Merhaba. Umarım son savaşla ilgili korkunç yıkımlardan ve tehditlerden sonra daha beteri var mıdır? sorusunu sormayacağımız bir dünya kalır geriye!
2.Dünya Paylaşım Savaşı sırasında şöyle bir istihbarat alındığı iddia edilir: ” Naziler atom bombası yapmak üzereler, elimizi çabuk tutup onlardan önce atom bombasına sahip olmazsak vay halimize!” (Tam olarak nasıl bir bilgiydi bilmiyorum, biraz ekledim.) Kötü haber hemen ve hızlıca yay(dır)ılır. Einstein harekete geçer, zira Einstein o yıllarda bir “Barış savaşçısı” olduğunu ilan etmiştir.
Oppenheimer filmini izlediyseniz bu sürecin hikayesini az çok biliyorsunuzdur.
Bilmeyenler için kısaca özetleyeyim: Manhattan Projesi adıyla bilinir bu süreç. Dünyanın kalburüstü tüm Fizikçileri projeye dahil edilmeye çalışılır. Proje yürütücüsü ABD’li Fizikçi Oppenheimer’dir.
Projede esas fikirlerin kaynağının başında İtalyanların Einstein’i diye anılan Enrico Fermi vardı. Ciddi ve hızlı bir hazırlık ve çalışma sürecinden sonra üretilen bomba “deneme” aşamasındadır artık.
Bilim Tarihi Dersini verdiğim sıralarda okumuştum: Proje ekibi ve askeri/resmi gözlemciler korunaklı alanlarda denemeyi izlemeye hazırlanırken E. Fermi de ofisinde elinde bir kağıt parçasıyla ayakta beklemektedir. Bomba patlatıldığı anda kağıdı elinden bırakır ve sapma miktarını ölçerek bombanın şiddetini hesaplar. Bulduğu sonuç gerçeğe epey yakındı!
Sovyet Kızılordusu Almanya’nın bir bölümünü, ABD/Fransa/İngiltere de başka bölümlerini işgal etti ve Almanya 8 Mayıs 1945’te resmen teslim oldu!
O zaman ortaya çıkan gerçek şuydu: Evet, Naziler Nükleer Teknoloji( Reaktör vs) konusunda çalışıyorlardı ama Atom Bombasını yapacak durumda değillerdi ve böyle bir amaçları da yoktu.
Unutmadan: Bu korkunç savaşta 60 milyona yakın insan ölmüştür ve bunların 30 milyona yakını Sovyet Yurttaşlarıdır!
Sovyetler Nazi ordusunu, müthiş bir direnç ve özveriyle Stalingrad’da durdurup geri püskürtmeseydi dünyanın hali nasıl olurdu diye iyice düşünmek gerekir.
Gelin görün ki Japonya teslim olmadı diye Japonya ‘yı teslime zorlama gerekçesiyle Ağustos 1945’te Hiroşima(6 Ağustos) ve Nagazaki(9 Ağustos) şehirlerine atom bombası atıldı. Büyük bir yıkım oldu ve onlarca insan/hayvan/bitki yok edildi. Bombaların atıldığı yerlerde hala normal canlı hayata dönülmüş değildir.
Bilim İnsanlarına ve bazı politikacılara göre tek amaç Japonya’daki teslime zorlamak değildi: Sovyetler Birliğine karşı üstünlük sağlamak ve emperyal planları hayata geçirmekti. Bu görece “üstünlük” ve karşıt-propaganda sonucunda “Soğuk Savaş” başlatıldı. Sonrasında Sovyetler Birliği yıkıldı ve dünya tek kutuplu hale geldi.
Sonuçta öyle bir propaganda yapıldı ki sanki dünyayı Nazilerden ve Faşizm belasından ABD, İngiltere ve Fransa kurtarmış havası yaratıldı. Kitaplar, gazeteler ve filmler bu durumu gerçekmiş gibi yansıttı.
Şimdi, Yakın-Doğu’da yani hemen yanı başımızda benzer bir süreç yaşa/nı/tılı/yor. Temel amaç Yakın- ve Orta-Doğu’yu ve haliyle tüm dünyayı yeniden biçimlendirmek olmalı ki bu projeye karşı çıkan ülkelerde ardarda rejim değişikliği söz konusu ediliyor.
Binlerce ölü ve yaralı var. Sağ kalanlar açlık, susuzluk ve salgın hastalıkla yüzyüzeler.
Bu yıkım sürecinde askeri ve sivil yetkililere ek olarak Nükleer Fizikçiler de hedef alınıp öldürülüyor. Daha önce de “tehlikeli fikirlere” sahip olduğu iddia edilen bilim insanları öldürülmüş ya da sürgüne gönderilmişti. Fakat bu kadar geniş boyutlu bir “Nükleer Fizikçi Kırımı” yaşanmamıştı.
AB Ülkeleri ne yapıyor dersiniz bu arada? Silahlanma harcamalarını yükseltmeyi ve sömürü mekanizmalarını güçlendirmeyi tartışıyor!
Kapitalizm/Emperyalizm savaş(lar) olmadan tam egemenlik sağlayamıyor ve sömürüyü alabildiğince arttıramıyor.
Bu genel karakter ne yazık ki artık tüm dünyada hatta uzayda canlı hayatı, demokrasiyi ve insan haklarını tehdit ve hatta yok edecek noktaya gelmiş durumdadır.
Rosa Luxemburg’un 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında ortaya attığı ve geniş kesimlerce benimsenen sloganın işaret ettiği durumdayız: ” Ya sosyalizm, ya barbarlık!”
1945 ile 2025 arasında 80 yıllık bir zaman dilimi var. Bu zaman diliminde bilimsel ve teknolojik pek çok devasa gelişme yaşandıysa da hala açlık, kuraklık, susuzluk, kıtlık ve savaşlar devam ediyor .
Kapitalizm, “yoksullara ve tüketimde rolü olmayanlara ölüm!” sloganıyla hareket ediyor.
Bildiğimiz tek yaşanabilir gezegen olan Dünya hızla ömrünü tüketmeye ve hazin sona yaklaşmaya zorlanıyor.
Azeri Şair Nevruz Genceli’nin güzelce ifade ettiği gibi: “Men anayam bu sesimde yerin göğün derdi var/ Sulhe gelin ey insanlar yoksa dünya mehvolar!”
Madımak’ta yakılan fakat şiirleri ve deyişleriyle yaşayan Nesimi Çimen: ” Son bulsun savaşlar, kimse ölmesin!” diye haykırmıştı.
Nazım Hikmet:” Hiroşima’da öleli oluyor bir on(80) yıl kadar/ Yedi yaşında bir kızım/ Büyümez ölü çocuklar!” diye yazarak durumun vehametini anlatmıştı yıllar önce.
Fizikçilerin/Bilim İnsanlarının ve barışa ses olan Şairlerin ” sesini duyan var mı?”
Savaşsız ve sömürüsüz bir dünya için mücadele edelim!
Fizikle ve Bilimle ve de sağlıcakla kalın!
Dr. İrfan Açıkgöz




















































































Yüreğine bileğine beynine sağlık hocam.
Barışçıl bir bilim adamına yakışır bir makale.
İlgi ve dikkatle okuyorum, okunulmadı dileklerimle.
Yüreğinize sağlık.
Çok güçlü ve duygu yüklü bir metin yazmışsınız.
Tarihsel gerçekleri, güncel siyasi olaylarla ilişkilendirerek geçmiş ve gelecek ile birlikte barışın ne kadar değerli olduğu çarpıcı şekilde vurgulamışsın.
Tüm canlılar için oldukça önemli bir süreç (insan-hayvan-doğa) umarım fiziksel denge korunur. Emeğine sağlık, slmlar
Yüreğine sağlık hocam.
Men anayam bu sesimde yerin göğün derdi var/ Sulhe gelin ey insanlar yoksa dünya mehvolar!”
Barış yoksa insanlık kendi sonunu hazırlar demektir.
Yazıyı büyük ilgiyle okudum. Tespitler ve değerlendirmeler çok yerinde.
Öncelikle her halükarda sağlık dolu ve dünya barışına dair bir yaşam diliyorum ve yüreğine sağlık, gerçek olan yaşanmışlıkları kalrmilinle dile getirmişsin bir kez daha can sağlığı diliyorum.
Yeryüzünde başlangıcından günümüze kafar syrup gelen insan yaşamı her geçen gün gerek feodal gerek makinelesme ve devamında dijital modernite dediğimiz zaman dilimlerinde insanlar hep birbirini sömürmüş, eziyet etmiş oda yetmemiş katletmiş ve halada devam etmekte.
Türlü bahaneler ve entrikalarla elde birşeyler edeceğini zannedenler sonuç itibariyle yeryüzündeki tüm yaşamı ve kendilerininde yok olacağını hazırlama arifesindeler.
Birkez daha yüreğine sağlık aydınlatıcı makalelerin devamını zevkle okumayı beklerken kolaylık ve sağlık diliyorum sevgili can dostum.
Bilinenleri de somut verilerle derinleṣtiren, gün ıṣığına çıkaran, değiṣik açılardan bir kez daha düṣündüren içerikli…
Örneklerin, saptamaların günümüz dünyasına bağlantısı özellikle önemli…
Olayların nasıl geliṣtigi, o dönemin sonuçlarının vurgusu bu dönemi daha anlaṣılır olarak sergiliyor…
Beyinsel birikimine, birikimi bize ulaṣtıran “iṣbirlikçilerine”!!!
sağlık diliyorum güzel değerli dost…