Emekçilerin ve Ezilen Halkların Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü olan 1 Mayısa yaklaştığımız günlerdeyiz. Akıl almaz gelişmeler yaşanırken Üniversite /Lise Gençliği ve Boğaziçi Üniversitesinde özerklik ve özgürlük sevdalısı Meslektaşlarımız hala ayaktalar ve direniyorlar. Selam olsun!
Silivri merkezli İstanbul ile Sivrice merkezli Elazığ depremleri sonrası deprem gerçeği ve önlemler konusunda yazmak bir zorunluluk oldu.
Bu güncel ve önemli konuya başlamadan önce 29 Nisan 2017 tarihli ve 689 numaralı KHK(Kanun Hükmünde Karaname!) marifetiyle benim ve “Barış Akademisyeni” meslekdaşlarımın Dicle Üniversitesinden ihraç edilmelerinin yıl dönümü olması sebebiyle biraz dertleşmek istiyorum: Sur İlçesi dahil çeşitli yerleşim birimlerinde başlayan çatışmalı süreç ve ilan edilen sokağa çıkma yasaklarının sonlandırılması amacıyla “Bu Suça Ortak Olmayacağız!” başlıklı bildirinin okunmasından sonra Akademide başlatılan “Cadı Avı”ndan bahsediyorum.
29 Nisan 2017’yi izleyen günlerde Dicle Üniversitesi Lojmanları baskınlara, evde olmayanların kapılarının çilingir vasıtasıyla açılmasına, dijital materyallere el konulmasına ve ardından çeşitli Fakültelerde bulunan Ofislerde arama yapılmasına tanık oldu. Akademisyenler gözaltına alındılar ve zırhlı araçlarla Emniyet Müdürlüğü TEM Şubeye götürüldüler. O sırada evde olmadığımızdan daha sonra ifade vermeye gittim. Lojmanları ve ofisleri boşaltmamız istendi, lojman-giriş kartlarımız ve banka kartlarımız hemen iptal edildi ve haber verilmeden ofislerimizin anahtarları değiştirildi.
Bu zorlu ve karanlık süreçte lojmanlara gelerek yardımcı olan Avukat arkadaşlara ve duyarlı lojman sakini komşularımıza ve bizlere sahip çıkmaya çalışan onurlu meslekdaşlarımıza, idari personelimize, Eğitim-Sen yönetici ve üyelerine ve öğrencilerimize tekrar ve binlerce teşekkür ediyorum.
Soruşturma, kovuşturma, duruşma vb derken AYM’nin verdiği “hak ihlali” kararı üzerine beraat ettik ve göreve iade için OHAL Komisyonuna başvurduk. Bazılarımız göreve iade edildi, bazılarımız hala iade edilmeyi bekliyor ve bazılarımız da göreve iadeye rağmen Üniversite Yönetimlerinin itirazı sonrası tekrar ihraç edilmiş durumda…Sebep olanlar, seyirci kalarak Akademinin Onurunu karalayanlar, mahkeme kararlarını hiçe sayanlar, 10 ile 35 yıllık özverili bilimsel çalışmalarımızı ve üstün hizmetlerimizi( Araştırma, Eğitim/Öğretim, İdari Görevler, başarıyla yürütülen yerel/ulusal/uluslararası projeler, Master ve Doktora Tez Danışmanlıkları…) bir anda yok sayanlar da suç ortaklarıdır.
Bu kötü ve meşakkatli süreçte ailelerimiz adeta açlığa mahkum edildi, bazı meslekdaşlarımız, eşlerimiz ve çocuklarımız psikolojik tedavi almak zorunda kaldılar. Bize yapılan kötülükleri de iyilikleri de hiç unutmadık, unutmayacağız!
Bir önceki yazıda söz konusu ettiğim Aptallığın Teorisi ile Üniversitelerinin içinin niçin boşaltıldığı arasında yakın bir bağlantı var elbette…
Şu an her bölge deprem potansiyeline sahiptir ve hepsi periyodik olan büyük depremlerin tarihleri yaklaşmaktadır. Bu sebeple acilen ne yapmalıyız ve nasıl önlem almalıyız sorusuna akılcı cevaplar vermeye çalışayım.
a. Öncelikle yere düştüğünde hasar verebilecek eşyalar duvarlara sabitlenmelidir.
Üst raflarda bulunan ağır ve cam eşyalar kaldırılmalıdır.
b. Oturulan ve yatılan alanlar pencerelere ve ağır rafların altından uzaklaştırılmalıdır.
c. İçinde ilkyardım seti, düdük, su, fener, pil, biraz para ve kimlik fotokopileri olan bir acil deprem çantası hazırlanıp ulaşması kolay bir yere bırakılmalıdır.
d. Eskiyen gaz hortumları, elektrik kabloları ve prizler kontrol edilip yenilenmelidir.
e. Daha önceki depremlerde fazla sağlam olmadığı anlaşılan evlerde devrilmesi zor ve dayanıklı nesnelerin yanında çömelerek ve kafayı da koruyarak hayatta kalmayı amaçlayan “Hayat Üçgeni” sağlanmaya çalışılmalıdır.
f. Görece sağlam evlerde ise “çök, kapan ve sağlam bir yere tutun” yöntemine göre hareket edilmelidir.
g. Pencerelerden uzak durulmalı ve panik içinde asansörlere, merdivenlere koşmak yerine deprem çantası ile birlikte ev içinde önceden tespit edilmiş güvenli yere ulaşılmaya çalışılmalıdır.
Bilimle/Fizikle kalın…
Dr. İrfan Açıkgöz



















































































