Hakikat Yol’u (Alevi) inancı (öğretisi) yaradılışı değil, varoluşu merkeze alır ve varlık âlemi dışındaki hiçbir şeyi kabul etmez. Vardan var olma anlayışı: İnsan dahi tüm canlı canlı cansız varlıkların yoktan değil, vardan var olduğunu benimser ve bunu da hiçbir şey ‘yoktan var olmaz’ diyerek ifade eder. Var oluş anlayışına göre Hakk, gökte aranan, her şeyi yaratan (var eden) bir “Tanrı figürü” değil; var oluşun, evrensel hakikatin ve yaşam enerjisinin adıdır. Ben Hakk’ı, ‘ışıkta, toprakta, dağda taşta, suda, insanda’ bilirim anlayışı hakikatin özünü oluşturur.
Ancak bütün bunları bilip farkına varabilen bilge (olgun) insan, “İnsan Hakk’ta, Hakk insandadır” diyerek; Hakk’ı dışarıda değil, kendi özünde bulur. Çünkü Hakk ile insan arasında senlik ve benlik yoktur, birlik vardır. Varlığın birliği, evrendeki bütün varlıkların aynı cevherden (ışıktan-nurdan) olma (Çar (4) anasır (ateş-hava-su-toprak) bütünlüğün yani birliğin (varlığın birliği) ifadesidir. İnsanın Hakk’ta, Hakk’ın da insanda olma durumunu, Hakk ve Hakikat âşığı İsmail AYDIN (Âşık Daimî) Aşağıdaki iki dörtlüğünde şu şekilde anlatıyor;
“Kâinatın aynasıyım
Mademki ben bir insanım
Hakk’ın varlık deryasıyım
Mademki ben bir insanım
İnsan Hakk’ta Hakk insanda
Arıyorsan bak insanda
Hiç eksiklik yok insanda
Mademki ben bir insanım.”
Aynı zamanda insanın Hakk’ta, Hakk’ın ise insanda olma durumunu; Hallac-ı Mansur; “En-El Hakk” yani “Ben Hakk’ım, Hakk bendedir”, Hasan Sabbah; “İnsan Hakk’ın bir parçasıdır”, Pir Hace Bektaş Veli; “Ne ararsan kendinde ara”, Feridüddin-i Attâr ise; “İnsan Hakk ile özdeştir” diyerek hakikati dile girmişlerdir. Hakk ve hakikat âşığı, Âşık (Ozan) Gencî de “Çar anasır (4) bâbından nikâb büründüm” adlı deyişinde şöyle diyor;
“Çar (4) anasır bâbından nikâb büründüm
Bir noktadan hâsıl oldum arındım
Can gözüyle görenlere göründüm
Ne seyranım ben seyrandan içeri
Gencî hakikat’im şah-ı nurdayım
Ne yerdeyim ne gökteyim neredeyim
Mekân tutmaz ispat olmaz sırdayım
La mekânım la mekândan içeri.”
Gencî; “Çar anasır bâbından nikâb büründüm” derken: 4 element ile (ateş, hava, su, toprak) ile oluştum ve “bir noktadan hâsıl oldum arındım” diyor. Hâsıl olmak; “meydana gelmek, varlık kazanmak, gerçekleşmek” demektir! Başka bir deyişle nitelik kazanmak demektir. Burada Gencî, Bir noktadan hâsıl oldum derken, bir noktadan meydana geldiğini, bir noktadan varlık kazandığını, bir noktadan nitelik kazandığını söylemektedir… Bu nokta her şeyin başladığı yerdir. Bu nokta, sadece insanların değil, dünyanın, bütün canlıların ve içinde yaşadığımız evrenin başlangıç noktasıdır! Hakikat Yol’u (Alevi) düşünce tarzı işte bu başlangıca nokta-i vahit demiştir. Nokta-i vahit ile var olan varlığın mekânı Nur’dur (ışıktır), sıfatı (Cemal’i) ise güzelliktir. Sevgiyle. Aşk ile.


















































































