıl hatırladı?”

Hafızanın sessiz kaybı

Bu sorunun önemi, Diyarbakır Aleviliğinin son yüzyılda geçirdiği büyük toplumsal dönüşüm düşünüldüğünde daha da belirginleşiyor.

Köyden kente göç…

Ailelerin farklı kentlere dağılması…

Ocak-talip ilişkilerinin değişmesi…

Cemlerin yapıldığı mekânların dönüşmesi…

Yeni kuşakların farklı eğitim ve kültür ortamlarında yetişmesi…

Bütün bunlar yalnızca yaşam biçimini değiştirmedi.

Hafızanın aktarılma biçimini de değiştirdi.

Diyarbakır yöresindeki Alevi ocakları üzerine yapılan saha araştırmaları, göçlerin toplulukların yerleşim dağılımını önemli ölçüde değiştirdiğini ve geleneksel yapıların korunmasında yeni sorunlar ortaya çıkardığını gösteriyor.

Eskiden bir çocuk, Aleviliğe ilişkin birçok bilgiyi ailesinden, dedesinden, ninesinden, cemlerden ve köyün ortak yaşamından öğrenebiliyordu.

Bugün aynı çocuk, ailesinden farklı bir kentte yaşıyor olabilir.

Belki cemevine gidiyor.

Belki gitmiyor.

Belki Aleviliği daha çok internetten öğreniyor.

Belki de kendisini yalnızca kültürel olarak Alevi kabul ediyor.

Böylece hafıza da biçim değiştiriyor.

Şecere sandıktan çıktığında

Bu nedenle eski bir şecerenin ortaya çıkması yalnızca bir ailenin geçmişini ilgilendiren olay değildir.

Bazen tek bir belge, bir ocağın geçmişine, bir köyün tarihine ve bir topluluğun kendisini nasıl tanımladığına ilişkin yeni sorular doğurabilir.

Diyarbakır Aleviliği araştırmalarında şecere ve icazetnamelerin aile arşivleri, Osmanlı kayıtları ve saha görüşmeleriyle birlikte değerlendirilmesi bunun somut örneklerinden biridir. Araştırmacılar, bu belgeleri yalnızca soy bilgisi olarak değil, ocakların tarihsel ilişkilerini ve dede-talip bağlarını anlamak açısından da ele almaktadır.

Ancak burada gazetecilik açısından kritik bir ayrım var:

Eski bir belge, üzerinde yazan her şeyin otomatik olarak tarihsel gerçek olduğu anlamına gelmez.

Belgenin tarihi, kaynağı, kim tarafından muhafaza edildiği, hangi bağlamda üretildiği ve başka belgelerle örtüşüp örtüşmediği araştırılmalıdır.

Aynı durum sözlü anlatılar için de geçerlidir.

Çünkü hafıza değerlidir ama hafıza ile tarih aynı şey değildir.

Yeni dönem: Hafızayı kim kaydedecek?

Bugün Alevi-Bektaşi hafızasının kurumsal olarak kayda geçirilmesi yönünde yeni bir dönem de yaşanıyor.

Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın 2026 yılı faaliyetleri arasında Alevilik-Bektaşilik araştırmaları, yayınlar, semah ve bağlama çalışmaları ile farklı yörelerin süreklerine ilişkin programlar bulunuyor. Bu durum, Alevi hafızasının kurumsal olarak daha görünür hale geldiği yeni bir döneme işaret ediyor.

Fakat burada da temel soru değişmiyor:

Kimin hafızası kayda geçirilecek?

Sadece dedelerin mi?

Ocakların mı?

Kadınların mı?

Gençlerin mi?

Göç etmiş ailelerin mi?

Diyarbakır gibi çok katmanlı bir coğrafyanın farklı Alevi topluluklarının mı?

Ve birbirinden farklı anlatılar ortaya çıktığında bunlardan biri “doğru”, diğeri “yanlış” ilan mı edilecek?

Yoksa farklı hafızalar, farklılıklarıyla birlikte mi korunacak?

Asıl mesele burada.

Çünkü gerçek bir hafıza arşivi yalnızca üzerinde uzlaşılan bilgileri toplamaz.

Çelişkileri de saklar.

Eksikleri de gösterir.

Unutulanları da arar.

Diyarbakır Aleviliği için yeni bir hafıza haritası

Bugün yapılabilecek en kapsamlı çalışmalardan biri, Diyarbakır Aleviliğinin yazılı ve sözlü hafızasını bir araya getiren bir “Diyarbakır Alevi Hafıza Atlası” oluşturmak olabilir.

Bu atlas;

– Alevi ocaklarını,

– dede ailelerini,

– talip topluluklarını,

– eski yerleşimleri,

– göç güzergâhlarını,

– türbeleri,

– mezarlıkları,

– şecereleri,

– icazetnameleri,

– aile arşivlerini,

– sözlü tarih görüşmelerini,

– deyişleri,

– fotoğrafları ve mümkün olduğu ölçüde tarihsel belgeleri aynı çatı altında buluşturabilir.

Fakat bu atlasın en önemli özelliği, her bilginin kaynağını ve niteliğini açıkça göstermesi olmalıdır.

Bir bilgi arşiv belgesinden geliyorsa bu belirtilmeli.

Bir bilgi aile hafızasına dayanıyorsa bu da belirtilmeli.

Bir anlatı menkıbe ise menkıbe olarak aktarılmalı.

Bir akademik yorum ise yorum olduğu açıkça yazılmalı.

Böylece tarih ile hafıza birbirine karıştırılmadan yan yana durabilir.

Çünkü hafıza da bir mirastır

Diyarbakır Aleviliğinin geleceği açısından asıl mesele yalnızca eski belgeleri kurtarmak değildir.

Asıl mesele, o belgelerin ve anlatıların farklılıklarıyla birlikte korunabilmesidir.

Çünkü Alevilik tarih boyunca tek bir merkezden ve tek bir metinden taşınmadı.

Ocaklar, dedeler, talipler, aileler, cemler, deyişler ve yerel gelenekler üzerinden farklı coğrafyalarda farklı biçimler kazandı.

Diyarbakır da bu çoğulluğun önemli merkezlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Bu nedenle Diyarbakır Aleviliğinin hikâyesi yalnızca geçmişin hikâyesi değildir.

Aynı zamanda:

“Bugün neyi hatırlıyoruz?”

“Neyi unutuyoruz?”

“Çocuklarımıza ne aktarıyoruz?” ve “Gelecek kuşaklara nasıl bir hafıza bırakıyoruz?” sorularının da hikâyesidir.

Belki de yüzlerce yıllık yolculuğun bugün ulaştığı en önemli eşik tam olarak budur:

Aleviliğin hafızasını korumak, geçmişi dondurmak değil; geçmişin farklı seslerinin gelecekte de duyulmasını sağlamaktır.

DİYARBAKIR ALEVİLİĞİNDE DİL, KİMLİK VE ETNİSİTE

Türkçe, Kürtçe, Zazaca, Türkmenlik ve Alevilik aynı kimlik midir?

Diyarbakır Aleviliği konuşulurken en kolay yapılan hatalardan biri, inanç ile etnik kimliği birbirine eşitlemektir.

Oysa tarihsel tablo çok daha karmaşıktır.

Bir kişinin veya topluluğun Alevi olması, hangi dili konuştuğunu tek başına belirlemez. Aynı şekilde Türkçe, Kürtçe veya Zazaca konuşmak da kişinin Alevi olup olmadığını göstermez.

Diyarbakır yöresinin tarihi, farklı toplulukların, dillerin, aşiretlerin, yerleşimlerin ve inanç geleneklerinin birbirleriyle temas ettiği bir coğrafyayı ortaya koyuyor. Osmanlı kaynaklarında bölgede hem Türkmen topluluklarının hem de Zaza aşiretlerinin varlığı izlenebiliyor.

Bu nedenle Diyarbakır Aleviliğini anlamak için dört ayrı kavramı birbirinden ayırmak gerekiyor:

Alevilik – dil – etnik kimlik – aşiret/yerel aidiyet.

Bunlar birbirini etkileyebilir.

Ama birbirinin eş anlamlısı değildir.

TÜRKMENLİK VE ALEVİLİK

Diyarbakır Aleviliği araştırmalarında “Türkmen Alevileri” ifadesi oldukça sık kullanılıyor.

Bülent Akın ve Mehmet Ekici’nin araştırmaları, yöredeki Alevi ocaklarını ve yerleşimleri büyük ölçüde Türkmen Alevi toplulukları bağlamında inceliyor. Senem Demirelöz’ün Güzelşah Ocağı çalışması da Diyarbakır’ı tarihsel olarak Türkmen Alevi ocaklarının yerleştiği önemli bölgelerden biri olarak değerlendiriyor.

Ancak burada önemli bir nokta var:

Türkmenlik ile Alevilik aynı kavram değildir.

Türkmenlik tarihsel, toplumsal ve etnik-kültürel bir aidiyet alanıdır.

Alevilik ise inanç, ritüel, ahlak, topluluk örgütlenmesi ve kimlik boyutları bulunan daha geniş bir yapıdır.

Dolayısıyla: “Her Türkmen Alevi değildir; Alevilik de yalnızca Türkmen topluluklarından oluşmaz.”

Bu ayrım, Diyarbakır tarihi açısından özellikle önemlidir.

DİYARBAKIR’IN TÜRKMEN ALEVİ HAFIZASI

Diyarbakır yöresindeki bazı Alevi yerleşimleri için Türkmenlik, yalnızca tarihsel bir tanımlama değil, günümüze kadar taşınmış bir topluluk hafızasıdır.

Akın ve Ekici’nin araştırmasında bazı yerleşimlerin geçmişte Türkmen Alevi köyleri olduğu, ancak zaman içinde farklı toplumsal ve dini kimliklere dönüştüğü yönündeki sözlü ve yazılı veriler aktarılıyor. Aynı araştırmada Seyithasan/Bakacak, Darlı/Ulutürk ve Şerabi/Nahırkıracı gibi yerleşimlerin 1530 tarihli tahrir kayıtlarındaki adlarıyla karşılaştırıldığı görülüyor.

Fakat burada tarihçinin dikkat etmesi gereken çok önemli bir sınır var:

Bir topluluğun bugün kendisini nasıl tanımladığı ile 500 yıl önceki kaydın kategorisi aynı şey değildir.

Osmanlı’nın “Türkmen”, “Ekrad” veya başka idari-toplumsal tanımları, bugünkü etnik kimlik kategorileriyle birebir örtüştürülemez.

Bu nedenle geçmişi bugünün kimlikleriyle geriye doğru yeniden yazmak doğru değildir.

KÜRTLÜK VE ALEVİLİK

Diyarbakır denildiğinde Kürt kimliği de doğal olarak tartışmanın içine giriyor.

Ancak burada da aynı ayrım geçerlidir.

Kürt olmak ile Alevi olmak farklı aidiyet alanlarıdır.

Bir kişi kendisini:

– Kürt ve Alevi,

– Türk/Türkmen ve Alevi,

– Zaza ve Alevi,

– yalnızca Alevi,

– ya da bunların dışında farklı biçimlerde tanımlayabilir.

Ayrıca kimliklerin tarih boyunca aynı kalması da beklenmemelidir.

Akın ve Ekici’nin çalışmasında bazı tarihsel yerleşimlerin zaman içinde Alevi/Türkmen kimliğinden farklı dini ve toplumsal kimliklere yöneldiğine ilişkin veriler aktarılması, kimliklerin sabit değil tarihsel süreç içerisinde değişebildiğini göstermesi açısından önemlidir.

ZAZALAR VE DİYARBAKIR

Diyarbakır’ın tarihsel ve toplumsal yapısında Zaza topluluklarının da önemli bir yeri vardır.

TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki Zazalar maddesi, Osmanlı döneminde Diyarbekir eyaleti çevresinde Zaza aşiretlerinin çeşitli idari yapılara dahil edildiğini ve 16.-17. yüzyıl belgelerinde Zaza/Dımılî topluluklarının bölgedeki varlığının kaydedildiğini belirtiyor. Evliya Çelebi de 17. yüzyılda Diyarbekir ve çevresinde Zazalardan ve “Zaza dili”nden söz ediyor.

Bu tarihsel veri, Diyarbakır’ın dil ve topluluk tarihinin tek katmanlı olmadığını gösteriyor.

Fakat bundan: “Zazalar Alevilerin tamamıdır” veya “Alevilik Zazalıktır” sonucu çıkarılamaz.

Çünkü Zaza toplulukları içinde farklı dini aidiyetler bulunmuştur; aynı şekilde Alevi topluluklarının tamamı da Zazaca konuşmamıştır.

ZAZACA ALEVİLİĞİN DİLİ Mİ?

Hayır. Zazaca, bazı Alevi topluluklarının kültürel ve günlük iletişim dili olmuştur.

Ancak Aleviliğin tek dili değildir.

Alevi toplulukları tarih boyunca farklı diller kullanmıştır.

Bunun içinde: Türkçe, Zazaca, Kürtçe ve bölgesel olarak başka dil biçimleri de bulunabilir.

Üstelik bir topluluğun kullandığı dil zaman içinde değişebilir.

Bir aile önce bir dili konuşurken, eğitim, göç, evlilik, kentleşme veya siyasi ve kültürel dönüşümler sonucunda başka bir dile geçebilir.

Buna rağmen Alevi ritüelinin bazı unsurları eski dil katmanlarını koruyabilir.

Bu nedenle dil değişimi ile kimlik değişimini otomatik olarak eşitlemek doğru değildir.

DEYİŞLER DİL DEĞİŞİMİNİ GÖSTEREN HAFIZA KAYNAKLARIDIR

Alevi deyişleri bu konuda özel bir kaynak oluşturur.

Çünkü bir topluluğun hangi dilde ibadet ettiği, hangi kelimelerle Ehl-i Beyt’i, Kerbela’yı, pirliği, mürşitliği veya toplumsal değerleri anlattığı, kimliğin nasıl ifade edildiğini gösterir.

Fakat deyişler doğrudan nüfus sayımı veya etnik köken belgesi değildir.

Bir deyişin Türkçe olması, onu söyleyen herkesin etnik olarak Türk olduğunu kanıtlamaz.

Aynı şekilde Zazaca bir deyişin varlığı da bütün Alevilerin Zaza olduğu anlamına gelmez.

Dil, kimliğin önemli bir göstergesidir; fakat tek belirleyicisi değildir.

AŞİRET VE OCAK AYNI ŞEY DEĞİLDİR

Diyarbakır açısından ikinci önemli ayrım:

Aşiret=Ocak ilişkisidir.

Aşiret, toplumsal ve akrabalık ilişkileri üzerinden örgütlenmiş bir yapı olabilir.

Ocak ise Alevi inanç sisteminde dede, talip, soy/meşruiyet, ritüel ve erkânla bağlantılı dini-toplumsal bir kurumdur.

Bu iki yapı aynı topluluk içinde yan yana bulunabilir.

Bir topluluk aynı anda: bir aşirete, bir ocağa, bir köye, bir dile ve bir bölgesel kimliğe bağlı olabilir.

Bunlardan birinin diğerini tamamen açıklaması mümkün değildir.

DİYARBAKIR’DA OCAK, AŞİRET VE YERLEŞİMİN KESİŞMESİ

Diyarbakır Alevi ocakları üzerine yapılan saha araştırmaları, ocakların farklı yerleşimlerdeki dede ve talip topluluklarıyla ilişkisini ortaya koyuyor. Bu ilişkiler, aynı zamanda göçlerle Diyarbakır dışına taşınmış durumda.

Bu nedenle bir yerleşimi yalnızca: “Türkmen köyü” veya “Kürt köyü” diye tanımlamak, oradaki Alevi tarihinin bütününü açıklamaz.

Daha doğru bir araştırma yöntemi şöyle olmalıdır:

Yerleşim + dil + aileler + ocak + aşiret + dini aidiyet + göç tarihi birlikte incelenmelidir.

“KÜRTLEŞME” VE “SÜNNİLEŞME” MESELESİ

Diyarbakır Aleviliği araştırmalarının en tartışmalı alanlarından biri de bazı eski Alevi/Türkmen yerleşimlerinin zaman içerisinde farklı kimliklere yöneldiğine ilişkin anlatılardır.

Akın ve Ekici’nin çalışmasında, bazı köylerin zaman içinde Sünnileştiği ve buna eşlik eden bir Kürtleşme sürecinden söz eden yerel anlatılar aktarılıyor.

Ancak burada çok dikkatli olunmalıdır.

“Köy Sünnileşti, o halde Kürt oldu” şeklinde otomatik bir nedensellik kurmak bilimsel açıdan sorunludur.

Çünkü din değişimi ile dil/etnik kimlik değişimi aynı süreç olmak zorunda değildir.

Bir topluluk:

– dilini değiştirebilir ama dinini koruyabilir;

– dini aidiyetini değiştirebilir ama dilini koruyabilir;

– hem dilini hem dini aidiyetini değiştirebilir;

– kendisini yeni bir kimlikle tanımlayabilir.

Dolayısıyla bu tür dönüşümler köy köy, aile aile ve dönem dönem araştırılmalıdır.

KİMLİKLER NEDEN DEĞİŞTİ?

Diyarbakır’daki kimlik dönüşümlerini yalnızca “asimilasyon” kelimesiyle açıklamak da yeterli değildir.

Çünkü süreçte birçok faktör bulunuyor: evlilikler, göç, eğitim, devlet politikaları, şehirleşme, ekonomik ilişkiler, dini dönüşümler, aşiret ilişkileri ve siyasi gelişmeler.

Bunların her biri farklı dönemlerde farklı ağırlık kazanmış olabilir.

Bu nedenle Diyarbakır Aleviliğinin tarihini tek bir “kimlik kaybı” hikâyesine indirgemek, yaşanan dönüşümün karmaşıklığını azaltır.

DİL DEĞİŞTİ, OCAK HAFIZASI KALDI MI?

İşte en ilginç araştırma sorularından biri budur.

Bir topluluk günlük konuşma dilini değiştirse bile:

– ocak adını,

– dede soyunu,

– türbeyi,

– cem erkânını,

– deyişleri,

– musahiplik anlayışını,

– aile anlatılarını koruyabilir.

Ya da tam tersine dilini korurken geleneksel ocak bağını kaybedebilir.

Bu nedenle dil ile Alevi hafızası arasında doğrudan ve tek yönlü bir ilişki kurulamaz.

Güzelşah Ocağı üzerine yapılan saha araştırması bu açıdan öğreticidir: araştırmacı, yalnızca dili değil; aile arşivlerini, türbeyi, kutsal emanetleri, sözlü anlatıları ve göç yollarını birlikte incelemiştir.

GENÇ KUŞAKLARDA YENİ KİMLİK

Kentleşmeyle birlikte yeni kuşakların kimlik tarifleri daha da çeşitleniyor.

Bir Diyarbakırlı genç kendisini aynı anda: Diyarbakırlı, Alevi, Kürt, Türk/Türkmen, Zaza, şehirli veya bunlardan birkaçını birlikte taşıyan biri olarak tanımlayabilir.

Bu kimliklerden biri diğerini otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Modern Alevi kimliği de tam bu nedenle tek bir kalıba sığmaz.

Bir genç için Alevilik: inanç olabilir.

Bir başkası için: aile hafızası.

Bir diğeri için: kültürel kimlik.

Bir başka genç için: eşit yurttaşlık ve toplumsal adalet mücadelesi.

Bu farklılık, Aleviliğin “gerçek” veya “sahte” biçimleri olarak değil, çağdaş kimliğin çoğullaşması olarak ele alınmalıdır.

DİYARBAKIR ALEVİLİĞİNDE EN BÜYÜK TEHLİKE: TEK BİR KİMLİK FORMÜLÜ

Bugün Alevilik üzerine iki farklı indirgemecilik görülebiliyor.

Birinci yaklaşım:“Alevilik sadece etnik bir kimliktir.”

İkinci yaklaşım: “Alevilikte etnik ve dilsel farklılıkların hiçbir önemi yoktur.”

Her iki yaklaşım da eksiktir.

Çünkü Diyarbakır örneği bize bunun daha karmaşık olduğunu gösteriyor.

Alevilik: inançtır.

Ama yalnızca inanç değildir.

Kültürdür.

Ama yalnızca kültür değildir.

Hafızadır.

Ama yalnızca hafıza değildir.

Kimliktir.

Ama tek bir etnik kimlik değildir.

DİYARBAKIR’IN ÖZGÜN DERSİ

Diyarbakır Aleviliğinin bize öğrettiği en önemli şeylerden biri belki de şudur:

Alevilik ile etnisite arasında tek yönlü bir denklem kurmak mümkün değildir.

Tarih boyunca: ocaklar hareket etti, aileler göç etti, diller değişti, köyler dönüştü, insanlar başka kimliklerle tanımlandı ama bazı hafıza unsurları bütün bu dönüşümlerin içinden geçerek yaşamaya devam etti.

Bu nedenle Aleviliğin tarihini sadece: “Kim hangi etnik kökenden geliyor?” sorusuyla araştırmak yetersizdir.

Daha önemli soru: “Bu topluluk hangi hafıza biçimlerini korudu ve bunları yeni kuşaklara nasıl aktardı?”sorusudur.

SONUÇ

Diyarbakır Aleviliği tek bir dilin veya etnik kimliğin adı değildir.

Diyarbakır’ın Alevi tarihi; Türkçe konuşan Türkmen Alevilerin, Kürtçe konuşan Alevilerin, Zazaca konuşan Alevilerin, farklı yerel ve ailevi aidiyetler taşıyan toplulukların aynı tarihsel coğrafyada farklı biçimlerde var olabildiği çok katmanlı bir yapı olarak incelenmelidir.

Fakat bu grupların tamamını tek bir etnik kategori altında toplamak da, farklılıklarını görmezden gelmek de aynı ölçüde yanıltıcı olabilir.

Bu nedenle dosyanın bu bölümünde en doğru cümle belki şudur:

Alevilik bir etnisite değildir; fakat Alevi kimliği etnik ve dilsel kimliklerle kesişebilir.

Diyarbakır örneğinde bu kesişme daha da belirgindir.

Çünkü burada ocak, köy, aşiret, dil, aile, göç ve inanç yüzyıllar boyunca aynı toplumsal dokunun farklı katmanlarını oluşturmuştur.

Bugün genç kuşakların önünde ise yeni bir durum var:

Geçmişte bir insan çoğunlukla doğduğu köyün, ailesinin ve ocağının hafızası içinde Aleviliğini öğreniyordu.

Bugün genç, aynı anda: ailesinden, cemevinden, okuldan, arkadaş çevresinden, sosyal medyadan ve dijital arşivlerden Alevilik hakkında bilgi alıyor.

Dolayısıyla Diyarbakır Aleviliğinin geleceği yalnızca “hangi dili konuşacağı” sorusuyla belirlenmeyecek.

Asıl soru: “Kendi çoğul hafızasını koruyarak yeni kuşaklara nasıl aktaracağı?” olacak.

Çünkü dil değişebilir.

Kimlik tanımı değişebilir.

Yerleşim değişebilir.

Hatta ocakla kurulan ilişki biçimi bile değişebilir.

Ama hafıza aktarılmaya devam ettiği sürece Alevilik, yeni biçimler içinde yaşamaya devam edebilir.

KAYNAKÇA

Akademik çalışmalar

Akın, Bülent – Ekici, Mehmet. “Diyarbakır Yöresi Alevi Ocakları Üzerine Bir Değerlendirme.” Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, Sayı 63, 2013, s. 231-246.

Akın, Bülent. “Alevi Ocakları ile İlgili Tespit Edilebilen En Eski Tarihli Belge: Ağuiçen Ocağı Şeceresi.” Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, Sayı 70, 2014.

Akın, Bülent – Yılmaz, Ozan. “Dede Garkın Ocağı’nın Diyarbakır Kolu ve Diyarbakır Kolundan Alınan İki Yeni Belge Üzerine Tarihî ve Edebî Bir İnceleme.” Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 2016.

Çakmak, Yalçın. Sultanın Kızılbaşları: II. Abdülhamid Dönemi Alevi Algısı ve Siyaseti. İstanbul: İletişim Yayınları.

Çakmak, Yalçın. “Dersim Yöresindeki Ocakların Kızılbaş/Alevi ve Bektaşi Geleneğiyle İlişkisi.” Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, Sayı 74, 2015.

Çakmak, Yalçın – Gürtaş, İmran. Kızılbaşlık, Alevilik, Bektaşilik: Tarih-Kimlik-İnanç-Ritüel.

Hukuki kaynaklar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Hasan ve Eylem Zengin/Türkiye.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Mansur Yalçın ve Diğerleri/Türkiye, 16 Eylül 2014. Karar, zorunlu din eğitimi ve Alevi inancına sahip ailelerin inançlarına saygı bakımından önemli bir içtihat oluşturmuştur.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. İzzettin Doğan ve Diğerleri/Türkiye, 2016.

Resmî kaynaklar

Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı. Kurumsal bilgiler ve 2022 sonrası faaliyetler.

Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı. Alevilik-Bektaşilik Sözlü Tarih Projesi, 2026.

Kaynak kullanım ilkesi

Bu dosyada tarihsel belge, akademik yorum, sözlü tarih ve toplumsal hafıza birbirinden ayrılarak değerlendirilmiştir.

Bir menkıbenin aktarılması onun tarihsel olarak kesin biçimde gerçekleştiğini kanıtlamaz.

Bir şecerenin bulunması, ocağın kendi soy ve meşruiyet anlatısının önemli bir belgesi olduğunu gösterir; ancak tek başına bütün Aleviliğin tarihini açıklamaz.

Bir devlet belgesi devletin bakışını gösterebilir; topluluğun kendi deneyimini bütünüyle temsil etmeyebilir.

Sözlü tarih ise yalnızca “ne oldu?” sorusuna değil, insanların yaşananları nasıl hatırladığını ve anlamlandırdığını da cevaplar.

Bu nedenle dosyanın temel yöntemi, farklı kaynakları karşılaştırarak çoğul bir tarihsel tablo ortaya koymaktır.

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Son Haberler

Alevilik: Rıza toplumunun hafızasını geleceğe taşımak

cemevleri aleviler
7 Ekim 2026
0

PİRYOL - Aleviliğin tarihi bir mezhep tarihi değildir. Bu tarih; göçlerin, devlet politikalarının, baskıların, katliamların, toplumsal dönüşümlerin, dayanışmanın, kimlik arayışlarının...

Daha fazlaDetails

Amedspor ve liderlikten ötesi

Amedspor Beşiktaş’a ilk yarıda acımadı
7 Ekim 2026
0

PİRYOL - Amedspor, Diyarbakır’da ağırladığı Trabzonspor ve Beşiktaş gibi 2 büyük takımı yenerek önemli bir prestij elde etti. Ama bundan...

Daha fazlaDetails

Altında yön arayışı: Gözler fed tutanaklarında

Altında yön arayışı: Gözler fed tutanaklarında
7 Ekim 2026
0

PİRYOL - Altın fiyatlarında son günlerde yaşanan dalgalanma, 7 Ekim 2026 Çarşamba günü yerini aşağı yönlü harekete bıraktı. Küresel piyasalarda...

Daha fazlaDetails

Bianet ve gazetecilerin X hesaplarına erişim engeli

Bianet ve gazetecilerin X hesaplarına erişim engeli
7 Ekim 2026
0

PİRYOL - Aralarında Bağımsız İletişim Ağı (Bianet) ve gazetecilerin de olduğu çok sayıda X hesabına erişim engeli getirildi. Engelli Web'in...

Daha fazlaDetails

Haber kategorileri

  • Alevi Haberleri
  • Bilim
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Kadın
  • Köşe Yazıları
  • Kültür & Sanat
  • Manşet
  • Özel Haber
  • Politika
  • Sağlık
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yaşam

Basın & Yayın Terimleri

  • Ajans
  • Aktüalite
  • Amors
  • Asparagas
  • Bülten
  • Demarkaj
  • Dezenformasyon
  • Distraksiyon
  • Enformasyon
  • Muhabir
  • Propaganda
  • Reyting
  • Sansasyon

En Son Haberler

  • Alevilik: Rıza toplumunun hafızasını geleceğe taşımak
  • Amedspor ve liderlikten ötesi
  • Altında yön arayışı: Gözler fed tutanaklarında
  • Bianet ve gazetecilerin X hesaplarına erişim engeli
  • Hakan Tosun davasında karar: 2 faile müebbet hapis

Biz kimiz

PİRYOL, Alevi haberlerini önceleyen güncel bir haber sitesidir. PİRYOL'un Alevileri öncelemesi diğer toplumsal kesimleri görmezden geldiği anlamına gelmez. Aksine, Aleviler başta olmak üzere tüm yok sayılan toplumsal kesimlerin sorunlarına duyarlıdır ve bunu yayın akışında titizlikle gözetir. PİRYOL, Pir Sultan Abdal'ın baş eğmez duruşunun yayın alanındaki günümüz temsilcilerinden biri olmanın azami çabasındadır.

  • Hakkımızda
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • Çerezler
  • İletişim

© 2021 Piryol.com "Son dakika ve güncel haber"

imunify-bot-check
Sonuç bulunamadı
Tüm Sonuçlar
  • Alevi Haberleri
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Politika
  • Dünya
  • Eğitim
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Kadın

© 2021 Piryol.com "Son dakika ve güncel haber"